Doğası gereği iddialıydı.He was assertive by nature.
O iddialıdır.She's assertive.
Tom oldukça iddialı.Tom is fairly pretentious.
İddialı olmayı öğrenmelisiniz.You need to learn to be assertive.
Tom iddialı.Tom is assertive.
Sen iddialısın.You're assertive.
Gerekirse iddialı olabilirim.I can be assertive if necessary.
Bu iddialı bir plan.It's an ambitious plan.
Tom'un çok iddialı olduğunu düşünüyorum.I think Tom is too assertive.
Sanırım yeterince iddialı değilim.I think I'm not assertive enough.
Tom iddialı görünüyor.Tom seems assertive.
Tom çok iddialı.Tom is very assertive.
Tom çok iddialı değil.Tom isn't very assertive.
Tom iddialıydı.Tom was assertive.
İddialı mıydın?Were you assertive?
Onun iddialı tavrını oldukça kaygılı buldum.I found his pretentious demeanor quite disconcerting.
Onlar çok iddialıydı.They were very assertive.
Nasıl iddialı olacağını öğrenmen gerekiyor.You need to learn how to be assertive.
Kadınlar işyerinde iddialı olduklarından cezalandırılıyorlar.Women get penalized for being assertive at work.
Tom'un iddialı hedefleri var.Tom has ambitious goals.
Ben yeterince iddialı değildim.I wasn't assertive enough.
Daha iddialı olmalıydım.I should've been more assertive.
Tom çok iddialı değildi, değil mi?Tom wasn't very assertive, was he?
Tom çok iddialıydı.Tom was very assertive.
Tom, Mary'nin iddialı olduğunu söyledi.Tom said that Mary was assertive.
Tom iddialı ama Mary değil.Tom is assertive, but Mary isn't.
Tom'un göründüğü kadar iddialı görünmüyorsun.You don't seem to be as assertive as Tom seems to be.
Bu çok iddialı bir ifade olur.That would be a very strong choice of words.
Yönetmen bu sırada daha iddialı bir Hollywood projesiyle ilgilendi.The director meanwhile had become involved in a much more ambitious Hollywood project.
Demiryolunun inşası yerel koşullar altında çok iddialı bir girişimdi.Building the railway was a very ambitious undertaking under local conditions.
Yine de onun saltanatı, iddialı bir dış politika ve güçlü bir diplomasi ile işaretlenmiştir.Yet his reign is marked by an ambitious foreign policy and a vigorous diplomacy.
Şarkıya yaz aylarında iddialı bir klip çekilmiştir.By the summer a run on the pound was threatened.
Hiç bu kadar iddialı konuşmamıştım ama Karizma'nın 2009 yılının albümü olacağından eminim.I Never Said I Was an Angel is a 2009 album by Pauline Kamusewu.
Kateřina Siniaková da turnuvanın başında 1 numara için iddialıydı.Kateřina Siniaková was also in contention for the top ranking at the start of the tournament.
"Bağlarbaşı Futbol Takımı Lig'e Antrenör Bülent Gürbüz yönetiminde iddialı olarak hazırlanıyor"."Mac College head football coach abruptly resigns".
Plan iddialıydı fakat yine de Vatutin tarafından çok iyi sürdürüldü.The building was well guarded but they succeeded nevertheless.
Biraz daha iddialı, değil mi?A bit more challenging, right?
Son derece iddialı bir hırs budur, ama biz hedefliyoruz.Now that is an incredibly ambitious ambition, but that is what we are aiming to do.
Biraz iddialı ve anlaşılmaz olun.Be a little artsy and inarticulate.
Bizim iddialı bir programımız var.So we have a very ambitious program.
"Çok iddialı sözler etmeyin" (Kahkahalar)"Don't use big words." (Laughter)
Biraz fazla iddialı.She's a little out for herself.
En iddialı çevreciler bile çamaşır makinası kullanıyorlar.Even the hardcore in the green movement use washing machines.
Bayağı iddiali bir yorum.So that's a pretty strong comment there.
İddialıyız diyorsunuz.You say you are ambitious.
Ben isimlere bakıyorum UBS, Moody's, Goldman Sachs, finansta'da bayaa iddialısınız.I look at the names of UBS, Moody 's, Goldman Sachs, you are very ambitious in finance.
Ev kağıttan paravanlarla bezeli, iddialı mı iddialı,Rice Paper partitions, Modern art and ambition
Çok iddialı olsa da, dünyanın kaybı.And at the risk of sounding grandiose, it is the world's loss.
Bu çok iddiali bir düşünce.And this is a very challenging idea.
Yüksek başarılı sistemler yelpazenin tümünde net ve iddialı standartlar paylaşıyorlar.High-performing systems also share clear and ambitious standards across the entire spectrum.
Bu çok iddialı bir hedef fakat biz inanıyoruz ki politik irade ile mümkün olabilir.It's a very ambitious goal but we believe it can be achieved with political will.
Bunlardan en iddialı olanı ticaret anlaşmalarıydı.The most ambitious in scope are trade agreements.
Yeni hükümet, ekonomi güdümlü iddialı bir gündem belirledi.The new government sets an ambitious, economics-oriented agenda.
Bu yıl hedefler daha iddialı.This year, the goal is more ambitious.
Bazılarına göre BH'nin AB üyelik süreci planı fazla iddialıBiH's EU bid plan is overly ambitious, some say
Periklis Iakovakis 400m engellide iddialı.Periklis Iakovakis is expected to be a strong contender in the 400m hurdle.
AKP’nin iddialı planıAKP’s ambitious plan
Bu iddialı bir hedef, ancak imkansız değil.This objective is ambitious, but not impossible.
Yunanistan'dan iddialı bir özelleştirme planıGreece announces ambitious privatisation plan
Şu ân için, herkesin dönüşü için bir tarih belirlemek çok iddialı olur." dedi.So far, it is too ambitious to set a deadline for everyone's return," Manasievski said.