Sizi iştirak etmeye teşvik ediyoruz.И ние ви каним да участвате в него.
Tabii ki hayır, yabancı ve ulusal kanallar... ...bu toplantıya iştirak edecek.Βέβαια, κανάλια απ' όλη τη χώρα καθώς και ξένα κανάλια θα συμμετάσχουν σε αυτή τη συνέντευξη.
Tabii ki hayır, yabancı ve ulusal kanallar... ...bu toplantıya iştirak edecek.طبعا القنوات الوطنية والصحفين الاجانب سيشاركون في اللقاء
"Temyiz Mahkemesi davalıların suça iştirakinin kanıtlandığnı varsaydı.""A Feljebbviteli Bíróság a vádlottak együttmûködését figyelembe véve döntött."
"Temyiz Mahkemesi davalıların suça iştirakinin kanıtlandığnı varsaydı.""A Feljebbviteli Bíróság a vádlottak együttműködését figyelembe véve döntött."
"Temyiz Mahkemesi davalıların suça iştirakinin kanıtlandığnı varsaydı.""Curtea de Apel considera demonstrată contribuţia pârăţilor."
"Temyiz Mahkemesi davalıların suça iştirakinin kanıtlandığnı varsaydı.""Das Berufungsgericht hat entschieden, das den Verurteilten eine Verbindung nachgewiesen werden konnte."
"Temyiz Mahkemesi davalıların suça iştirakinin kanıtlandığnı varsaydı.""El tribunal de apelación encontró que está demostrada la contribución de los acusados."
"Temyiz Mahkemesi davalıların suça iştirakinin kanıtlandığnı varsaydı." "Fredrik Neij 10 aya, Peter Sunde 8"-'La Corte d'Appello considera gli imputati colpevoli.
"Temyiz Mahkemesi davalıların suça iştirakinin kanıtlandığnı varsaydı.""Het Hof van Beroep beschouwt de bijlage van de gedaagden als bewezen."
"Temyiz Mahkemesi davalıların suça iştirakinin kanıtlandığnı varsaydı."'Het Hof van Beroep beschouwt de bijlage van de gedaagden als bewezen.'
"Temyiz Mahkemesi davalıların suça iştirakinin kanıtlandığnı varsaydı.""Hovioikeus katsoo rikoksen tunnusmerkistön vastaajien suhteen täyttyneen."
"Temyiz Mahkemesi davalıların suça iştirakinin kanıtlandığnı varsaydı.""Hovrätten anser det bevisat att de medverkat till verksamheten."
"Temyiz Mahkemesi davalıların suça iştirakinin kanıtlandığnı varsaydı.""Hovrätten anser det bevisat att de medverkat till verksamheten."
"Temyiz Mahkemesi davalıların suça iştirakinin kanıtlandığnı varsaydı.""재심법원에서는 피고들의 기여를 인정하여..."
"Temyiz Mahkemesi davalıların suça iştirakinin kanıtlandığnı varsaydı.""Landsretten mener at de tiltaltes medvirken er bevist."
"Temyiz Mahkemesi davalıların suça iştirakinin kanıtlandığnı varsaydı.""Odvolací soud došel k závěru a potvrdil předchozí rozsudek."
"Temyiz Mahkemesi davalıların suça iştirakinin kanıtlandığnı varsaydı.""Pengadilan menganggap para terdakwa' terbukti punya kontribusi."
"Temyiz Mahkemesi davalıların suça iştirakinin kanıtlandığnı varsaydı.""Phiên tòa phúc thẩm ghi nhận những đóng góp của các bị cáo."
"Temyiz Mahkemesi davalıların suça iştirakinin kanıtlandığnı varsaydı.""Sąd Apelacyjny uważa skazanych za winnych".
"Temyiz Mahkemesi davalıların suça iştirakinin kanıtlandığnı varsaydı."'Tòa Án Phúc Thẩm xem xét sự đóng góp của bị cáo được chứng minh"
"Temyiz Mahkemesi davalıların suça iştirakinin kanıtlandığnı varsaydı.""Το Εφετείο θεωρεί ότι η συμβολή των κατηγορουμένων αποδείχθηκε."
"Temyiz Mahkemesi davalıların suça iştirakinin kanıtlandığnı varsaydı.""Апелляционный суд считает, что Вклад подсудимых доказана ".
"Temyiz Mahkemesi davalıların suça iştirakinin kanıtlandığnı varsaydı.""Съдът по обжалванията потвърди първоначалната присъда."
"Temyiz Mahkemesi davalıların suça iştirakinin kanıtlandığnı varsaydı."בית הדין לערעורים התחשב" ".בתרומתם המוכחת של הנאשמים
"Temyiz Mahkemesi davalıların suça iştirakinin kanıtlandığnı varsaydı.""محكمة الإستئناف تُثبت مساهمة المذنبين"
"Temyiz Mahkemesi davalıların suça iştirakinin kanıtlandığnı varsaydı.""フレドリク 10ヶ月 ピーター8ヶ月"
Trilogy International'ın iştiraki olan yerel bir telekomünikasyon sağlayıcısı Voilà ile görüşmeye başladık.Podjęliśmy współpracę z lokalnym operatorem sieci Voilà, zależnym od Trilogy International.
