Gayet iddialıyız.We're very determined.
Merkezin, Kosova çerçevesi ve realitesi hakkında iddialı planları var.The centre has ambitious plans within the Kosovo framework and reality.
Öğretmen ve personel maaşları öel okullardakilere kıyasla oldukça iddialı kabul ediliyor.Teacher and staff salaries are considered quite competitive to those in the public schools.
Yunanistan 2011 yılı için iddialı bütçe tasarruf hedefleri koyduGreece sets ambitious 2011 austerity budget goals
Atina, yaklaşmakta olan Olimpiyatlarla ilgili iddialı bir kültürel etkinlik programını açıkladı.The city of Athens unveiled an ambitious cultural events programme for the upcoming Olympics.
Karadağ, okullarını yeniden canlandırmak için iddialı bir program başlattı.Montenegro has embarked on an ambitious programme to revamp its schools.
Hükümetin iddialı bir hedefi var: 2013 yılı sonuna kadar AB ile tam uyum.The government has set an ambitious goal: full harmonization with the EU by the end of 2013.
Lagarde, "Bu kolay bir program değil; iddialı bir program." dedi."It's not an easy [programme]; it's an ambitious one," she said.
Yerine daha az iddialı Gümrük Tarifeleri ve Ticaret Genel Anlaşması (GATT) kabul edildi.As a result, the ITO never came into existence.
Bu iddialı proje, zamanının ötesindeydi, ilk kez 1962'de önerildi ve modellendi.This ambitious project was ahead of its time, first being proposed and modeled in 1962.
Bu çok iddialı bir proje.Es ist ein ehrgeiziges Vorhaben.
Yönetmen bu sırada daha iddialı bir Hollywood projesiyle ilgilendi.Der Regisseur wurde inzwischen in ein wesentlich ambitionierteres Hollywood-Projekt involviert.
İddialı bir banka memurudur.Oper einer Privatbank.
Tabak, aynı yıl iddialı bir kadro kuran Fenerbahçe'ye transfer oldu.Das Postamt Metelen wurde im selben Jahr in eine Postagentur, unterstellt Burgsteinfurt, umgewandelt.
Demiryolunun inşası yerel koşullar altında çok iddialı bir girişimdi.Le ravitaillement de l'île se faisait dans des conditions terribles.
Besteci filmden etkilenmiş ve bunun çok iddialı bir iş olduğunu düşünmüştür.El compositor quedó asombrado con el filme y pensó que iba a ser un desafío demasiado grande.
2MASS Gökyüzü haritalarında bugüne kadarki en iddialı proje.2MASS es el proyecto más ambicioso para hacer un mapa del cielo nocturno actual.
2000-01 sezonuna da yine iddialı girilmiştir.Durante la temporada 2000-01 la historia se repitió.
Demiryolunun inşası yerel koşullar altında çok iddialı bir girişimdi.Logró construir el ferrocarril dentro del presupuesto y con un horario muy ajustado.
Ayrıca iddialı yeni yapılar da kurulmuştur.También se han encontrado materiales de construcción.
Plan iddialıydı fakat yine de Vatutin tarafından çok iyi sürdürüldü.Éste caballo tenía buena andadura, sin embargo era exageradamente compacto.
Resimleri daha büyük, daha iddialı ve ve daha bilinçli tasarlanmış hale geldi.Eran días imaginarios pero más calientes, más deseados y perfumados.
İddialı bir banka memurudur.È sede di una banca.
Bizans tarihinin orta döneminde çok iddialı mimari projeler görülmez.Il periodo intermedio della storia bizantina non vide ambiziose opere architettoniche.
Şarkıya yaz aylarında iddialı bir klip çekilmiştir.La canzone ripercorre le vicende di una notte d'estate.
Resimleri daha büyük, daha iddialı ve ve daha bilinçli tasarlanmış hale geldi.Живопись его стала строже, продуманнее.
Harekâtın başlıca kusuru faaliyet alanında fazlaca iddialı olmasıydı.КОНЕЧНО ЖЕ, ФИКТИВНО Вы попадали в экстремальные ситуации на работе?
"İddialı maçta G. Saray".Лауреат конкурса им. П. Сарасате.
Şarkıya yaz aylarında iddialı bir klip çekilmiştir.Есть песня про любовь , которую я пережил летом.
Jackson, albümün hazırlık aşamalarında, albümüne iddialı bir rock şarkı konulmasını istemiştir.Джексон хотел, чтобы на его новом альбоме была песня c тяжёлым рок-звучанием.
Yine de onun saltanatı, iddialı bir dış politika ve güçlü bir diplomasi ile işaretlenmiştir.Ainda assim, seu reinado foi marcado por uma ambiciosa política externa e uma vigorosa diplomacia.
Yönetmen bu sırada daha iddialı bir Hollywood projesiyle ilgilendi.O diretor, enquanto isso, estava envolvido em um projeto muito mais ambicioso em Hollywood.
2006 yılında Serie B'nin iddialı kulüplerinden Genoa teknik direktörü oldu.Assumiu o cargo de técnico do América, interinamente, na Série B de 2006.
Besteci filmden etkilenmiş ve bunun çok iddialı bir iş olduğunu düşünmüştür.O compositor ficou atônito com o filme, e achou que seria muito desafiador.
"Bağlarbaşı Futbol Takımı Lig'e Antrenör Bülent Gürbüz yönetiminde iddialı olarak hazırlanıyor".«Equipa sénior de andebol do Benfica já treina em Vouzela».
İddialı bir banka memurudur.Propriedade de um banco.
Suavi; hırçın, aşırılıklarla dolu, uyumsuz, iddialı, dost tutamayan bir insandı.Havia, ali, estranheza, uma face não iluminada, misteriosa.
1923'te Alexandre Lacarré dizginleri devraldı ve şirket için bir dizi iddialı proje yürüttü.Alexandre Lacarré nam in 1923 de leiding over en voerde een aantal ambitieuze projecten door.
Şarkıya yaz aylarında iddialı bir klip çekilmiştir.Het lied werd die zomer onverwacht een radiohit.
Hiç bu kadar iddialı konuşmamıştım ama Karizma'nın 2009 yılının albümü olacağından eminim.Vlak voor deze laatste optredens was Krezip ook te zien op Pinkpop 2009.
Resimleri daha büyük, daha iddialı ve ve daha bilinçli tasarlanmış hale geldi.Zijn stijl werd eleganter en vooral ook gedetailleerder.
İddialı olmayı öğrenmelisiniz.Jullie moeten leren assertief te zijn.
Hiç bu kadar iddialı konuşmamıştım ama Karizma'nın 2009 yılının albümü olacağından eminim.Nie ma go na żadnym studyjnym albumie Kylie, ale można go wysłuchać na składance "Ultimate Kylie" z 2004.
Ayrıca iddialı yeni yapılar da kurulmuştur.Även fasaden är nytillverkad.
Yine de onun saltanatı, iddialı bir dış politika ve güçlü bir diplomasi ile işaretlenmiştir.Nicméně jeho vláda se vyznačovala ambiciózní zahraniční politikou a aktivní diplomacií.
Besteci filmden etkilenmiş ve bunun çok iddialı bir iş olduğunu düşünmüştür.Skladatel byl filmem ohromen a vycítil, že to je pro něj příliš velká výzva.
Ayrıca iddialı yeni yapılar da kurulmuştur.Vybudovány byly také nové toalety.
Suavi; hırçın, aşırılıklarla dolu, uyumsuz, iddialı, dost tutamayan bir insandı.Jednalo se o výstředního, neschopného, neupraveného a zapáchajícího (ale milého) čaroděje Čáryfuka.
32 bölüm süren dizi yılın iddialı televizyon yapımları arasında yer almıştır.Druhá třináctidílná řada byla určena přímo pro televizi.
Yine de onun saltanatı, iddialı bir dış politika ve güçlü bir diplomasi ile işaretlenmiştir.Cu toate acestea, domnia sa este marcată de o politică externă ambițioasă și o diplomație viguroasă.
Resimleri daha büyük, daha iddialı ve ve daha bilinçli tasarlanmış hale geldi.Textele sunt mai incisive, mai penetrante ca niciodată.
Bu çok iddialı bir proje.Acesta este un proiect foarte ambițios.
Demiryolunun inşası yerel koşullar altında çok iddialı bir girişimdi.A vasút építői extrém körülményekkel találták szembe magukat.
Üç kulvarda da iddialı olmak istiyoruz" dedi.Én három kontinensen ténykedtem.”
Yine de onun saltanatı, iddialı bir dış politika ve güçlü bir diplomasi ile işaretlenmiştir.Η βασιλεία του χαρακτηρίζεται από μια φιλόδοξη εξωτερική πολιτική και μια έντονη διπλωματία.
Ayrıca iddialı yeni yapılar da kurulmuştur.Έφτιαξαν ακόμα και νέες μεθόδους τελετουργίας.
Hiç bu kadar iddialı konuşmamıştım ama Karizma'nın 2009 yılının albümü olacağından eminim.Η μελωδία γράφτηκε από τον Ντούσαν Σέστιτς ενώ ο ύμνος δε διέθετε στίχους ως το 2009.
Yine de onun saltanatı, iddialı bir dış politika ve güçlü bir diplomasi ile işaretlenmiştir.Ellers var hans udenrigspolitik præget af udstrakt diplomatisk aktivitet.
Plan iddialıydı fakat yine de Vatutin tarafından çok iyi sürdürüldü.Flyet var af enkel konstruktion, men dog meget robust.
Yine de onun saltanatı, iddialı bir dış politika ve güçlü bir diplomasi ile işaretlenmiştir.Likevel er hans regime markert av en ambisiøs utenrikspolitikk og omfattende diplomati.