Safevi Devleti'nin idaresindeki birlik beraberlik bozuldu.Les pourparlers avec la cour de Savoie sont rompus...
Resmen bir devlet kurulmasa da, Güney Afrika fiilen bağımsız bir idareye kavuştu.Durant cette période, il travaille pour la mise au point d'un gouvernement autonome en Afrique du Sud.
Yarı bağımsız idareciler için kullanılmıştır.Il est supervisé par des personnalités indépendantes.
Hisardere mahallesi ise ayrı bir mahalle olarak idare edilir.La villa est organisée en quartiers d’orientation différente.
Şehir üç yüz yıldan uzun bir dönem Araplar tarafından idare edilmiştir.Elle resta possession arabe pendant trois siècles.
Sıkıyönetim ve baskıcı idarenin patlama noktası olan 1998 yılında Priştine’de durum iyice gerginleşmişti.En 1988, l'église et le presbytère sont dans un état de délabrement avancé.
Zaten bu alt yerel idarelere verilen görev ve yetkiler çok sınırlıdır.À cette époque, les compétences des départements et communes étaient très limitées.
Park, Şili orman makamı CONAF tarafından idare edilir.Le parc national est administré par la CONAF chilienne.
Okulların hepsi Azerbaycan'ın Millî Eğitim Bakanlığı (Millî Təhsil Nazirliyi) tarafından idare edilmektedir.Todas las escuelas están controladas por el Ministerio de Educación Palestino.
Belfalas, Dol Amroth Prensleri tarafından idare edilirdi.Estaba gobernada por los príncipes de Dol Amroth.
Enstitüde Vladimir Putin, Anatoly Sobchak'ın idaresinde 1991'den 1997'ye kadar çalıştı.Vladímir Putin trabajó allí entre 1991 y 1997 durante la administración de Anatoli Sobchak.
Ayni yıl Fransa kraliyet idaresi kendisine bir emeklilik maasi bağlamıştır.El mismo año, la corte de Francia acordó concederle una pensión.
Eğitim sistemi gibi idarenin eline geçemediği kuruluşlar doğrudan kontrol altındaydı.Las organizaciones que la administración no pudo eliminar, como la escuela, cayeron bajo su control directo.
Toskana Grand Dükalığı "Lorraine Hanedanı" idaresine geçtiğinde ise Grosseto daha refahlı bir döneme girdi.Bajo el gobierno de la Casa de Lorena, Grosseto floreció.
Ekim 2002'de kulüp £30 milyon borçla idarenin yönetimine girdi.En octubre de 2002, el club tenía unas deudas de 30 millones de libras.
Lokasyon sorumlusu filmin yerlerini bulur ve idare eder.Jefe de localizaciones: encuentra y gestiona las localizaciones cinematográficas.
Alaeddin Tiritoğlu, mahallen teşkil edilen ve kendisinin idare ettiği ufak bir milli kuvvetin kumandanı idi.El poderoso ejército de esclavos, que encabeza Espartaco, ha arrasado con todo lo que ha hallado a su paso.
Boyları irsen idare eden reisler de beğ unvanını taşırlar.Los adjetivos (y asimilados) que van pospuestos llevan in.
Daha sonra ise Çin'in Mançu idaresine girmiştir.Luego tuvo un paso por la Superliga de China.
Okul idaresi ile ilgilenmez oldu ve zamanla okulun eski başarısı ortadan kalktı.No falta el entusiasmo, y de ahí los primeros éxitos de la Escuela.
Gençliğinde, imparatorluk annesi ve asiller tarafında idare edildi.Durante su juventud, el Imperio estuvo controlado por su madre y los nobles.
Burası daima tyranlar tarafından idare edildi.Más tarde fue gobernada por tiranos.
Gray Londra'da British Museum'da zooloji bölümünü 1840'dan 1874 yılbaşına dek idare etmiştir.John Gray fue director de Zoología en el Museo Británico en Londres desde 1840 hasta la Navidad de 1874.
Fakat Bizans idaresi uzun sürmedi.El gobierno bizantino no duró mucho.
Yarı bağımsız idareciler için kullanılmıştır.Está integrada por entidades independientes de la Administración Pública centralizada.
Aynı zamanda Northamptonshire'ın da idare merkezidir.También fue hundido el USS Northampton.
346 yılında Doğu praetoria idaresinin Praetorian Prefect'i olan Flavius Filippus'un torunudur.Antemio era nieto de Flavio Filipo, Prefecto del Pretorio de Oriente en 346.
O Hum Dükalığını idare etti, Bosna Banlığını ve sonra Bosna Krallığının bir parçasını idare etti.Gobernó el ducado de Hum, que formaba parte del banato de Bosnia y después del reino de Bosnia.
Yardımcı yönetmen çekim tarihini ve prodüksiyonun lojistiği içinde diğer görevleri idare eder.Asistente de dirección: gestiona el horario de rodaje y la logística de la producción, entre otras tareas.
1164 yılında ise başpiskoposun idare bölgesi hâline geldi.En 1164 la ciudad fue elevada al rango de arzobispado.
Ona iyi muamele edip Artuç nahiyesinin idaresini verdi.Intenta enseñarle a Hare buenos modales.
Devlet Başkanı Muhtâr Veled Dâde tarafından idare edilmiştir.Presidente del Gran Estado Los Andes.
Haçlı ordusu soylu idarecileri bundan haberdar idiler.Estoy seguro de que oficiales de alto rango lo sabían.
1972 - 1945 yılından beri ABD işgali altında bulunan Okinawa adası, yeniden Japonya'nın idaresine verildi.1972: la isla de Okinawa, bajo el control estadounidense desde 1945, vuelve al control de Japón.
Görevi mahkemeleri takip etmek ve duruşmaları idare etmekti.Presidir las sesiones y dirigir los debates.
Projeye katılan posta idarelerinin bildirimleri esas alınarak envanter listesi hazırlanmaktadır.Su inventario se hace posible por la declaración de las administraciones postales participantes del proyecto.
Her bölge ayrı bir bölge müdürlüğünce idare edilmektedir.Cada concejal es responsable de un departamento específico.
1997 - Birleşik Krallık, Hong Kong'un idaresini Çin'e bıraktı.1997: El Reino Unido devuelve Hong Kong a China.
Kitap, şirketlerin iş idarecilerini ve yöneticilerini hedef almaktadır.Las políticas son dictadas por los objetivos de negocio y los controladores.
Komşu ülkelerdeki bu iktidar boşluğu nedeniyle Kudüs, kendi kendini dış baskılar olmadan idare edebiliyordu.En este vacío de poder Jerusalén fue capaz de gobernarse a sí misma sin la intervención extranjera.
Bu dönemde bu şehir Gazne Devleti idaresinde bulunmaktaydı.En ese tiempo estaba en posesión de la ciudadanía georgiana.
Bunun için yine Hiung-nu idaresine girmiş saydılar, bundan sonra büyük bir akında bulunmadılar."Provenían de Castilla La Vieja, y no tuvieron descendencia.
Böylece sevk ve idare kaybedildi.Así fueron hundidas la Covadonga y el Loa.
Günümüzde bunlar, Network Solutions'ı bünyesine katmış olan Verisign tarafından idare edilmektedir.En la actualidad, el dominio es operado por Verisign tras su compra a Network Solutions.
1984 yılından sonra çeşitli gazetelerin idare heyetlerinde görev aldı.Además, hasta 1989, se encargó de diferentes departamentos de este periódico.
Albüm öncelikli olarak Bush yönetiminin Terörizmle Savaş'ı idare etmesinin eleştirileri üzerinde yoğunlaştı.Turner fue muy crítico con George Bush sobre el manejo de la invasión de Irak.
Merkez İcra Komitesi oturumları arasında, Prezidium hükümet idaresini üstlenecekti.Entre las sesiones del Comité Ejecutivo Central, el Presidium supervisaba la administración gubernamental.
Adanin idare merkezi "San Sebastián de la Gomera" olup nüfusu 8.451 kişidir.La capital insular es San Sebastián de La Gomera (8.965 habitantes).
Geri kalan topraklar Numidya'nın müvekkil kralı Massinissa'nın idaresine bırakıldı.El territorio restante queda en el dominio del Reino de Numidia gobernado por el rey cliente Masinisa.
Her katı bir Archdevil idare eder.Incluso por cada arquitecto.
Saltanatı boyunca çoğu halklar Hun idaresi altına girdi.En lugar de esto, la mayor parte de la culpa caía en los pies de las autoridades.
1786'ya kadar Tvrda, Gornji ve Donji değişik yerel idare olarak ayrı ayrı idare edildi.Tvrđa, Gornji y Donji grad continuaron como municipios separados hasta 1786.
Şehrin idaresi de sorun oldu.También se debe controlar la situación económica de la ciudad.
ABD Ulusal Park Hizmeti tarafından idare edilen bir millî park'tır.El parque es administrado por el Servicio de Parques Nacionales de los Estados Unidos.
İnşaat mühendisliği öğrenimi gördükten sonra, bir inşaat işletmesinde idareci olarak vazife aldı.Después de las inspecciones de los ingenieros estructurales, se consideró en riesgo de colapso.
Ruh, bedenin ne içinde ne de dışındadır; ama bedeni idare eder ve bedenden etkilenir.En caso de empate, (cosa no infrecuente), no hay ningún desempate, sino que se comparte la medalla.
Bu kişi Cizvitlerden oluşan bir kent idaresi kurdu.Allí establecieron un centro comunitario para los negros.
Santiago de Compostela Üniversitesi'nde hukuk eğitimi almış, idare hukuku alanında uzmanlaşmıştır.Estudió en la Universidad de Santiago de Compostela, licenciándose en Derecho.
Halbuki bu iki garantici de Dördüncü Haçlı Seferi'nin idaresine baş çekmekteydiler.Dos de las columnas fueron botín de la Cuarta Cruzada.
Bu zaman döneminde orada site binasını idare eden 5 mimar vardı.Eran cinco soldados en el pozo en ese momento.