Ana içeriğe geç
Sözlük

iddia ile cümle

iddia kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Bauer Marx ve Engels'in onun söylemek istediklerini yanlış anladıklarını iddia etti.Bauer egy erőtlen cikkel reagált, melyben azt hajtogatta, hogy Marx és Engels nem értik a gondolatait.
Çok güzel olduğuna dair iddialar vardır.Nevezetesen az, hogy gyönyörűek.
Rabiye Kadir bu iddiaları yalanladı.(Ezt Raji hazudta neki.)
Fakat, bu iddiayı destekleyen tarihi bir kanıt bulunmamaktadır.Azonban állítását semmilyen történelmi tény nem támasztja alá.
Ayrıca Papa'nın İslam dininde akılla Tanrı arasında bir ilişki olmadığı iddiası şiddetle eleştirildi.Emellett kinyilvánította, hogy hitbéli kérdésekben a pápa álláspontját nem lehet megkérdőjelezni.
Polislerin Bronz Çağında mevcut oldukları iddia edilmiş.A község már a bronzkorszakban létezett.
Bunun teknik bir hata olduğunu iddia etti.Ott azt állította a szabálytalankodás véletlen volt.
Dünyanın en büyük ahşap binası olduğu iddia edilmektedir.A világ legnagyobb fái közé tartozik.
Bazılarıda bu yaratıkların tamamen hayal ürünü olduğunu iddia etmişlerdir.Ezután már mindannyian érezték, hogy valami fantasztikusat fognak alkotni.
Başka bir iddiaya göre Keçi Adam bir insanın ve keçinin cinsel ilişkisinin sonucudur.Ennek egyik oka lehet, hogy az ugatás fő funkciója az ember és a kutya közötti kommunikációban keresendő.
Tugayın emekli muharipleri Katz hakkında iftira attığı iddiasıyla dava açtı.Az exférj azonban keresetet adott be, hogy Tesst ő nevelhesse.
Tüm iddialar Dışişleri Bakanı Dean Rusk’ a karşı çevrilmişti.Dean Rusk, amerikai külügyminiszter élesen elítélte az akciót.
Acak Pliny, bu iki ulusun farklı olduğunu iddia eder.Pecz Vilmos feltételezése szerint a két személy azonos.
Örneğin Göktürk, en büyük devlet olma iddiasını içerir.Ilyen például az olyan ember, aki azt állítja, hogy a szépség a legnagyobb kincs.
1939 yılında Japonya resmen Antarktika'da toprak iddia etti.1969-ben kezdtek módszeres meteoritgyűjtést az Antarktiszon a japánok.
Her nasılsa, İoannis Zonaras onun senatonun bizzat kendisi tarafından seçildiğini iddia eder.Ióannész Zónarasz szerint is a szenátus támogatottja volt.
Bataryaların eskiden de bilindiğine dair birtakım iddialar mevcuttur.Bár az egykori bányamunkások minden bizonnyal tudtak róla.
Geri çekilmenin sebeplerine yönelik çeşitli iddialar vardır.Több oka is volt a visszavonulásra.
Bu gezi on yıllar sonra suçlamanın bir kanıtı olarak iddia edilecekti.Az ügyészség akkor is, majd tíz évvel később is öngyilkosságnak minősítette az esetet.
Bilim felsefecileri hiçbir şeyi mutlak bir kesinlikle bilmediğimizi iddia etmektedirler.Az agnosztikusok állíthatják, hogy nem lehetséges abszolút vagy biztos tudásunk.
Paradokson, paradoks (karşıt düşünce) içeren iddia anlamındadır.A szó a paradoxon kifejezéssel rokon értelmű.
Sagawa'nın iddialarına göre kadın uyanmış ve onu yere itmiştir.Sawaya elmondta, hogy Gaga felvette vele a kapcsolatot, hogy közreműködjön a klipben.
Bu iddiası temelde doğru olmakla birlikte eksikti.Tény, hogy a legtöbb esetben ez a vád igaz volt.
Kitabın en az 1370 yıllık olduğu iddia edildi.Első írásos említése 1370-ből származik.
Fakat bu iddialar hiçbir zaman kanıtlanamamıştır.Gyakorlatilag ez soha nem talált bizonyításra.
Madde 22 – Yahudi manipulasyonları ve gücü hakkında geniş kapsamlı iddialarda bulunur.78–79. kánon A zsidók és muzulmánok megkülönböztető ruhaviseletei.
Kamuflaj rengini sever ve bunun renk olduğunu iddia eder.Aki felpróbálja a szemüveget, annak tetszik a sok szín.
Keegan 25 tümen olduğunu iddia etmektedir.Akusai járás (Акушинский) 25 szelszovjet.
Deprem bulutları, depremden önce belirdiği iddia edilen bulutlardır.A telihold kijön a felhők mögül, és eszükbe jutnak a korábban kapott tanácsok.
Katliamın ardından Fransız hükümeti olaylarda sadece üç kişinin öldüğünü iddia etti.A kormány szerint az összecsapásokban három katona meghalt.
Hatta bunun dışında gerçek olma olasılığı daha az olan bazı iddiaları da vardır.Ezen kívül nagyon kevés tény van, amit biztosan lehet állítani róla.
Yeni Yugoslavya devleti ancak 1996'da bu iddiasından vazgeçti.A válogatottban 1996-ban, Jugoszlávia ellen mutatkozott be.
Bu bildiride Sarısülük'ün Türkiye İhtilalci Komünistler Birliği üyesi olduğu iddia edildi.Ekkor egy török adóösszeírás szerint a koppányi szandzsák része volt.
Bu arada Boniface'in Montferrat'tan akrabaları da Epir üzerinde hak iddia ediyorlardı.Ezek között volt Boniface de Montferrat is, aki Svábiába utazott Fülöp nevű unokatestvéréhez.
Ortada bir başka filmde görülmüş bir iddia vardır ve filmdeki iddia gerçeğe dönüştürülmek istenmektedir.Bizonyos esetekben szükséges a film történetének ismerete, hogy a sorozat eseményei érthetőek legyenek.
Kim ve Toole bu iddiayı tartıştılar.Jan ja Mimi riiteli ja tappeli.
1970'te Beverly Oliver isimli bir kadın ortaya çıktı ve Bayan Babuşka'nın kendisi olduğunu iddia etti.Vuonna 1970 Beverly Oliver -niminen nainen väitti olevansa Babuška-nainen.
Yine Sigmund Freud, insanların doğal olarak biseksüel olduğunu iddia etmiştir.Psykologi Sigmund Freud uskoi ihmisen olevan luonnollisesti biseksuaalinen.
Bunun teknik bir hata olduğunu iddia etti.Virallinen kanta on, että onnettomuuden aiheutti tekninen vika.
Saldırı sonucunda 35 IŞİD üyesinin öldürüldüğü iddia edildi.Tapauksessa epäiltiin rikoksesta 35 mielenosoittajaa.
Lucas kendi iddiasına göre 116.Anssi Laine säesti 16 osumalla.
Olayın siyâsî bir sabotaj olduğu da iddia edildi.Syyksi todettiin virallisesti sabotaasi.
Dinler, bu tip şeylerin var olduğunu iddia ederler.Toisten mukaan tällaisia arvoja on olemassa.
Bu müzisyen ailenin iyi bir arkadaşı olduğu iddiasındadır.Child on kertonut olevansa yhtyeen musiikin suuri ystävä.
Mısır'da doğduğuna dair iddia da vardır.Toinen teoria väittää hänen syntyneen Indonesiassa.
Bu iddia Arabistanlı Lawrence filminde de yer almıştır.Hänestä kertovaa elokuvaa Arabian Lawrencea kuvattiin myös alueella.
Bu iddiasında da haklıdır.Väittämä on mitä ilmeisimmin oikein.
Blender albüm için 1 yıldız verdi, Iommi’nin Black Sabbath ismini pisletmeye devam ettiğini iddia etti.Blender antoi albumille kaksi tähteä ja sanoi albumin muistuttavan Black Sabbathia vain nimeltään.
Transferin bedeli tam olarak açıklanmasa da bazı yayın organlarında 25 Milyon Euro olduğu iddia edildi.Siirtosummaa ei julkaistu, mutta englantilaisten lehtitietojen mukaan se oli noin 24 miljoonaa euroa.
Pirioğlu hakkında hayli ilginç bir iddia ise şöyledir.Tunnettu erikoistapaus riutasta on koralliriutta.
Fakat bu iddialar hiçbir zaman kanıtlanamamıştır.Tätä ei ole kuitenkaan voitu koskaan todistaa.
Fakat bazı saraylılar bunun bir kandırmaca olduğunu iddia etmişlerdir.Jotkut uskovat, että tämä on vain sattumaa.
Fakat bölge üzerinde Polonya da hak iddia etmekteydi.Sopimuksen mukaan Puolalla oli kaupungissa eräitä taloudellisia oikeuksia.
(Onun yazdığı iddia ediliyor ama bana inandırıcı gelmiyor.)(Nykyään uskotaan, ettei hänellä todella ollut niitä.)
Fakat Başkan Seraphina Picquery ve Sihir Güvenliği Müdürü Percival Graves iddiaları reddeder.Presidentti Seraphina Picquery ja pääaurori Percival Vaka ovat kuitenkin liian kiireisiä kuunnellakseen häntä.
Cameron, önce iddialarla bağlantısını inkar edip daha sonra ise kabul etti.Edwards kielsi ensin suhteen olemassaolon myöntäen sen myöhemmin.
Hatta Aristo hareket eden her şeyin başka bir şey tarafından hareket ettirildiğini iddia etmiştir.Aristoteles sen sijaan sanoo, että kaikki, mikä liikkuu, on jonkin toisen liikuttamaa.
Fakat, bu iddiayı destekleyen tarihi bir kanıt bulunmamaktadır.Historiallista tukea tälle väittämälle ei ole olemassa.
Oktar günümüzde antisemitizmin pagan ve Darwinist kökenleri olduğunu iddia etmektedir.Nykyään Yahya on sitä mieltä, että antisemitismillä on pakanalliset ja darwinistiset juuret.
Tek haklı iddiamız.Ainoa oikea.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod