Birçok üniversite hocası işten çıkarıldı öğrencilerin çoğu kovuldu.De meeste leerkrachten namen ontslag toen de eisen werden afgewezen.
Borcunu ödeyene kadar bu "haram işte" çalışmak zorunda olmaktan başka çaresi yoktur.De verzekeringnemer hoeft geen premie te betalen totdat hij weer arbeidsgeschikt is.
Ve zaten bu nedenledir ki işte İkinci Baskısını yapmıştır bile...Mede hierdoor begon hij in mindere conditie aan zijn tweede Giro.
Kalbim burada işte.Deze zit rond het hart.
30 bin kişi sakıncalı olduğu için işten atıldı.30.000 mensen zijn ontslagen wegens 'onbetrouwbaarheid'.
Lee Ji Hyun çok kızar ve işten ayrılır.Lian Ji werd boos en bezorgd.
Bu işte en iyisidir.Daar wil ik nu de beste in zijn.
Bununla ilgili olarak "Bittiğinde işte budur dedim.Als het voorbij is, is het voorbij."
Babaları işteyken evin içinde tartışan Danny ve Walter, kovalamaca sonucunda bodrum katına inerler.Twee broers, Walter en Danny, ontdekken in de kelder van hun huis een bordspel met als thema ruimtevaart.
Daha önce işten çıkarılan işçiler haksızlığa isyan edip her şeyi ateşe verirler.Als blijk van mildheid zou Tiste eerst gewurgd worden aan een paal en pas dan verbrand worden.
Ali ise sigortalı bir işte çalışmayı reddedmektedir.Groen zelf weigert een ministerspost.
Günümüze ilçede bulunan köprü işte bu ikinci köprüdür.De huidige brug is de tweede die op deze plek ligt.
Destek olan şeyin birçok nesnelerde bulunduğunu varsıyıyoruz, işte bu ortak desteğe töz adını veriyoruz."God is onze toeverlaat en sterkte, ene hulp in de grote noden, die ons getroffen hebben.
Neresi olursa olsun bu benim için böyle; işte bu yüzden müzik evrensel bir dildir.De muziek is gecomponeerd bij de teksten, zodat het grotendeels Arabische muziek is die we hier horen.
O kötü bir adam, işte Keamy bu.Hij had maar één vriend en dat is Harry Kim.
Bu işte bir terslik var.Er is blijkbaar iets aan de hand.
Bundan böyle işler Chris için işten çok kişisel bir hal alır.Chris heeft ondertussen te maken met familieproblemen.
Dün işte yoktum.Ik was gisteren op het werk afwezig.
Bu işte ben yokum!Aan zo iets doe ik niet mee!
Bu işte bir şeyler var.Er schuilt een addertje onder het gras.
Deli olmak işten değil.Het is om dol van te worden.
Yaptığım bu işte.Dat is wat ik gedaan heb.
Bu işte bir şeyler var.Er is een geurtje aan.
Hele yarın gelmesin, onu işten kovarım.Als hij morgen niet komt, dan ontsla ik hem.
Kesin gerçek budur işte.Jest działaniem rozstrzygającym.
Onun için çaldığımda apaçık biliyordu: "Evet, işte budur," dedi.A On, obróciwszy się, zgromił ich i rzekł: Nie wiecie, jakiego ducha jesteście.
Yaptığı işten o gün dinlendi.Tego dnia zajął drugie miejsce.
Bu işte bir terslik var.Jest coś nieuchwytnego w tej pracy.
Yaptığım işten gurur duyuyorum, keyfini çıkarın."Jestem dumny z pracy, którą wykonałem, więc dobrze się bawcie słuchając go."
Hah, işte geldi!Oto jest!
Neresi olursa olsun bu benim için böyle; işte bu yüzden müzik evrensel bir dildir.«Albo inaczej» to dowód na to, że muzyka jest uniwersalnym językiem.”.
Gök bilimcilerin Uranüs ve Neptün'e bazen buz devleri demesinin nedeni de işte bu farklılığı vurgulamaktır.Astronomowie czasami kategoryzują Urana i Neptuna jako „lodowe olbrzymy” w celu podkreślenia tych różnic.
Kimi araştırmacılara göre Poe işten kovulmuştu ve bu yüzden romanı da yarım bırakmıştı.Niektórzy badacze sugerują, że Poe został zwolniony, co skłoniło go do przerwania prac nad powieścią.
Yaptığı her işte başarılı oluyordu.Zrobiła wszystko, bylebyśmy odnieśli sukces.
Artık müsterih ol, işte şimdi seni hoşnut olacağın bir kıbleye döndürüyoruz.Zapłacimy wam, możecie przestać grać, my i tak wam zapłacimy"”.
Martha'ysa bu işten biraz uzaktır.Marta ma jednak dość tego życia.
Kendisine bu işte Henry adındaki kardeşi eşlik ediyordu.Sama zrobiła taki błąd z Henrym.
İsim-fiil eki -iş ile işteşlik eki -iş karıştırılmamalıdır.Buduj relacje -nie będziesz musiał sprzedawać.
Mağduriyet yaratan bir şefin işten atılması sağlanacaktır.Rozzłoszczony właściciel wyrzuca go z pracy.
Daha sonra işten kovuldu.Później zwolniony z pracy.
Ama bu işten dönüş yok.Do sprawy nie wrócono.
Daha sonralarda benzer nedenlerden dolayı "en az on beş işten" daha çıkarıldı.Niektórzy ze względów praktycznych zakładają, że „duża próba” ma np. co najmniej 50 obserwacji.
Fotoğrafçılığa başlamadan önce birçok işte çalıştı.Imał się wielu zawodów, zanim został pomocnikiem fotografa.
Haniya cicoz, işte cicoz.Hanna Cygler, właśc.
Bu kitap tam da bunun bir örneğidir işte.Tą właśnie książką okazuje się być Dar.
1 yıl içinde 17 farklı işte çalışmışdı.Przez rok rozegrał tam 17 spotkań.
Bakalım iki kardeşten hangisi kontrolü ele geçirip bu kirli işten galip çıkacak?Losowanie określa, który z kandydatów tak wskazanych będzie superarbitrem.
Tam tersine ben, bu işte acemiydim.Ja też coś wtedy robiłem w tym temacie.
Lokavt, greve çıkan işçileri işverenin topluca işten uzaklaştırması.Za organizowanie strajków chłopskich zwolniony z pracy.
Marshall ise işte sıkıntılıdır.Marszałek niepokoi się.
Bütün bu saçmalıklar hakkında işte.Również wszystkie odznaczają się głupotą.
Gençlik yıllarında pek çok değişik işte çalıştı.W młodości imał się różnych zajęć.
Bach ölümünün yaklaştığını hissedince o koralin başına “Tanrım işte katına çıktım” tümcesini yazdırmıştır.Leżąc na łożu śmierci powiedział na temat sukcesji bretońskiej: Na miłość boską!
Yüce Tanrı ileride olacakları işte böylece krala bildirmiştir.To, co Bóg zamierza uczynić, zapowiedział tobie, faraonie.
Ama hiçbir işte başarılı olamamıştır.Żadna na szczęście się nie powiodła.
Bu işte en iyisidir.Najlepsze przed nim?.
O kötü bir adam, işte Keamy bu.W tym przypadku jest to Wendy.
Ve işte o an artık çıkış yolu yoktur.Och ingenting pekade då på någon vändning uppåt.
Bennett bana bir keresinde şöyle demişti: ‘Bu işte değişik tarzlar vardır.Bennett sa en gång till mig, “ Det finns olika sätt att arbeta.
Bütün bu saçmalıklar hakkında işte.Hvad allting är obetydligt mot detta.