Yeniden yapılanma, dünya çapında CCP Games personelinin %20'sinin işten çıkarılmasına neden oldu.The restructuring resulted in the layoffs of 20% of CCP Games' staff worldwide.
Sonuç olarak tüm Avrupalı personel işten çıkarıldı.All European staff became redundant as a result.
Ama her kim bunun ötesine geçmek isterse işte haddi aşanlar onlardır." [1]But whoever seeks beyond that, then those are the transgressors."[13]
Yuhanna 19:26-27; Anne, işte oğlun!John 19:26–27: Woman, behold thy son.
Muhtarov birçok hayır işte yer aldı.M. Mukhtarov was involved in many philanthropic works.
Aldatmacası açığa çıkınca Glass, Lane tarafından işten kovulur.With his deception exposed, Glass is fired by Lane.
Bir erkek görevliye, aynı işte çalışan bir kadından daha az ücret alıyorsa, şikayette bulunabilir.If a male incumbent is paid less than a female incumbent in the same job, he can file a complaint.
2018'in sonlarında şirket, çalışanlarının yüzde 30'unu işten çıkardı.In late 2018 the company laid off 30 percent of its employees.
1890'da Maufra işten vazgeçmeye ve tam zamanlı bir ressam olmaya karar verdi.In 1890, Maufra decided to give up business and to become a full-time painter.
Luisa, kocasının planlarına karşı çıksa da, onu bu işten vazgeçiremez.Although Luisa is opposed to her husband's plans, she is unable to talk him out of it.
O ve IJ Good, süreci bir işten çok entelektüel bir oyun olarak gördüler.He and I. J. Good considered the process more an intellectual game than a job.
Günlerini ya işte ya da kedisiyle beraber evinde geçirmektedir ve evlenmeye niyeti yoktur.He spends his days at work or home with his cat and has no plans to date or marry.
Altı Gün Savaşı'nın ardından birçok Yahudi işçi işten çıkarıldı.Many Jewish workers were laid off following the Six-Day War.
Görevi kötüye kullanma, yolsuzluk veya ihmal nedeniyle kamu çalışanlarının işten çıkarılması.The dismissal of public employees for misfeasance, malfeasance or nonfeasance.
Mehdi'nin zuhuruna duyulan özlem işte bu zamanda evrenselleşir.It is at this time that a yearning for the Mahdi's appearance becomes universal.
Kişinin işteki performansı da cinsiyete göre değerlendirilir.One's performance at work is also evaluated based on one's gender.
Jimi bu harika melodiyi söylemeye başladı ve işte oradaydı... çok doğal ve kolaydı.Jimi started to sing this great top line melody and there it was... very natural and easy.
Tom az önce işten eve döndü.Tom ist gerade von der Arbeit nach Hause gekommen.
Bu işte ben yokum!Da mache ich nicht mit!
Talih işte, kader benden yanaydı.Eine glückliche Fügung wollte es, dass das Schicksal auf meiner Seite war.
Bilmiyorum. Bu yüzden sana soruyorum işte!Ich weiß es nicht. Darum frage ich dich ja!
Sadakat zevk veriyorsa, işte o zaman sevgidir.Wenn einem Treue Spaß macht, dann ist es Liebe.
Hayat böyledir işte! Hiçbir şey kolay değil ve hiçbir şey imkansız değil.Das Leben ist so! Nichts ist einfach und nichts ist unmöglich.
Farklı yollarda yürürüz. Hayat bazen böyledir işte.Wir gehen unterschiedliche Wege. Manchmal ist das Leben so.
Elbette ki herkese ve her şeye sinirlenebiliriz. Ama işte o zaman insanın morali hepten bozuk olur.Natürlich kann man sich über jeden und alles aufregen, aber dann hat man eben immer schlechte Laune.
Yok kardeş, ben yokum bu işte!Nein, Bruder, nicht mit mir!
Artık müsterih ol, işte şimdi seni hoşnut olacağın bir kıbleye döndürüyoruz.Nos und vos wurden als Subjektpronomen durch nosotros („wir“) und vosotros („ihr“) ersetzt.
Kesin gerçek budur işte.Dies ist ebenfalls korrekt (so)!
Kim onu tatmazsa işte o bendendir.O gewiß, wer sie nicht ehrt, Ist der ganzen Lust nicht werth.
Ama işte, buradasın...Aber hey, hier ist es ...
Temsilcisi Wolcott’un yaptıklarını öğrenince onu derhal işten kovar.Als er von Wolcotts Taten erfährt, feuert er diesen.
Kitabın "İlk kitap olarak adlanması işte buradan kaynaklanıyor.In seinem ersten Buch „Geht so.
Günümüze ilçede bulunan köprü işte bu ikinci köprüdür.Die heute bestehende Brücke ist die zweite an dieser Stelle.
Bu işte yine para lazımdır.Dafür wird Geld benötigt.
Ve işte o an artık çıkış yolu yoktur.Es wird also keine Richtung der Geraden bevorzugt.
13 yıllık memuriyetinden sonra işten çıkartıldı.Bereits nach dem 13. Spieltag wurde er entlassen.
Bu insanların hiçbiri herhangi bir işte çalışmaz.So taucht im ganzen Werk kein einziger Mann auf.
"Ölüm", işte şeylerin bu ritminin bir anına insanlar tarafından verilen bir addan ibarettir.Neben Iansã (Oyá) und Euá ist auch sie eine Todesgöttin.
Kalbim burada işte.Mein Herz.
Bütün bu saçmalıklar hakkında işte.Alles über die Dummheit.
Bu işteki rakibi merkezi St. Gallen'de olan Birleşik İsviçre Demiryolu Şirketi (Vereinigte Schweizerbahn) idi.Damit wurde sie die direkte Konkurrentin der Vereinigten Schweizerbahnen (VSB) mit Sitz in St. Gallen.
Bir gün, şirkette çok büyük bir hata yapar ve işten kovulur.çıkar.Bald darauf ereignet sich in der Fabrik ein Unfall, dem er zum Opfer fällt, und er muss die Arbeit aufgeben.
Daha sonralarda benzer nedenlerden dolayı "en az on beş işten" daha çıkarıldı.Sie sind in der Auflistung mit dem Zusatz „weniger als 15 Dienstposten“ versehen.
Çünkü işçiler işten kaytarıyor işlerini aksatıyorlardı.Die Männer scheinen in ihre Arbeit versunken.
Bakalım iki kardeşten hangisi kontrolü ele geçirip bu kirli işten galip çıkacak?Eine große Schlacht soll entscheiden, welche der beiden Gruppen überleben wird.
Lee Ji Hyun çok kızar ve işten ayrılır.Wütend droht Lee Kei Yang und verlässt sein Anwesen.
Yaptığı her işte başarılı oluyordu.Hatte an allem, was passierte, ihren Spaß.
Işte buyurun elimdeki nota da bunların bir tanesi.Darunter findet sich jeweils eine Inschrift.
16 yaşındayken üç tane işte çalıştı.Mit seinen 16 Jahren wurde er dort dreimal eingesetzt.
Ama bunu gören Chris, bu işte bir bit yeniği olduğunu anlar.Erwachend hält Chris das Ganze für einen Alptraum.
Bu seride eskisi gibi her şeyin sonunda işten Kakılmış değil, İtilmiş zararlı çıkmaktadır.Diesmal ist die Stadt aber nicht wie bei den letzten Malen funktionsfähig, sondern völlig leer.
Ancak Peter bu işten sıyrılmak için planlarını yapmaya başlar.Peter muss jedoch bald fort, um die Pläne abzuliefern.
Bu odaklanma, şirketin yeniden yapılandırılmasına ve 17.000 çalışanın işten çıkarılmasına neden oldu.Dadurch ging der Betrieb 1996 erneut in die Insolvenz und 17 Mitarbeiter verloren ihren Arbeitsplatz.
30 bin kişi sakıncalı olduğu için işten atıldı.30.000 Personen wurden entlassen, weil sie „verdächtig“ seien.
Tanıklık yapacak kimse kalmamıştır, senatörün bu işteki rolü hasır altına itilmiş olur.Kein Anschluss unter diesem Kollegen – Ein Autist im Job.
21 Kim buyruklarımı bilir ve yerine getirirse, işte beni seven odur.Ach! der mich liebt und kennt, Ist in der Weite.
Her tür işte, işinizi yapma düşüncesi ortaya çıktığı zaman, aklınız yapmakta olduğunuz şeye takılır.Wenn ihr es im Sport zu was bringen wollt, muß sich eure ganze Lebensweise danach richten.
Meowth: Miyav, işte bu çok doğru!Gerhard Ertl: Ja, aber sicher!
Katar'daki Türk göçmenlerin %90'ından fazlası bir işte çalışmaktadır.Mehr als 90 Prozent der arbeitenden Bevölkerung von Kourteye sind in der Landwirtschaft tätig.
Mac hemen hemen daima yapacağı işte bir problem olacak gibi görünür.Sitzt er in der Klemme, findet er, wie es scheint, immer einen Ausweg.