Nasıl idare edileceğini birkaç dakika içinde öğrenebilcekleri aletlerden bahsediyoruz.Това са инструменти, чиято употреба могат да разучат за няколко минути.
Nasıl idare edileceğini birkaç dakika içinde öğrenebilcekleri aletlerden bahsediyoruz.Ці знаряддя можна вивчити за кілька хвилин.
Nasıl idare edileceğini birkaç dakika içinde öğrenebilcekleri aletlerden bahsediyoruz.Это инструменты, работать с которыми они могут научиться в течение нескольких минут.
Nasıl idare edileceğini birkaç dakika içinde öğrenebilcekleri aletlerden bahsediyoruz.הם כלים שאותם הם יכולים ללמוד להפעיל בתוך כמה דקות.
Nasıl idare edileceğini birkaç dakika içinde öğrenebilcekleri aletlerden bahsediyoruz.إنها أدوات يمكنهم تعلم كيفية تشغيلها في غضون دقائق
Nasıl idare edileceğini birkaç dakika içinde öğrenebilcekleri aletlerden bahsediyoruz.今 意志に左右されるが避けられない 二つの大きな力があります
Neden bu problemlere idareten... ...yardım etmek için bir şey yapmıyoruz?Allora perché non si fa nulla per affrontare davvero il problema giorno per giorno?
Neden bu problemlere idareten... ...yardım etmek için bir şey yapmıyoruz?Alors, pourquoi ne fait-on pas quelque chose pour s'occuper vraiment de ce problème au quotidien ?
Neden bu problemlere idareten... ...yardım etmek için bir şey yapmıyoruz?Así que, ¿por qué no estamos haciendo nada para realmente atender el problema de una forma cotidiana?
Neden bu problemlere idareten... ...yardım etmek için bir şey yapmıyoruz?Deci, de ce nu facem ceva ca sǎ ajutǎm la rezolvarea acestei probleme în fiecare zi?
Neden bu problemlere idareten... ...yardım etmek için bir şey yapmıyoruz?Dus waarom doen we niets om dat dat probleem ook echt dagelijks aan te pakken?
Neden bu problemlere idareten... ...yardım etmek için bir şey yapmıyoruz?그럼 왜 우리는 일상에서 폭력문제에 주의를 기울이지 않는걸까요?
Neden bu problemlere idareten... ...yardım etmek için bir şey yapmıyoruz?Miért nem teszünk tehát valamit azért, hogy a problémával napi szinten foglalkozzunk?
Neden bu problemlere idareten... ...yardım etmek için bir şey yapmıyoruz?Vậy, tại sao ta không làm điều gì đó để thường nhật can thiệp vào vấn nạn này?
Neden bu problemlere idareten... ...yardım etmek için bir şey yapmıyoruz?Warum tuen wir also nicht etwas um diesem Problem im Alltag entgegen zu wirken?
Neden bu problemlere idareten... ...yardım etmek için bir şey yapmıyoruz?Więc, dlaczego nie robimy czegoś, ażeby faktycznie zająć się tym problemem na co dzień?
Neden bu problemlere idareten... ...yardım etmek için bir şey yapmıyoruz?Όμως γιατί δεν κάνουμε κάτι για να αντιμετωπίσουμε το πρόβλημα σε καθημερινή βάση;
Neden bu problemlere idareten... ...yardım etmek için bir şey yapmıyoruz?А защо не правим нещо, за да се захванем наистина с този проблем ежедневно?
Neden bu problemlere idareten... ...yardım etmek için bir şey yapmıyoruz?И почему же мы ничего не предпринимаем, чтобы решать данную проблему день изо дня.
Neden bu problemlere idareten... ...yardım etmek için bir şey yapmıyoruz?То чому ж ми не робимо щось, щоб власне розв'язувати цю проблему на побутовому рівні?
Neden bu problemlere idareten... ...yardım etmek için bir şey yapmıyoruz?אז למה אנחנו לא עושים משהו כדי להתמודד עם הבעיה על בסיס יומיומי?
Neden bu problemlere idareten... ...yardım etmek için bir şey yapmıyoruz?ولكن .. لماذا لا نقوم بشيء ما حيال هذا شيء يجابه هذه المشكلة مباشرة على الصعيد اليومي
Neden bu problemlere idareten... ...yardım etmek için bir şey yapmıyoruz?日常的にしていないのか? 私達は、子供達や
Nereye gideceğini bilmediğinden onu idare etmesi zor olabiliyor.Nem mondhatod, hogy könnyen kezelhető, azt sem tudod, legközelebb hová megy.
Nereye gideceğini bilmediğinden onu idare etmesi zor olabiliyor.On ne sait jamais où elle va et elle inquiète les gens.
Nereye gideceğini bilmediğinden onu idare etmesi zor olabiliyor.Θα μπορούσες να πεις ότι είναι αρκετά εκνευριστική, διότι κανείς δεν ξέρει που θα πάει στη συνέχεια.
Nereye gideceğini bilmediğinden onu idare etmesi zor olabiliyor.يمكننا ان نقول انها بلهاء لاننا لا نعرف الى اين ستذهب في المرة المقبلة
Nüfus daireleri (maistraatti) devletin yerel idare yetkilileridir.Les offices locaux d’enregistrement (maistraatti) sont des autorités administratives locales de l’État.
Nüfus daireleri (maistraatti) devletin yerel idare yetkilileridir.Magistraterna (maistraatti) är lokala statliga förvaltningsmyndigheter.
Nüfus daireleri (maistraatti) devletin yerel idare yetkilileridir.Maistraatit ovat valtion paikallisia hallintoviranomaisia.
Nüfus daireleri (maistraatti) devletin yerel idare yetkilileridir.Магистраты (maistraatti) являются местными государственными административными органами.
Nüfus daireleri (maistraatti) devletin yerel idare yetkilileridir.دوائر تسجيل الأنفس (maistraatti) هي سلطات إدارة محلية تابعة للدولة.
O küçük şeyler, söylemek istiyorum, dünyayı asıl idare eden canlılardır.Ahogy mondani szoktam, ezek az apróságok működtetik a világot.
O küçük şeyler, söylemek istiyorum, dünyayı asıl idare eden canlılardır.Como me gusta decir, las pequeñas cosas que hacen que el mundo gire.
O küçük şeyler, söylemek istiyorum, dünyayı asıl idare eden canlılardır.De kleine dingen, zoals ik het graag zeg, die over de wereld heersen.
O küçük şeyler, söylemek istiyorum, dünyayı asıl idare eden canlılardır.전 이 작은 생물들이 세상을 움직이고 있다고 말하고 싶습니다
O küçük şeyler, söylemek istiyorum, dünyayı asıl idare eden canlılardır.Kutsun niitä mielelläni maailmaa pyörittäviksi pikkukavereiksi.
O küçük şeyler, söylemek istiyorum, dünyayı asıl idare eden canlılardır.le piccole creature, come mi piace dire, che mandano avanti il mondo.
O küçük şeyler, söylemek istiyorum, dünyayı asıl idare eden canlılardır.Les petites créatures, comme j'aime dire, qui mènent le monde.
O küçük şeyler, söylemek istiyorum, dünyayı asıl idare eden canlılardır.Małe rzeczy, tak to lubię nazywać, które tworzą świat.
O küçük şeyler, söylemek istiyorum, dünyayı asıl idare eden canlılardır.Micile creaturi, cum îmi place mie să spun, care conduc lumea.
O küçük şeyler, söylemek istiyorum, dünyayı asıl idare eden canlılardır.Τα μικρά πραγματάκια που, όπως λέω, κινούν τον κόσμο.
O küçük şeyler, söylemek istiyorum, dünyayı asıl idare eden canlılardır.Малките неща, както обичам да казвам, които движат света.
O küçük şeyler, söylemek istiyorum, dünyayı asıl idare eden canlılardır.היצורים הקטנים שמנהלים את העולם שלנו, כך אני נוהג לומר.
O küçük şeyler, söylemek istiyorum, dünyayı asıl idare eden canlılardır.الأشياء الصغيرة، أرغب بالقول ، التي تدير العالم.
O küçük şeyler, söylemek istiyorum, dünyayı asıl idare eden canlılardır.そんな研究をしてたどり着いたのは あまりに奇抜で豊かな
Okul gazetesini idare eden Bayan Casey'e tanıtıldım.Fui apresentado à Sra. Casey, que coordenava o jornal da escola.
Okul gazetesini idare eden Bayan Casey'e tanıtıldım.Zostałem przedstawiony pani Casey, która redagowała szkolną gazetę,
Okul gazetesini idare edenBemutattak Mrs.
Okul gazetesini idare edenJag presenterades för Mrs.
Okul idaresini ihbar edebilirsiniz.Ai putea să informezi politicile şcolilor.
Okul idaresini ihbar edebilirsiniz.Anda dapat menginformasikan peraturan sekolah.
Okul idaresini ihbar edebilirsiniz.Bạn có thể thông báo cho các nhà trường.
Okul idaresini ihbar edebilirsiniz.Je zou de schooldirectie op de hoogte kunnen brengen.
Okul idaresini ihbar edebilirsiniz.사람들에게 그런 데이터를 제공해 줄 수 있죠.
Okul idaresini ihbar edebilirsiniz.Lahko bi informirali šolsko upravo.
Okul idaresini ihbar edebilirsiniz.Mohli by sme informovať školy.
Okul idaresini ihbar edebilirsiniz.Mohli byste informovovat příslušnou školu.
Okul idaresini ihbar edebilirsiniz.Można by wpłynąć na działania szkoły.
Okul idaresini ihbar edebilirsiniz.On pourrait renseigner la politique scolaire.