Bu işte en iyisidir.Questa è la cosa migliore da fare.
Bu insanların hiçbiri herhangi bir işte çalışmaz.Non tutti i servizi dispongono di questa funzione.
Onun bu işte bir parmağı olabilir mi acaba?Forse c'entra qualcosa la sua nuova fidanzata?
Bilinmeyen bir işte beşinci seviyede çalışmaktadır.Portare uno sconosciuto fuori a cena 50.)
Bu işten fabrikanın baş şef mühendisi Mikhail Loginov ve asistanı Lev Loktev sorumlu oldu.Il progetto fu portato avanti dal progettista capo Mikhail Loginov e dal suo assistente Lev Loktev.
Yaptığı her işte başarılı oluyordu.Amavo tutto ciò che faceva.
Charlton Heston'lı sahneleri çektikten sonra işten alındı.È stato il primo film da protagonista di Charlton Heston.
Bununla ilgili olarak "Bittiğinde işte budur dedim.Quando tornai stava tutto per finire."
Burns öfkeyle onu işten atmakla tehdit eder.Brandon contrariato, minaccia di licenziarsi.
16 yaşındayken üç tane işte çalıştı.Si conoscono da quando avevano 16 anni.
Ama her seferinde işten yine Kakılmış zararlı çıkar.Egli crede di aver ogni volta fatto un buon affare.
Meowth: Miyav, işte bu çok doğru!Errico Buonanno, Sarà vero.
O işten vazgeçtiğine inanamıyorum.Поверить не могу, что ты отказался от этой работы.
Eğer sen plaja gitmiyorsan plaj sana geliyorsa, işte buna tsunami denir.Вот это называется цунами — если ты не идёшь на пляж, пляж идёт на тебя.
Ne zaman işten çıkıyorsun?В какое время ты уходишь с работы?
"Olmak ya da olmamak; işte bütün mesele bu." diye konuştu malak.«Быть или не быть — вот в чём вопрос», - сказал буйволёнок.
Yapıcıların taşı reddettiği taş, işte köşenin baş taşı oldu.Камень, который отвергли строители, тот самый сделался главою угла.
İş işten geçtikten sonra.Поздно, момент упущен.
İş işten geçti zaten.Поздно, момент упущен.
Bu işte kimsenin tarafı değilim.Я в этом деле придерживаюсь нейтралитета.
Ve işte o an artık çıkış yolu yoktur.Дорога Никкокайдо (яп.
Bennett bana bir keresinde şöyle demişti: ‘Bu işte değişik tarzlar vardır.Беннетт однажды сказал мне: „Существуют разные стили работы.
Neptün işte o gece keşfedilmiştir.Нептун был обнаружен той же самой ночью.
1953 - General Electric, tüm Komünist personelini işten atacağını ilan etti.1953 — компания «Дженерал Электрик» объявила об увольнении всех сотрудников-коммунистов.
Davidson, yaptığı bu işten $ 35 aldı.Дэвидсон предоставила счёт на 35 долларов за свою работу.
Birçok uzmanlar işten atıldı, yerlerine etkin işçiler tayin edildi.Многих специалистов лишили работы, на их должности назначали активных рабочих.
Rusya'nın ilk uluslararası otobüsü «5268» fabrikada orijinal modeli işten çıkmış.На предприятии разработана модель междугороднего автобуса «5268».
2007 sonunda burada da işten çıkarıldı, ancak üç ay daha dergide yazmaya devam etti.В конце 2007 года он был уволен из Rolling Stone, но продолжал писать для журнала ещё три месяца.
Bu işte en iyisidir.Лучший во всём.
Kim onu tatmazsa işte o bendendir.Кому ни вручи власть, она непременно проявится в угнетении.
Bu işte bir terslik var.В этом было что-то былинное.
Işte nefis bir öğle yemeği olacak.Получился знатный обед.
Yaptıkları bu işten dolayı Türk Heyetinden hiç kimse bir bedduaya uğramaz.От их кары не ушел никто, кто был на пиру.
Onlara hayat ve düşünme gücü verdi, ve işte böylece Işığın Ruhu ve Karanlığın Prensi doğmuş oldu.Также Бог создал жизнь и ум и наделил ими своих сыновей — Принца Света и Принца Тьмы.
Ancak, işten arta kalan zamanında, futbol topuyla vakit geçirmekteydi.При этом все свободное время он посвящал футболу.
Neresi olursa olsun bu benim için böyle; işte bu yüzden müzik evrensel bir dildir.Я говорил тебе музыка — это всемирный язык!
Ona göre, içgüdüleri işte bu tanrıya karşı işlenen suçlardır.По его мнению, все эти идеи оспаривают власть Бога.
Kalbim burada işte.Мое сердце.
Pek çok işte çalıştı.Здесь он много работает.
Ama her seferinde işten yine Kakılmış zararlı çıkar.Все же он испытывает время от времени снова убытки.
İdari işlerle imparatorun kendisi uğraşıyordu ve ona bu işte İmparatorluk Sarayı Bakanı yardım etmekteydi.Административными вопросами занимался император, которому помогал глава Министерства императорского двора.
Yaptığı işten o gün dinlendi.В этот же день он полностью исцелился от своего недуга.
Biz de işten kaytarıp çekimleri izliyorduk arkadaşlarla.Работал ночью, сохраняя тайну даже от друзей.
Ama bu işten dönüş yok.Мы не хотим возврата назад.
Daha sonra işten kovuldu.Её уволили с работы.
Locke özür dilemeye açlışır fakat Randy, onu işten kovar.Локк пытается извиниться, но Рэнди не хочет его слушать и увольняет.
Bu işte yine para lazımdır.А для этого нужны деньги.
Birçok işte çalışarak, gerekli olan parayı topalamaya çalıştı.То есть тратило на свои нужды ровно столько, сколько зарабатывало.
Bu kitap tam da bunun bir örneğidir işte.Данная пластинка тому пример.
Meowth: Miyav, işte bu çok doğru!Гарднер М. А ну-ка догадайся!
Bu işten fazlasıyla memnun olan Padişah, askere sorar: "Dile benden ne dilersen?"Удивлённый граф ответил ей: «Просите у меня, что вам будет угодно».
Okur yazar olmadığı için bu işten çıkartıldı.Надо полагать, что по причине отсутствия издателя.
"Örtünüyoruz işte!".Нас запутывают».
İyilik yapanları işte böyle mükafatlandırırız.Также все праведные будут воскрешены.
Muhteşem olarak nitelendirilen oylama +2 puan, eh işte +1 puan, berbat -2 puan değerindedir.Лучшая — 20 очков, худшая — 1 очко.
Remarque'ye göre savaşın gerçeği işte budur.Такая правда о войне.
Gençlik yıllarında pek çok değişik işte çalıştı.В молодые годы много путешествовала.
Oradayken Palm morgunda odacı olarak yarım günlük bir işte çalıştı.В дни работы Думы служил извозчиком в Петербурге.
Babası ise Selçuk'a Bu işte gelecek yok dese de Selçuk futbola devam etti.Его отец также играл в футбол, поэтому Саша пошёл по его стопам.
O kötü bir adam, işte Keamy bu.Оказывается, это Кай.