Onun basit sinir sistemi sadece 300 nörondan ibaret.Modestul său sistem nervos este format doar din 300 de neuroni.
Onun basit sinir sistemi sadece 300 nörondan ibaret.O seu sistema nervoso modesto é composto por apenas 300 neurónios.
Onun basit sinir sistemi sadece 300 nörondan ibaret.Son système nerveux très modeste ne contient que 300 neurones.
Onun basit sinir sistemi sadece 300 nörondan ibaret.Su modesto sistema nervioso consta de sólo 300 neuronas.
Onun basit sinir sistemi sadece 300 nörondan ibaret.Zijn bescheiden zenuwstelsel bestaat uit slechts 300 neuronen.
Onun basit sinir sistemi sadece 300 nörondan ibaret.Το απλό νευρικό του σύστημα αποτελείται από 300 μόνο νευρώνες.
Onun basit sinir sistemi sadece 300 nörondan ibaret.Его скромная нервная система состоит из всего лишь трехсот нейронов.
Onun basit sinir sistemi sadece 300 nörondan ibaret.Його скромна нервова система складається із 300 нейронів.
Onun basit sinir sistemi sadece 300 nörondan ibaret.Неговата скромна нервна система се състои от само 300 неврона.
Onun basit sinir sistemi sadece 300 nörondan ibaret.מערכת העצבים הצנועה שלה מורכבת מ300 נוירונים (תאי עצב) בלבד
Onun basit sinir sistemi sadece 300 nörondan ibaret.جهازها العصبي البسيط يتكون من 300 خلية عصبية فقط.
Onun basit sinir sistemi sadece 300 nörondan ibaret.ニューロンでできています 70年代から80年代にかけて
Onun için, hayat tek bir görevden ibaretti: ailesinin kaçışı ve Avustralya'da yeni bir yaşam.Dla niej życie sprowadzało się do jednego zadania: ucieczki rodziny do nowego życia w Australii.
Onun için, hayat tek bir görevden ibaretti: ailesinin kaçışı ve Avustralya'da yeni bir yaşam.Für sie hatte das Leben ihr eine Aufgabe gestellt: die Flucht ihrer Familie und ein neues Leben in Australien.
Onun için, hayat tek bir görevden ibaretti: ailesinin kaçışı ve Avustralya'da yeni bir yaşam.Para ela, a vida tinha apenas um propósito: a fuga da sua familia e uma nova vida na Austrália.
Onun için, hayat tek bir görevden ibaretti: ailesinin kaçışı ve Avustralya'da yeni bir yaşam.Para ella, la vida se había destinado a una tarea sola: el escape de su familia y una vida nueva en Australia.
Onun için, hayat tek bir görevden ibaretti: ailesinin kaçışı ve Avustralya'da yeni bir yaşam.Pro ni se život přeměnil na jeden úkol: útěk její rodiny a nový život v Austrálii.
Onun için, hayat tek bir görevden ibaretti: ailesinin kaçışı ve Avustralya'da yeni bir yaşam.Számára az élet egyetlen feladatot jelentett: családját kimenekíteni, és új életet kezdeni Ausztráliában.
Onun için, hayat tek bir görevden ibaretti: ailesinin kaçışı ve Avustralya'da yeni bir yaşam.Už vtedy sa jej život zmenil na jedinú túžbu: utiecť od rodiny a začať nový život v Austrálii.
Onun için, hayat tek bir görevden ibaretti: ailesinin kaçışı ve Avustralya'da yeni bir yaşam.Với mẹ, cuộc đời cô đọng vào nhiệm vụ duy nhất: để gia đình mẹ trốn thoát và bắt đầu cuộc sống mới ở Úc.
Onun için, hayat tek bir görevden ibaretti: ailesinin kaçışı ve Avustralya'da yeni bir yaşam.Zadala si je le eno nalogo: da bo z družino zbežala in začela novo življenje v Avstraliji.
Onun için, hayat tek bir görevden ibaretti: ailesinin kaçışı ve Avustralya'da yeni bir yaşam.В её жизни теперь была только одна цель — бежать всей семьёй и обрести новую жизнь в Австралии.
Onun için, hayat tek bir görevden ibaretti: ailesinin kaçışı ve Avustralya'da yeni bir yaşam.За нея животът се състои в една задача: бягството на семейството й и нов живот в Австралия.
Onun için, hayat tek bir görevden ibaretti: ailesinin kaçışı ve Avustralya'da yeni bir yaşam.Сенсом її життя стала втеча її сім'ї та нове життя в Австралії.
Onun için, hayat tek bir görevden ibaretti: ailesinin kaçışı ve아버지의 죽음 후 어머니는 오로지 하나의 목표에 매달렸습니다. 바로 가족을 데리고 호주로 탈출해
Onun için, hayat tek bir görevden ibaretti: ailesinin kaçışı vePer lei, la vita si riduceva a un obiettivo:
Onun için, hayat tek bir görevden ibaretti: ailesinin kaçışı vePour elle, la vie s'était concentrée sur une seule tâche :
Onun için, hayat tek bir görevden ibaretti: ailesinin kaçışı veמבחינתה, החיים הצטמצמו למטלה אחת: הבריחה של משפחתה
Onun için, hayat tek bir görevden ibaretti: ailesinin kaçışı veبالنسبة لها,كانت حياتها تدور في مُهمة واحدة الهروب بعائلتها
Onun için, hayat tek bir görevden ibaretti: ailesinin kaçışı ve家族とともに脱出して オーストラリアで新しい生活を築くことです
Orada hiç hava olmazdı. Hava boşluğundan ibaret olurdu.Dar acolo n-ar mai fi găsit aer, fiind vid.
Orada hiç hava olmazdı. Hava boşluğundan ibaret olurdu.Dort würde es keine Luft geben, es ist ein Vakuum.
Orada hiç hava olmazdı. Hava boşluğundan ibaret olurdu.Er zou daar geen lucht zijn - het is een vacuüm.
Orada hiç hava olmazdı. Hava boşluğundan ibaret olurdu.공기는 없을 것입니다. 진공상태죠.
Orada hiç hava olmazdı. Hava boşluğundan ibaret olurdu.Ma lì non avrebbe trovato aria, ma vuoto.
Orada hiç hava olmazdı. Hava boşluğundan ibaret olurdu.Nem volt ott semmi levegő -- csak vákuum.
Orada hiç hava olmazdı. Hava boşluğundan ibaret olurdu.Není tam žádný vzduch - je tam vakuum.
Orada hiç hava olmazdı. Hava boşluğundan ibaret olurdu.Nie je tam žiaden vzduch, je tam vákuum.
Orada hiç hava olmazdı. Hava boşluğundan ibaret olurdu.Nie ma tam powietrza, to próżnia.
Orada hiç hava olmazdı. Hava boşluğundan ibaret olurdu.No habría habido nada de aire allí, sólo hay vacío.
Orada hiç hava olmazdı. Hava boşluğundan ibaret olurdu.Sẽ không có không khí ở đó, đó là môi trường chân không.
Orada hiç hava olmazdı. Hava boşluğundan ibaret olurdu.Но не би имал въздух там - вакуум е.
Orada hiç hava olmazdı. Hava boşluğundan ibaret olurdu.Там не было бы никакого воздуха, лишь вакуум.
Orada hiç hava olmazdı. Hava boşluğundan ibaret olurdu.אין שם אויר - זה ואקום.
Orada hiç hava olmazdı. Hava boşluğundan ibaret olurdu.مع أنه لاوجود للهواء على سطح يوروبا
Orada hiç hava olmazdı. Hava boşluğundan ibaret olurdu.外は寒い世界ですが 出てくる可能性があります
Ortalama değer teoremi, bundan ibaret.Dat is allemaal de middelwaardestelling
Ortalama değer teoremi, bundan ibaret.Esto es todo en cuanto al teorema del valor medio.
Ortalama değer teoremi, bundan ibaret.Ez mind, amit a középértéktétel mond.
Ortalama değer teoremi, bundan ibaret.Isso é tudo é o teorema do valor médio.
Ortalama değer teoremi, bundan ibaret.To wszystko o czym mówi twierdzenie.
Ortalama değer teoremi, bundan ibaret.Вот и весь смысл этой теоремы.
Ortalama değer teoremi, bundan ibaret.Ето какво ни казва теоремата за средна стойност
Ortalama değer teoremi, bundan ibaret.هذه هي نظرية القيمة المتوسطة
O sadece benim anladığımdan ibaretti. o benim içine girdiğim basitçe bir kapıydı.Y entonces me di cuenta que era sólo la puerta de embarque.
O sadece benim anladığımdan ibaretti. o benim içine girdiğim basitçe bir kapıydı.Doar atunci mi-am dat seama că era pur şi simplu terminalul la care ajungeam.
O sadece benim anladığımdan ibaretti. o benim içine girdiğim basitçe bir kapıydı.Dopiero wtedy zrozumiałem, że to było oznaczenie wyjścia, do którego miałem się udać.
O sadece benim anladığımdan ibaretti. o benim içine girdiğim basitçe bir kapıydı.Erst da wurde mir klar, dass es das Gate war, durch das ich hineinkam.
O sadece benim anladığımdan ibaretti. o benim içine girdiğim basitçe bir kapıydı.E" stato solo allora che ho capito che era semplicemente il gate a cui stavo arrivando.
O sadece benim anladığımdan ibaretti. o benim içine girdiğim basitçe bir kapıydı. (Kahkaha)Chỉ đến lúc đó tôi mới nhận ra rằng thứ mà tôi thấy chỉ là cổng vào sân bay (Tràng cười)