Kesin gerçek budur işte.Siendo este una herramienta verídica.
Bennett bana bir keresinde şöyle demişti: ‘Bu işte değişik tarzlar vardır.Bennett me dijo una vez que ‘En el trabajo hay diferentes estilos.
Lâkin, işte o zaman Tasarinan'ın söğütlü çayırlarında bir bahar vakti tekrar buluşuruz.Entonces quizá volvamos a encontrarnos en los saucedales de Tasarinan en la primavera.
Bu odaklanma, şirketin yeniden yapılandırılmasına ve 17.000 çalışanın işten çıkarılmasına neden oldu.Este nuevo enfoque dio lugar a la reestructuración de la empresa y los despidos planeados de 17.000 empleados.
"Örtünüyoruz işte!".«Estoy pensando».
"Wikipedia'ya erişim durduruldu, işte yasağın nedeni".«Wikipedia ha sido bloqueada por el gobierno de Venezuela –y esta es la razón».
Kalbim burada işte.Era mi corazón.
Ali ise sigortalı bir işte çalışmayı reddedmektedir.Por tanto, Ray se niega a vender la propiedad.
Bu işten fabrikanın baş şef mühendisi Mikhail Loginov ve asistanı Lev Loktev sorumlu oldu.La tarea fue cumplida por el jefe de diseño de la fábrica Mijail Loginov y su asistente Lev Loktev.
Ata binmez ve yorulmazdı, çünkü ayaklarının koşabildiği her işte üstün gelirdi.El caballo de cansado, ya mudar no se podía: camina por donde quiere, que no le estorba la vía.
Remarque'ye göre savaşın gerçeği işte budur.Pero esta dice la verdad de la campaña.
Daha önce işten çıkarılan işçiler haksızlığa isyan edip her şeyi ateşe verirler.Si son las del primero, sus obras serán quemadas, si bien él mismo se salvará como si escapara del fuego (v.
Hah, işte geldi!¡Ahí está!
Büyücüler firavuna, "Bu işte Tanrı'nın parmağı var" dediler.José dijo al Faraón: "El sueño del Faraón es uno solo.
Bu işte bir terslik var.Hay un error en el episodio.
Kız-erkek ilişkileri işte."Relaciones hombre-mujer.
Sevmiyorum işte.No me gusta.
Marshall ise işte sıkıntılıdır.Al igual que Marshall, es algo torpe.
Haniya cicoz, işte cicoz.Cyril Cusack como Garcia.
Yüksek öğrenim görmeleri ve iyi ücretli bir işte çalışmaları yasaklandı.Buenas condiciones de trabajo y pago de una remuneración justa.
Fakat politik faaliyetleri nedeniyle işten çıkarıldı.Fue despedido del cargo por motivos políticos.
Bütün çalışmalarına rağmen, Émile Reynaud bu işten pek gelir sağlayamamıştır.Interludio: A pesar de esto, Rhayader no odiaba a nadie.
Luigi, Giorgetta ile yalnız kalırlar ve Giorgetta ona neden işten ayrılmak istediğini sorar.Cuando está a solas, Giorgetta pide a Luigi por qué pidió ser despedido y reconocen su amor mutuo.
Pinkertonlar güvenlikten özel askeri görevlere kadar her türlü işte görev almışlardır.Los agentes de Pinkerton realizaron servicios que se extendían de agentes de seguridad a militares privados.
16 yaşındayken okul hayatını bırakıp ufak tefek pek çok işte çalıştı.Abandona el colegio a los 16 años para viajar y vivir haciendo pequeños trabajos.
Saksofonlar işte buna yol açıyor.Entonces los cosacos comienzan el sitio.
Daha sonra işten kovuldu.Un día, la despiden del trabajo.
Bu işte en iyisidir.Son lo mejor de lo mejor.
Böyle işte."Y coso."
Lindemann, gençken pek çok işte çalışmıştır.François viajó mucho en su juventud.
Bu durumda orada oturuyor olmasının sebebi işten çıkmış olması ya da işe gidiyor olmasıdır.Donde ellos terminaron porque ella consiguió trabajo pero tenía que ir de viaje.
