Ana içeriğe geç
Sözlük

iddia ile cümle

iddia kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Bunların hepsi elinizde yeterli kaynaklar olmadığıyla ilgili iddialar ve doğru olabilirler.They are a claim to you missing resources, and they may be accurate.
Darwin, elbette, evrimin doğal bir durum olduğunu iddia ediyordu.And Darwin, of course, argued that evolution is a natural state.
Ama iddiasına girerim kötü haber.Winter is coming.
Yani başka bir ifadeyle, siz daha mesaj yollamadan iletebileceğini iddia ediyordu.So, in other words, it claimed it could deliver a message before you sent it.
O, havarilerine şöyle dediği için, onun ayrımcı olduğunu iddia ettiler:They said he was discriminating because he told his disciples
Buna karşılık, bazıları "Ama bize büyüme lazım, yoksulluğu çözmek için lazım" diye iddia ediyorlar.In response, some people argue, but we need growth, we need it to solve poverty.
Ben de onunla bir şişe şampanyasına öyle olmayacağına iddiaya girdim.And then, finally I bet her a bottle of champagne that I would never be all that.
Bu yüzden iddialar söndü gitti, ve hemen sonrasında başka bir tarışma başladı.So that died down, and very soon afterward, new controversy.
İşte bu yaptığımız işin farklı olduğuna dair olan iddiamızın dayanma noktası.You know, that's the strength of our argument, that we are doing something that's truly different.
Çok iddialı olsa da, dünyanın kaybı.And at the risk of sounding grandiose, it is the world's loss.
Abraham Lincoln gibi alçakgönüllü ve iddiasız rol modellerinden bahsederler.And they featured role models like Abraham Lincoln, who was praised for being modest and unassuming.
En iyi şey ise iddiayı kazanmamdı.So -- and the best thing is they paid off and the check didn't bounce.
Göz kremleri bir gerekliliktir.Bu gayet cesur bir iddia.That's a pretty bold statement.
Onlar bütün amerikan iş dünyasını temsil ettiklerini iddia ediyorlar, ama temsil etmiyorlar.They claim to represent all American business, but they don't.
Ve buradaki esas iddiamız bunun şehir için ekonomik getirisi yüksek bir yatırım olacağıydı.And the main case was, this is going to make good economic sense for the city.
Eğer oğluna saygı duymasaydı, babası olduğunu iddia etmezdi.What if, out of respect for his son, he couldn't call himself father?
Onu terk ettim ve şimdi kendi kendime onun babası olduğumu iddia ediyorum.I abandoned him, and now I call myself his father.
Bu çok iddiali bir düşünce.And this is a very challenging idea.
Daha sonra bu iddia hayalara tekme almanın 9000 del'den daha fazla ağrı verdiğini söyler.The claim then goes on to suggest that being kicked in the balls brings more than 9000 del of pain.
Şimdi size bizim araştırmamızdan çok küçük ve kısa bir iddia sunacağımç Bu yağların sindirimi.Now I give you, from our research, a very short claim. This is fat digestion.
Bunu ben iddia etmiyorum.This is not something I've made up.
Bu çok az bilim adamının iddia ettiği bir teori de değil.It's not a minority theory.
Bu görüşün üzerine yeni iddialar inşaa ediyorsun; görüşünün kaya gibi sağlam olduğunu sanıyorsun.You've been constructing fanciful things on top of it, relying on it to be as solid as a rock.
Darwin'in iddiaları ve Mendel'in iddaları birleşip harmanlandılar.Darwin's ideas and Mendel's ideas blending together.
Bugünkü iddiam şudur.So my argument today is basically this.
Yüksek başarılı sistemler yelpazenin tümünde net ve iddialı standartlar paylaşıyorlar.High-performing systems also share clear and ambitious standards across the entire spectrum.
Üç farklı sapkınlık iddiasıyla şuçlanıyorsun.You are accused of heresy on three counts.
Dört iddia.Four counts.
Herkes bir şeyler için hayatı üzerine iddiaya giriyor.Everybody's betting their life on something.
Ve iddia ediyorum ki her bit veri Web'e ait olacak.And I am suggesting that every bit will be owned by the Web.
Ve Ticaret odasında, Kızılhaç'ın genel müdürü olduğunu iddia etti.And she claimed to be the general manager of Red Cross at the Chamber of Commerce.
Konuştuğunuz zaman üzerinizde virüs olduğuna iddiaya girerim. .I can almost guarantee you have some virus with you as you speak.
Ve siz bunu biliyorsunuz, ey alimler. Alim olduğunuzu iddia ediyorsunuz. Hangi devir?And you know this O scholars, you claim to be scholars.
Kitap üstüne kitap yazarsınız, profosörüm diye iddia edersiniz.You write books & books and you claim to be doctors.
Bu yüzden muhtemelen iddia edebilirsinizSo can you possibly argue that this is under control?
Bu iddiayı kim yapabilir?Well, who else?
Ben hiçbir zaman bir saniyeliğine bile teknoloji devriminden kötü bir şey geldiğini iddia etmem.I would never suggest for a second that something bad has come out of the tech revolution.
Ama iddia edeceğim şey, öykünme olmadan yapılan icadın vakit kaybı olduğudur.But I would suggest that innovation without imitation is a complete waste of time.
Bu tip iddialar her zaman sizde alarm zilleri çaldırmalı.That should always ring alarm bells.
Kimileri bunun içgüdüsel olduğunu iddia edebilirler ve kısmen haklı da olurlar.Some would argue that this love is instinctual, and they may be partially right.
Ciddi bir iddia ile ortaya çıktım.Now that's a big claim.
Bu çok iddialı bir hedef fakat biz inanıyoruz ki politik irade ile mümkün olabilir.It's a very ambitious goal but we believe it can be achieved with political will.
-- çünkü onlar 'evrimci demek ateist demek' gibi iddiaların yalan olduğunu ortaya koyuyorlar.-- because they expose the lie that evolutionism is, as a matter of fact, tantamount to atheism.
Bunu yapabileceğini göstermek için iddiaya girmişti sanırım.So it seemed like maybe she had been dared to do this.
Iddialarina gore, Isa escinsellikle ilgili hicbir sey soylememis.And their argument is that Jesus never talked about homosexuality.
İnsanları mutlu edeceği iddiasıyla, yaklaşık 120 müdahale yapılmaya çalışılmış.About 120 interventions have been proposed that allegedly make people happy.
Kahraman beast slays, prensesi kurtarır ve sonra iddia onu karısı olarak.Perseus slays the beast, rescues the princess and then claims her as his wife.
Bunlardan en iddialı olanı ticaret anlaşmalarıydı.The most ambitious in scope are trade agreements.
Hiçbir hak iddia edemezsin.Minhas batatas, ladrões!
Bu, sadece hayal gücüne dayanan çok riskli bir iddia.It's a very risky deal based only on imagination.
Ancak bazı kişiler, her şeye rağmen ev satın almanın daha avantajlı olduğunu iddia ediyorlar.But then there's the argument of well, there are advantages, still, to buying this house.
Ama biz bazı şeyleri riske atarak iddiaya girdik.It's a bet where we take and get what the other wants.
Siz neye iddiaya girdiniz?What did you two bet?
Edward de Bono, beyinlerimizin motife uyan makineler olduğunu iddia etmişti.Now Edward de Bono argued that our brains are pattern matching machines.
Şu anda Barack Obama üye olmak iddia ediyor,This was the public face of global governance.
İşyerinde yurtdışında bizim özgürlük için mücadele olduğunu iddia rağmenWhile national programs such as City Year are training young people to serve the government.
Fakat sineklerin daha çoğunu da yaptıklarını iddia ediyorum.Fakat sineklerin daha çoğunu da yaptıklarını iddia ediyorum.
Bu sınırlardan birinin de bu şeyin beyninin nasıl çalıştığı anlamak olduğunu iddia edebilirim.Bu sınırlardan birinin de bu şeyin beyninin nasıl çalıştığı anlamak olduğunu iddia edebilirim.
Başkâhin, ‹‹Bu iddialar doğru mu?›› diye sordu.The high priest said, "Are these things so?"
Rahman için çocuk iddia ettiklerinden ötürü.For they have attributed a son to Ar-Rahman,
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod