Bu insanların hiçbiri herhangi bir işte çalışmaz.Ingen av dem är fortfarande i tjänst.
21 Kim buyruklarımı bilir ve yerine getirirse, işte beni seven odur."Den som har mina bud och håller dem, han älskar mig..."
Hah, işte geldi!Nu är vi här!
Tam bu sırada Buffy'nin işten arkadaşı Sophie gelir.Där är Miss Sophies vänner fortfarande i livet.
Bu yüzden işten atılır.Det leder till att han får sparken.
Onun bu işte bir parmağı olabilir mi acaba?Kan han ha ett jobb?
Bu işte en iyisidir.Det bästa av allt.
Onları yakalamak işte bu yüzden çok zordur.Sådana är svåra att få tag i och därför dyra.
1991'den 1998'e kadar birçok işte çıraklık yaptı.Där gjorde hon ett antal framträdande roller, fram till 1998.
Bundan böyle işler Chris için işten çok kişisel bir hal alır.Det visar sig även att Chris har personliga skäl att resa till Afrika.
Marshall ise işte sıkıntılıdır.På verkstaden är Marshall nedstämd.
1953 - General Electric, tüm Komünist personelini işten atacağını ilan etti.1950 – Västtyskland beslutar att avskeda alla kommunistiska statstjänstemän.
Fark etse bile iş işten geçer.För andra betydelser, se Darband Darrehsī.
Lindemann, gençken pek çok işte çalışmıştır.Avtalet fungerade bra så länge Harald var ung.
Full-time bir işte çalışacak kadar büyük olmadığından, ara sıra part time işlerde çalışmaktadır.Det ska inte vara för långa arbetstider för jag vill ha tid att resa.
Bu eski Boğaz semtine 'Emirgân' denmesinin sebebi işte yukarıda anlattılanlardan kaynaklanmaktadır.Denna har sitt ursprung i vadet som beskrivs ovan.
İş işten geçtikten sonra.Det är redan försent.
Bennett bana bir keresinde şöyle demişti: ‘Bu işte değişik tarzlar vardır.Беннетт одного разу сказав мені: " Існують різні стилі роботи.
Neptün işte o gece keşfedilmiştir.Нептун був виявлений тієї ж ночі.
Davidson, yaptığı bu işten $ 35 aldı.Девідсон надала рахунок на 35 доларів за свою роботу.
Rusya'nın ilk uluslararası otobüsü «5268» fabrikada orijinal modeli işten çıkmış.На підприємстві розроблена оригінальна модель першого в історії Росії міжміського автобуса «5268».
16 yaşındayken okul hayatını bırakıp ufak tefek pek çok işte çalıştı.Школу залишив у віці 16 років, протягом декількох років працював на дрібних роботах.
Bana inan oğlum, işte o incir çekirdeğindeki boşluk o öz ile doludur.Богослов'я шрі-вайшнавізму здебільшого базується на цьому постулаті.
Bu işte en iyisidir.Ну що є краще в світі!
Bakalım iki kardeşten hangisi kontrolü ele geçirip bu kirli işten galip çıkacak?Завданням судді є вирішити, яка з двох сторін буде сплачувати витрати за заподіяну шкоду.
Bütün bu saçmalıklar hakkında işte.У цьому вся розгадка.
Bu işte bir terslik var.Але тут трапилося лихо.
Gençlik yıllarında pek çok değişik işte çalıştı.У молодості я багато їх слухав.
İdari işlerle imparatorun kendisi uğraşıyordu ve ona bu işte İmparatorluk Sarayı Bakanı yardım etmekteydi.Адміністративними питаннями займався імператор, якому допомагав голова Міністерства імператорського двору.
Fakat politik faaliyetleri nedeniyle işten çıkarıldı.Був виключений за участь в політичній діяльності.
Böyle işte."Просто так".
Ama iş işten geçmiştir.Але роботи припинили.
Konsantre güneş ışığı, antik Çin döneminden beri birçok yararlı işte kullanılmıştır.Десяткову систему вимірювання часу активно використовували тільки в Стародавньому Китаї.
13 yıllık memuriyetinden sonra işten çıkartıldı.Після 31 року було відпущено нею на волю.
Neresi olursa olsun bu benim için böyle; işte bu yüzden müzik evrensel bir dildir.Власне — це і є World Music, іншими словами — Світова Музика.»
Bilinmeyen bir işte beşinci seviyede çalışmaktadır.Присутній у 5-й серії — на очній ставці з Незнайком.
Daha sonra işten kovuldu.Згодом звільнений з роботи.
Birçok işte çalışarak, gerekli olan parayı topalamaya çalıştı.Аби мати більше грошей, займав декілька вигідних посад.
Çokuluslu şirketler de mülteci çalışanlarını işten çıkarmaya başladılar.Американські страхові компанії почали страхувати пасажирів.
O hâlâ işte.Він все ще на роботі.
Bu işte yine para lazımdır.Але на це треба грошей.
Daha sonra WWE, Kennedy'i işten kovdu.Незабаром після вильоту Кеннеді покинув клуб.
Bununla ilgili olarak "Bittiğinde işte budur dedim.Передзвоню, коли закінчу з тим і цим».
Bu işten fazlasıyla memnun olan Padişah, askere sorar: "Dile benden ne dilersen?"Преподобний старець відповів: «Пам'ятай, чадо, кому ти даєш обіцянку і чиїм ти воїном хочеш бути.
Hah, işte geldi!Ось він!
Tom hâlâ işte mi?Том ще на роботі.
Ben yarın işte olmayacağım.Завтра мене не буде на роботі.
Kesin gerçek budur işte.Nicméně je to (pro Halamu) bolestně reálné.
Ve işte o an artık çıkış yolu yoktur.Poté však již uvedena nebyla.
Hah, işte geldi!Je to tady!
Ve işte asıl hikâye de burada başlar.A právě zde začíná náš příběh.
Olaya işten eve dönen yüzlerce Filistinli işçi şahit oldu .Kvůli tomu ovšem o práci přišly stovky Palestinců, kteří tu pracovali.
Bu işte en iyisidir.To nejlepší pro něj.
"Örtünüyoruz işte!".Hele jak na nás míří!"
Glauque yaptığı işten çok büyük bir zevk aldı ve kimya mühendisi olmaya karar verdi.Práce ho bavila a rozhodl se stát chemickým inženýrem.
Belediye başkanlarına çoğunlukla işten el çektirildi.Starostky většinou obhájily.
Pinkertonlar güvenlikten özel askeri görevlere kadar her türlü işte görev almışlardır.Agenti Pinkertonů prováděli širší škálu úkolů, od osobní ochrany po soukromou "armádu".
Meowth: Miyav, işte bu çok doğru!Pane Fagane, dobře nás poslouchejte!
Uzun süredir beklenen bilim kurgu serisi buydu işte.Z tohoto fenoménu se stal nejdéle vysílaný sci-fi seriál.
Bütün bu saçmalıklar hakkında işte.Všechno je to holý nesmysl.