Donanmadaki başarısız denizcileri işten çıkardı ve donanmada sadece 8.000 kişi kaldı.Los entrenamientos de abandono del buque dieron su fruto y más de 880 marinos lograron abandonar el barco.
Lokavt, greve çıkan işçileri işverenin topluca işten uzaklaştırması.Respeto de la libertad de trabajo de los no huelguistas.
Birçok işte çalışarak, gerekli olan parayı topalamaya çalıştı.Para ello, asume diversos trabajos para recaudar el dinero que necesita.
Ayrıca kavram, işten çıkarılanları nitelemek için de kullanılır.También se usa para desestimar algo.
Burns öfkeyle onu işten atmakla tehdit eder.Desesperada, Violet amenaza con abandonarle.
Gazete genel yayın müdürüyle arası açılınca bir yıl sonra işten atıldı.Despidió al gerente general de un importante periódico solo 24 horas después de haberlo designado.
Ancak Peter bu işten sıyrılmak için planlarını yapmaya başlar.Mientras tanto, Peter supera sus problemas por su cuenta.
Charlton Heston'lı sahneleri çektikten sonra işten alındı.Debería ser protagonizada por Charlton Heston...
Yüce Tanrı ileride olacakları işte böylece krala bildirmiştir.Porque se cumplilará lo que el Señor te anunció.
Bütün hayatı boyunca aynı işte kaldı.Ha fatto lo stesso lavoro per tutta la vita.
Seni işteyken aradığım için üzgünüm.Mi spiace chiamarti mentre sei al lavoro.
Tom işten eve giderken parkta Mary'ye rastladı.Mentre tornava a casa dal lavoro, Tom incontrò Mary nel parco.
Tom işte ne yaptığı hakkında benimle konuşurdu.Tom era solito parlarmi di quel che faceva al lavoro.
Yaptığı işten o gün dinlendi.Si decise in quel giorno di eseguire i restauri.
Bennett bana bir keresinde şöyle demişti: ‘Bu işte değişik tarzlar vardır.Bennett mi disse una volta che ‘Nel lavoro esistono diversi stili.
Neptün işte o gece keşfedilmiştir.Nettuno fu scoperto quella stessa notte.
Locke özür dilemeye açlışır fakat Randy, onu işten kovar.Locke cerca di scusarsi, ma Randy lo licenzia.
Max ve Xylene ikisi de romantik kapsamlı olarak görülmüştür ve bir işte iyi takım olmuşlardır.Max e Xylene sembrano essere stati coinvolti sentimentalmente e lavorano bene in squadra.
Sevmiyorum işte.Non mi piace.
"Ölüm", işte şeylerin bu ritminin bir anına insanlar tarafından verilen bir addan ibarettir.Una lingua morta presuppone un popolo distrutto, questa è una verità inconfutabile».
"Örtünüyoruz işte!".«Stiamo riflettendo.
Cesetler, işten sonra 4 mahkûm tarafından tahta kızaklarla taşındı.I cadaveri venivano trasportati con delle casse, dopo il turno di lavoro, da quattro deportati.
Hah, işte geldi!È qui !
Gençlik yıllarında pek çok değişik işte çalıştı.In giovinezza fece diversi lavori.
İkisi de sever lakin birleşemezlerse işte o zaman efsane olur" idi.Se le due proteine non sono tra loro associate, non è rilevabile alcun segnale FRET.
Glauque yaptığı işten çok büyük bir zevk aldı ve kimya mühendisi olmaya karar verdi.Poiché il suo nuovo lavoro gli piaceva, decise di diventare un ingegnere chimico.
Davidson, yaptığı bu işten $ 35 aldı.Carolyn Davidson fatturò il lavoro 35 dollari per ciò che ora è considerato inestimabile.
Aynı zamanda o Trevor Horn'la yaptığı ortak işten şöyle bahsetti.Dovevo firmare di nuovo con Trevor Horn.
Bakalım iki kardeşten hangisi kontrolü ele geçirip bu kirli işten galip çıkacak?Come stabilire quale dei due fratelli sia il colpevole?