Bu cinayetin ABD istihbarat örgütü CIA tarafından işlendiği iddia edildi.Její členové měli údajně podstoupit výcvik CIA.
Tekçilik (monism) ontolojik olarak zihin ve bedenin ayrı olmadığını iddia eder.Monismus je přesvědčení, že mysl a tělo nejsou ontologicky rozdílné entity.
Ancak bazı kesimler bunun tersini iddia etmektedir.Nalezený nápis ale tvrdí přesný opak.
Bazılarıda bu yaratıkların tamamen hayal ürünü olduğunu iddia etmişlerdir.Ostatní považují taková tvrzení za produkt příliš bujné fantazie.
Buna karşılık Çin Halk Cumhuriyeti dağın tamamı üzerinde hak iddia etmektedir.Na celé území provincie si činí nárok Čínská lidová republika.
Ayrıca iddialı yeni yapılar da kurulmuştur.Vybudovány byly také nové toalety.
Batı medyası, sık sık Novorossiya milislerinin Rusya tarafından desteklendiğini iddia etmektedir.Augusta Poniatowského, jenž byl podle šlechtické opozice stále více závislý na ruské podpoře.
Bazı çeşitler% 100 meyve suyu içerdiğini iddia ediyor.Velké procento vody obsahuje ovoce.
El Cid'in olduğu iddia edilen kılıçtır.El Cid měl také meč pojmenovaný „Colada“.
Nietzsche İngiliz psikologlarını, iddialarının psikolojik bir tutarsızlık içerdiğini söyleyerek de eleştirir.Nietzsche nevěří anglickým psychologům, kteří spatřují vznik morálky ve zvyku.
ABD ve İngiltere bu iddiaları ne kabul etmek ne de inkar etmek için pek çaba sarfetmedi.Spojené státy nebyly schopny nebo ochotny tyto důkazy dodat.
Sarah ve Henry'nin yazar olarak kabilyetlerinin eşit olduğunu iddia etmiş.Jak předpokládal, Charles a Jane považovali jeho chování za nevhodné.
Ayrıca, keskin nişancıların minarelerin bazılarında yuvalarını yaptıklarını iddia ettiler.Oponenti naopak poukazují na nedostatky pušky SCAR.
Fakat 19. yy. dan itibaren tarihçiler bunun gerçek olmayan bir mit olduğunu iddia etmişlerdir.Ke konci 19. století došli bibličtí historici k názoru, že se jednalo o jedlý lišejník.
Tek haklı iddiamız.No prostě ideál.
Habsburglar’dan ayrılıp Fransa’ya bağlanmak istediği iddia edilir.Postupně se odklonil od Habsburků a orientoval se na Francii.
Suavi; hırçın, aşırılıklarla dolu, uyumsuz, iddialı, dost tutamayan bir insandı.Jednalo se o výstředního, neschopného, neupraveného a zapáchajícího (ale milého) čaroděje Čáryfuka.
Bu iddia bağımsız kaynaklarca hiçbir zaman doğrulanmamıştır.Láska na ničem nezávislá nepomine nikdy.
Ancak Titchener, bir zaman sonra elbet bir sonuca varılacağını iddia ediyordu.I sám Payer však později píše, že skončila nezdarem.
15 yaşında olduğunu iddia etmesine rağmen, aslında sadece 13 yaşındaydı, ama zaferini korumaya bırakılmıştı.Přestože sama uvedla, že je jí 15 let a splňuje tak pravidla k účasti, v době soutěže jí bylo pouze 13.
Ayrica bu ameliyet onun çocuksuz olmasına neden olduğu da iddia edilmektedir.Je důležité, aby dítě cítilo, že je přijímáno bezpodmínečně.
Ayrıca durugörür olduğunu da iddia ederdi.Obával jsem se, jestli je ještě k mání.
Öne sürdüğü bu iddialar o zaman çok kabul görmedi.Pozornost, kterou přitahovala, pro mne byla nesnesitelná.
Ancak Fransa iddiaları kabul etmemiş ve konunun tarihçilere bırakılması gerektiğini öne sürmüştür.Nebyl si jist, zda na ni má přistoupit, ale nechal se tradicionalisty přesvědčit.
Mahkemede suçlu bulunacağını bilmesine rağmen kendini attırmak için suçsuz olduğunu iddia etti.Dokud však nebyl prohlášen vinným, je pokládán za nevinného.
Hatta İngiliz ajanı olduğu bile iddia edilmiştir.Byl též anglickým reprezentantem.
Bu iddiasında da haklıdır.V některých prognózách měl pravdu.
32 bölüm süren dizi yılın iddialı televizyon yapımları arasında yer almıştır.Druhá třináctidílná řada byla určena přímo pro televizi.
Ruslar bu versiyonun ilk F-16 modellerine eşdeğer olduğunu iddia etmektedirler.V této funkci se ještě podílel na dohledu nad počátečními fázemi vývoje typu F-16.
Bazi tarihçioler bunun tifüs olduğunu digerleri ise veba olduğunu iddia etmektedirler.Podle nejnovějších poznatků to však zřejmě byl tyfus.
Madonna, bu şarkının adının İsrailli bir şarkıcıdan geldiğini beyan ederek iddiaları yalanladı.Giorgia se mu svěřila, že jí otec pojmenoval na počest této písně.
Hitchens bu iddiaları reddetti.Prezident Inyo tyto dedukce odmítne.
1916 yılında öldüğüne dair iddialar da mevcuttur.Tam též roku 1916 zemřel.
Bu ekranın önceki versiyondan % 50 daha iyi renk olduğu iddia edildi.Poslední ukazatel hodnotí odchylku od 50% naplnění černou barvou.
Çilkotinlerden olabileceği yönündeki iddialar olsa da bu konu kesinleşmiş değildir.Zdali dluhy při tom se odpočítaly, není jisto.
Bir iddiaya göre Rus Ordusu Gürcistan'a girmiş ve Saakaşvili'yi öldürmüştür.Tvrdí, že vědí přesně, kdy do ruští občané do Salisbury přijeli a otrávili rodinu.
Gazeteci, çocuğun babası rolü yaptığı konuşmayı kaydettiğini iddia etmiştir.Reportér angažoval svého bratra, aby roli zástupce firmy sehrál.
Bu iddia tarihçiler tarafından sorgulanacaktır.Toto je však experty zpochybňováno.
Diğer bir iddia, bu ismin kökeninin Makedonya'lı Büyük İskender olduğu yönündedir.Tomu však odporuje jeho jméno, jehož základ je germánský.
Britney Spears'ın üçüncü klibi için çalıştığı iddia edildi.Britney Spears za klip Circus málem šla k soudu.
Örgüt ise söz konusu iddia ve suçlamaları yalanladı.Ele au fost falsuri și înșelătorii”.
NSA bu iddiayı yalanladı.NSA a negat această afirmație.
Almanlar, 5 Temmuz’dan itibaren 1.000 Sovyet tankını imha ettiklerini iddia ettiler.Germanii au susținut că au distrus 1.000 de tancuri sovietice de la 5 iulie.
Eğer cezalandırılmayacak iseniz, onu geri çevirsenize; şayet iddianızda doğru iseniz.Nu le căutați însă gâlceavă, dacă vă dau apoi ascultare.
Sovyet kaynakları, Almanların 500-700 tankları olduğunu iddia etmektedir.Sursele sovietice susțin că germanii aveau 500–700 de tancuri.
Kardinal Feyerabend’in iddiasıyla aynı fikirde olduğunu veya olmadığını açıkça belirtmedi.Cardinalul nu a indicat clar dacă era sau nu de acord cu afirmațiile lui Feyerabend.
Fakat bölge üzerinde Polonya da hak iddia etmekteydi.Polonia revendicase și ea teritoriul.
Sör William Crookes 1909 yılında çalışmasının başarılı olduğunu iddia etmiştir.William Crookes pretindea că a reușit în 1909.
Sarah Helen Whitman ve Sarah Anna Lewis da şiirin ilham kaynağı olduklarını iddia etmişlerdir.Sarah Helen Whitman și Sarah Anna Lewis au susținut, de asemenea, că au fost surse de inspirație a poemului.
Aynı kişi bir şeyin imkânsız olduğunu iddia ettiğinde ise, büyük olasılıkla yanılıyordur.Când afirmă că ceva e imposibil, foarte probabil că se înșeală.
Savaşla ilgili bazı açıklamalarda iddia edilenin tersine, hiçbir SU-152 ve SU-85, muharebe alanına çıkmadı.Contrar unor relatări ale bătăliei, nu au fost implicate în luptă tunuri de asalt SU-152 sau SU-85.
Sadece 48. Panzer Kolordusu, 1.300 Sovyet askeri öldürdüklerini ve 7.000 tutsak aldıklarını iddia etti.Doar 48 Panzer Korps a susținut că ar fi eliminat 1.300 de soldați sovietici și că a luat 7.000 prizonieri.
Cambridge, 1982. ^ Bu iddianın bir özeti için bakınız: David Blackbourn ve Geoff Eley.Cambridge, 1982. ^ Pentru un sumar al acestor idei, vezi David Blackbourn, și Geoff Eley.
1970'te Beverly Oliver isimli bir kadın ortaya çıktı ve Bayan Babuşka'nın kendisi olduğunu iddia etti.Mai târziu, în 1970, o persoană pe nume Beverly Oliver apare în public și susține că este Babushka Lady.
Bazı çalışmalar anafilaksi vakalarının yaklaşık %20'sinin bifazik olduğunu iddia etmektedir.Unele studii afirmă că până la 20% din cazurile de anafilaxie sunt bifazice.
John Aubrey ise Shakespeare'in öğretmenlik yaptığını iddia etmiştir.John Aubrey ne informează că Shakespeare a fost un învățător provincial.
Bu iddialar uluslararası düzeyde kabul edilmemiştir.Acest stat nu a fost recunoscut la nivel internațional.
Aurelius Victor, Iotapianus'un kökeninin bir Alexander'dan geldiğini iddia ettiğini yazar.Aurelius Victor spune că Iotapianus se declara descendent dintr-un anume Alexandru.
Her iki taraf savaş telafisi iddiasından vazgeçecekti.Amândouă părțile au renunțat la cerea unor compensații de război.
Bu Allah'ın lütfu olan bir iddiadır..."Preamărită fie perfecțiunea lui Allah!»”