Trilogy International'ın iştiraki olan yerel bir telekomünikasyon sağlayıcısı Voilà ile görüşmeye başladık.우리는 트릴로지(Trilogy)사의 자회사로 현지 통신업체인 보일라(Voila)사와 협상을 시작했습니다.
Trilogy International'ın iştiraki olan yerel bir telekomünikasyon sağlayıcısı Voilà ile görüşmeye başladık.Vi började prata med en lokal telefonoperatör, Voilà, vilket är ett dotterföretag till Trilogy International.
Trilogy International'ın iştiraki olan yerel bir telekomünikasyon sağlayıcısı Voilà ile görüşmeye başladık.Voilà社とまず協議を始めました 必要な要件は三つありました
Trilogy International'ın iştiraki olan yerel bir telekomünikasyon sağlayıcısı Voilà ile görüşmeye başladık.We overlegden met de lokale telecomprovider 'Voilà'. een dochteronderneming van Trilogy International.
Trilogy International'ın iştiraki olan yerel bir telekomünikasyon sağlayıcısı Voilà ile görüşmeye başladık.Започнахме разговори с локалния мобилен оператор Voilà, който е подразделение на Trilogy International.
Trilogy International'ın iştiraki olan yerel bir telekomünikasyon sağlayıcısı Voilà ile görüşmeye başladık.התחלנו לדבר עם חברת סלולר מקומית שנקראת ויולה שהיא חברת בת של טרילוגי אינטרנשיונל.
Trilogy International'ın iştiraki olan yerel bir telekomünikasyon sağlayıcısı Voilà ile görüşmeye başladık.بدأنا نتحدث مع شركة اتصالات محلية تدعى فويلا Voilà، والتي هي فرع لشركة تريولوجي العالمية Trilogy .
Ve anladım ki kendi ıstırabı içinde İslam dünyası aslında yardım çağırıyordu.Am înţeles că, în suferinţa sa,
Ve anladım ki kendi ıstırabı içinde İslam dünyası aslında yardım çağırıyordu.Comprendí que con ese sufrimiento, el mundo islámico había estado gritando.
Ve anladım ki kendi ıstırabı içinde İslam dünyası aslında yardım çağırıyordu.Ho capito che nella sua sofferenza il mondo islamico stava chiedendo aiuto.
Ve anladım ki kendi ıstırabı içinde İslam dünyası aslında yardım çağırıyordu.Ich begriff, dass die islamische Welt durch ihr Leiden um Hilfe gerufen hatte.
Ve anladım ki kendi ıstırabı içinde İslam dünyası aslında yardım çağırıyordu.Ik begreep dat in haar lijden, de Islamitische wereld het uitgeschreeuwd had.
Ve anladım ki kendi ıstırabı içinde İslam dünyası aslında yardım çağırıyordu.J'ai compris que dans sa souffrance,
Ve anladım ki kendi ıstırabı içinde İslam dünyası aslında yardım çağırıyordu.저는 이러한 고통 속에서 이슬람 세계가
Ve anladım ki kendi ıstırabı içinde İslam dünyası aslında yardım çağırıyordu.Megértettem, hogy szenvedésében az iszlám világ segítségért kiáltott.
Ve anladım ki kendi ıstırabı içinde İslam dünyası aslında yardım çağırıyordu.Percebi que, no seu sofrimento, o mundo islâmico tinha estado aos gritos.
Ve anladım ki kendi ıstırabı içinde İslam dünyası aslında yardım çağırıyordu.Pogrążony w cierpieniu świat islamski krzyczał do nas.
Ve anladım ki kendi ıstırabı içinde İslam dünyası aslında yardım çağırıyordu.Ymmärsin, että kärsimyksessään islamilainen maailma oli huutanut apua.
Ve anladım ki kendi ıstırabı içinde İslam dünyası aslında yardım çağırıyordu.Разбрах, че в неговото страдание ислямския свят е плачел.
Ve anladım ki kendi ıstırabı içinde İslam dünyası aslında yardım çağırıyordu.Я понимал, что в своих страданиях
Ve anladım ki kendi ıstırabı içinde İslam dünyası aslında yardım çağırıyordu.הבנתי שבסבל שלו,
Ve anladım ki kendi ıstırabı içinde İslam dünyası aslında yardım çağırıyordu.لقد فهمت بأنه خلال معانتهم،
Ve anladım ki kendi ıstırabı içinde İslam dünyası aslında yardım çağırıyordu.悲鳴を上げていると思っています なぜ我々はそれを聴こうとしないのか?
Yani eğer bu iştirakleri batarsa, geriye hiçbir şey kalmaz.Pokud nebudou splácet, nic nezůstane.
[Yavaş İstirahat.][Afgående langsomt.]
[Yavaş İstirahat.][Aftredende langzaam.]
[Yavaş İstirahat.][Aposentar-se lentamente.]
[Yavaş İstirahat.][Ausscheidender langsam.]
[Yavaş İstirahat.][Avgående långsamt.]
[Yavaş İstirahat.][Để tránh tình trạng chậm.]
[Yavaş İstirahat.][Eläkkeelle jäävä hitaasti.]
[Yavaş İstirahat.][Ki jim mandat poteče počasi.]