Ana içeriğe geç
Sözlük

idare ile cümle

idare kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Bu iki devlet yoneticisi Mısır'daki Fatımi idaresinin düzenlenmesi ile ugrasmaya basladi.Per questi ultimi due tenevano contatti con la criminalità albanese.
Albüm öncelikli olarak Bush yönetiminin Terörizmle Savaş'ı idare etmesinin eleştirileri üzerinde yoğunlaştı.La serie è un'aperta critica all'amministrazione Bush e alla Guerra al Terrorismo.
Yerel idare birimleri olarak komünler bulunmaktadır.Ad esempio la presenza di guardie cittadine.
İdari yargıda idare mahkemelerinin verdiği kararlara karşı da temyiz mümkündür.Il capitano è l'unico a poter chiedere spiegazioni sulle decisioni degli arbitri.
Bu kongre sonucu projenin yapılmasına ve idare edilmesine karar verildi.Dopo le discussioni, il progetto di risoluzione è stato messo ai voti ed è stato adottato.
Ülkenin bir Hristiyan kral tarafından idare edilemeyeceği iyice anlaşıldı.Fu la prima volta che la Provincia non venne guidata un democristiano.
1893 yılında Kütahya Liva Meclisi idaresine seçilerek, Bursa Mülkiye İdadisi'ne başladı.Nel 1893, per testamento del Conte Enrico, diventò possesso del Comune.
Neticede konsüllük idaresine geçilmesine karar verildi.Si decise, tuttavia, di farli partecipare ugualmente al conclave.
Dvinskiy köy idaresi: merkezi Dvinkа köyüdür.Il suo centro amministrativo è il villaggio di Dvinskoj.
Böylece VIII. İoannis efektif olarak imparatorluk idaresini ele almıştır.In questo modo, Decio ottenne il potere imperiale.
Beraat ettikten sonra idare mahkemesi kararıyla görevine geri döndü.A seguito di una richiesta di perdono viene riammesso alla facoltà.
EİE idaresine tahmin edilen su miktarı 7 milyar metreküp kadardır.Il bottino fu stimato in 7 milioni di pesos.
Bu askeri idarenin sonu oldu.È la fine del segreto bancario.
Bunların çoğu yerel yönetimlerin idaresi altındadır.Molti di questi fanno parte della Nazionale locale.
Maçı idare ediyoruz.Я стараюсь жить.
Mevzuyu idare etmek için yaptığım deneme başarısız oldu.Моя попытка спасти положение не удалась.
Nasıl idare ediyorsun?Как ты с этим справляешься?
Octavianus eyaletlerin idaresini senatoyla paylaştı.Октавиан разделил с Сенатом управление римскими провинциями.
Dış işlerin idaresi için tarafımızdan memurlar atanmıştır.Нами уже назначены чиновники для ведения иностранных дел.
Durumu idare edemediği için Vincent'a bağırır.Его чувства к Утене обуславливаются тем, что он не может контролировать её.
1 Ocak 1997 yılından bu yana İngiltere ve Galler Kriket Yönetim Kurulu (ECB) tarafından idare edilmektedir.С 1 января 1997 года сборная Англии управляется Английским и валлийским крикетным советом.
1404de Venedik Cumhuriyeti şehrin idaresine eline geçirdi.В 1464 году город переходит под правление Венецианской республики.
Cumhuriyet idaresi aynı sistemi devam ettirir.Потому что мы продолжаем всё тот же внутренний диалог.
Gray Londra'da British Museum'da zooloji bölümünü 1840'dan 1874 yılbaşına dek idare etmiştir.Джон Грей был куратором отделения зоологии в Британском музее Лондона с 1840 года до Рождества 1874 года.
Tüm güven bölgeleri Birleşmiş Milletler Vesayet Konseyi aracılığıyla idare edilmekteydi.Все подопечные территории управлялись через Совет по опеке ООН странами-опекунами.
Romalıların Suriye idaresine el atmaları devamlı olarak beklenmekteydi.Римские проконсулы всячески добивались управления Сирией.
Stephen'in idaresi altındaki İngiltere'de sorunlar sürmekteydi.В королевстве Стефана продолжались проблемы.
Himba klanları, en yaşlı erkek üye tarafından idare edilir.Возглавляют кланы самые старые мужчины.
Basilieos ordularını çok iyi idare ederek ordunun üstün oynaklığını başarılı şekilde kullanmıştı.Он, как и перед наступлением под Белгородом, отлично справлялся с управлением армией.
Kendisi o tarihte bu cemiyetin idare heyeti azası ve kâtib-i umumisi (genel sekreter) idi.Таково было тогда время, и его надобно винить за отсталость и косность».
Doktor, bu olayı başarılı ve profesyonel bir şekilde idare eder.Все было проведено честно и профессионально.
Ashıs aymağı 30 Mart 1924 tarihinde Ashıs ve Ust-Yesinskoy idareleri üzerine kurulmuştur.Аскизский район образован 30 марта 1924 года на территории упразднённых Аскизской и Усть-Есинской волостей.
Prodüksiyon amiri filmin bütçesini ve üretim programını idare eder.Линейный продюсер — следит за бюджетом фильма и ежедневным производством.
Bu askeri idarenin sonu oldu.Господству армии настал конец.
Bunun için yine Hiung-nu idaresine girmiş saydılar, bundan sonra büyük bir akında bulunmadılar."Мне самому клялись они (некоторые), что ничего не знали и даже не понимали, куда и на что вели их начальники».
Dünyayı idare eder.Он правит миром.
Bu sefer Kıbrıs adasının idaresi doğrudan doğruya Arapların eline geçti.С этого времени остров переходил из рук в руки от персов к арабам.
Bu idare 1804 yılına kadar devam etti.Запрет этот продлился до 1804 года.
Ancak zamanla idarecilerin zulüm ve kötü yönetimi halkı bezdirmiştir.Это вызывало растерянность обидчиков, а иногда и вразумление о подвиге блаженного.
Santiago de Compostela Üniversitesi'nde hukuk eğitimi almış, idare hukuku alanında uzmanlaşmıştır.Затем переехал в Сантьяго-де-Компостелу для того, чтобы учиться праву.
Bunların çoğu yerel yönetimlerin idaresi altındadır.Главным образом, оно обеспечивается со стороны местных органов власти.
Bütçeye giren her kamu idaresi için ödenek tutarları bütçede yer alır.Остальные деньги, вырученные на мероприятиях, идут в бюджет.
İmparatorluk buradan idare edildi.Империя была централизована.
Her iki ülke esasen savaş sonrasında askeri bir yönetim ile idare edildi.Обоим президентам почти сразу после инаугурации была навязана война.
10 yıl süreyle burada öğretmen ve idareci olarak çalıştı.Работал 10 лет учителем, директором школы.
Proje idaresi, proje yöneticisinin sorumluluğundadır.Сроки контролирует менеджер проекта.
Osmanlı imparatorluğu devrinde iki defa Mutasarıflıkla idare edilmiştir.В Османской империи в разное время применялись обе формы выплаты джизьи.
1945'te Japonya idaresinin sona ermesi Daegu için karışık günlere yol açtı.Капитуляция Японии в 1945 году положила конец этим планам.
Merasim ve ziyaretleri idare edip, hastalara dua eder, muhtaçlara yardım eder.Терпение и молитва помогают человеку совершать великие деяния.
Gruba daha az önemli Eyyubiler Hanedanı mensubu hükümet idarecileri de katıldı.Во главе более мелких административных единиц стояли старосты.
1400'de Timur Memlûkluler idaresi altında olan Suriye'ye girdi.В 1400 году войска Тамерлана вторглись в Сирию.
Bu ayaklanmaya katılan sivil halkında Britanyalılara idaresinde büyük hoşnutsuzlukları bulunmaktaydı.Богатые слои общества были недовольны приходом британцев.
Beyaz Saray’ın mutfağını Cory’nin babası idare ediyor.Владеет кондитерской своего отца «Carlo’s Bakery».
Bu zaman döneminde orada site binasını idare eden 5 mimar vardı.Во время войны на месте этого памятника стоял пятиэтажный дом.
Radyocu İsmail artık iki kızın arasında kalmıştır ve ikisini de idare etmektedir.Айрис родила ему двух детей: Дона (Don) и Доун (Dawn).
Ülke olağan bir parlamenter demokrasiyle idare edilmeye başladı.Со временем военное правительство было преобразовано в обычную парламентскую демократию.
Ayni yıl Fransa kraliyet idaresi kendisine bir emeklilik maasi bağlamıştır.В 1901 году французское правительство даже назначило ему пенсию.
NATO üç organ tarafından idare edilmektedir.Агентство управляется тремя элементами.
Yerel idare kazı çalışmalarını durdurmuştur.Работы над куполом были остановлены.
Onun bakışları, hareketleri, idareciliği ve yeteneği vardı.У него есть опыт, мастерство, есть и энергия, сила.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod