Ana içeriğe geç
Sözlük

işte ile cümle

işte kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Lokavt, greve çıkan işçileri işverenin topluca işten uzaklaştırması.Der bestreikte Arbeitgeber darf deshalb dem streikenden Arbeitnehmer nicht kündigen.
Herhangi bir işte yetersizlik olmak o işten çıkarılmak bir neden olarak görülmedi.Es reicht nicht aus, dass die Kündigung aus anderen Gründen unwirksam ist.
Kadınlar gerek iş bulma, gerek işten çıkarılma konusunda haksızlığa uğruyorlar.Er vergewaltigt regelmäßig Frauen und bezichtigt sie der Satansanbetung, sollten diese ihm nicht willig sein.
Kız-erkek ilişkileri işte.Die Mensch-Hund-Beziehung.
Saksofonlar işte buna yol açıyor.Von hier beginnt der Sacbé nach Aké.
Birçok işte çalışarak, gerekli olan parayı topalamaya çalıştı.Er versucht, das notwendige Geld aufzutreiben.
Al, söz verdiğim gibi, işte çikolatalı pasta.Tiens, comme promis, voilà mon gâteau au chocolat.
Birkaç dakika kaldığını biliyorum ama işte nerede buluşabileceğimize dair birkaç öneri.Je sais qu'il y a encore un peu de temps mais voici quelques suggestions où nous rencontrer.
Seni işteyken aradığım için üzgünüm.Je suis désolée de t'appeler au travail.
Dan işteki son gününü tekno müzik dinleyerek geçirdi.Dan a passé son dernier jour de travail à écouter de la musique techno.
Oğlum, işte belgelerin.Mon fils, voici tes documents.
Kesin gerçek budur işte.Sa devise est Veritas (la vérité).
Neptün işte o gece keşfedilmiştir.Neptune fut découverte cette même nuit.
Bennett bana bir keresinde şöyle demişti: ‘Bu işte değişik tarzlar vardır.Bennet m’a dit un jour : « il y a différents styles dans le travail.
25 Kasım 2005'te gazete, 52 işçinin işten çıkarılmasını protesto etmek için greve gitti.Le 25 novembre 2005, le journal est en grève contre la suppression de 52 postes.
Yaptığı işten o gün dinlendi.Il prit son commandement le jour même.
Bu işte Bormann, Hitler'in rutin yazışmalarının çoğunu ele aldı.À ce poste, Bormann avait en charge une grande partie de la correspondance de routine d'Hitler .
Hah, işte geldi!Le voilà !
Buna karşılık toplu işten çıkarılanların sayısı konusunda bir bilgi vermediler.Nul ne sait combien de Desaparecidos y furent exécutés.
Hiçbir işte sürekli çalışmamış, hep çalıştığı işten kovulmuştur.Il est congédié et n'est jamais payé pour le travail qu'il a fait.
Yüce Tanrı ileride olacakları işte böylece krala bildirmiştir.Le grand Dieu a fait connaître au roi ce qui doit arriver après cela.
Aynı zamanda o Trevor Horn'la yaptığı ortak işten şöyle bahsetti.Il a également travaillé avec le producteur Trevor Horn.
Mağduriyet yaratan bir şefin işten atılması sağlanacaktır.C'est cette partie du boss qu'il faudra détruire.
Destek olan şeyin birçok nesnelerde bulunduğunu varsıyıyoruz, işte bu ortak desteğe töz adını veriyoruz."Nous implorons leur secours, et ils nous secourent.
Bana inan oğlum, işte o incir çekirdeğindeki boşluk o öz ile doludur.Ce chat est caractérisé par sa courte queue qui est enroulée sur elle-même.
Neresi olursa olsun bu benim için böyle; işte bu yüzden müzik evrensel bir dildir.On pourrait conclure que pour eux, la musique est une forme de langage.
Kalbim burada işte.Ceci est mon corps.
Carpe diem) Concordia civium murus urbium Vatandaşlar arasında uyum, işte bir şehrin surları budur.Concordia civium murus urbium « La concorde entre les citoyens, voilà la muraille des villes. » (Proverbe ? ).
Onun bu işte bir parmağı olabilir mi acaba?Mais peut-être a-t-il quelque chose à cacher ?
Çokuluslu şirketler de mülteci çalışanlarını işten çıkarmaya başladılar.A mesure aussi que la centrale perdait ses adhérents ouvriers.
Saksofonlar işte buna yol açıyor.C'est ce que la satire fait quand ça fonctionne.
Akrep Bekir, bu işten çok para kaybetmiştir.Le groupe ABC perd de l'argent avec ce parc.
Ancak Peter bu işten sıyrılmak için planlarını yapmaya başlar.Philippe commence à échafauder des plans pour la faire disparaître...
Kadınlar gerek iş bulma, gerek işten çıkarılma konusunda haksızlığa uğruyorlar.Ils sont tenus de ne pas les maltraiter ni les réduire en esclavage.
Çünkü işçiler işten kaytarıyor işlerini aksatıyorlardı.Les colons faisaient leurs affaires.
Meowth: Miyav, işte bu çok doğru!Dis, Salomon, la vérité, ça !
"Örtünüyoruz işte!".J'y ai déjà songé ».
Ve işte asıl hikâye de burada başlar.C’est là que commence sa véritable histoire.
Onları yakalamak işte bu yüzden çok zordur.Comment on s'y retrouve, c'est très difficile.
Fakat politik faaliyetleri nedeniyle işten çıkarıldı.Il est licencié pour raisons politiques.
Buna göre de, işte bu değerler maarifçilerin keskin eleştirilerini uğramışdırlar.Ce qui lui vaut les critiques des milieux conservateurs.
Haniya cicoz, işte cicoz.Valérie Tesnière, Le Quadrige.
30 Ağustos 2000 yılında tamamen uçuş faaliyetlerini durdurmuş ve tüm personeli işten çıkarmıştı.Le parc ferme subitement ses portes en avril de cette année en licenciant l'ensemble de son personnel.
Ayrıca kavram, işten çıkarılanları nitelemek için de kullanılır.On les utilise alors pour déverser les immondices.
Davidson, yaptığı bu işten $ 35 aldı.Davidson fit des dons cumulés de 55 millions de dollars.
Onlara hayat ve düşünme gücü verdi, ve işte böylece Işığın Ruhu ve Karanlığın Prensi doğmuş oldu.Il donne ensuite la vie à l'Esprit de la Lumière et au Prince des Ténèbres.
Bu eski Boğaz semtine 'Emirgân' denmesinin sebebi işte yukarıda anlattılanlardan kaynaklanmaktadır.Très peu d'abbés de cette abbaye sont connus, pour les raisons énoncées ci-dessus.
Homer, Simpsonlar'ın ilk dört yüz bölümünde yüz seksen sekiz farklı işte çalıştı.Homer a exercé différents métiers, plus de cent quatre-vingt-huit dans les quatre cents premiers épisodes.
eğer iş arkadaşların çalışmazlarsa,onların yerine ya sen çalışacaksın,ya da yarın sabah seni işten atacağım.Si tus colegas no trabajan, trabaja tú por ellos o te despediré mañana por la mañana.
Nancy, işte senin için bir mektup.Nancy, aquí hay una carta para ti.
O işten hiç para kazandın mı?¿Has ganado algo de dinero con ese trabajo?
Bu sinir bozucu işte daha fazla kalamayacağım.No podré seguir en este trabajo tan frustrante.
Dün işte yoktum.Ayer no fui a trabajar.
Tom işten erken ayrıldı.Tom salió temprano del trabajo.
Tom 5:00'te işten ayrılır.Tom sale de trabajar a las cinco.
Ailem işteyken evde yalnız kalırım.Me quedo solo en casa mientras mis padres trabajan.
Ben beşe kadar işten ayrılamam.No puedo salir del trabajo hasta las cinco.
Patronum işten erken ayrılmama izin vermedi.Mi jefe no me dejaba salir pronto del trabajo.
Tom böyledir işte.Tom es así.
Tom bugün işte miydi?¿Tom ha ido a trabajar hoy?
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod