Refleks, sinir sisteminin işleyişinde büyük öneme sahip bir etkinliktir.A boca deve a sua funcionalidade à intervenção fundamentalmente do sistema nervoso.
Yargı ayrıca uyuşmazlıkların çözümü için bir işleyiş de sağlar.Ook moeten ze ervoor zorgen dat er een regeling voor het oplossen van geschillen is.
Bu güvenli kanalın normal işleyiş durumudur.Dit kanaal is bij goed weer bevaarbaar.
İçerikteki işleyiş sırası da çok önemlidir.Ook het aspect tijd is belangrijk.
Oysa bu iki dünyanın işleyişi, dinamikleri çok farklıdır.De werkingsmechanismen van deze beide families antidepressiva zijn zeer vergelijkbaar.
Oysa bu iki dünyanın işleyişi, dinamikleri çok farklıdır.Oba dzieła choć podobne, różnią się dynamiką.
Çentikli boruların işleyişi sıradan bir düdük gibidir.Suwak działa jak zwykły suwak tłoczkowy.
Bu güvenli kanalın normal işleyiş durumudur.Kanał Królewski jest położony ok.
Snellman en ses getiren eserini 1842'de yayımladı, adı "Läran om staten" (Devletin işleyişi) idi.W 1842 r. opublikował swoje największe dzieło Läran om staten (Teoria Państwa).
Nathan ise Sylar'ın yeteneklerinden biri olan mekanizmaların işleyişini anlayabilme yeteneğini keşfetmiştir.Sylars grundförmåga är att förstå hur saker fungerar.
ÇÇAH.nin işleyişini konu alan çalışmalar kararsızdır.Det som jag har sagt om solens operation är fullständigt.
Doğrulama ve değerlendirme, bu sistemin işleyişi için gereklidir.Перевірка і оцінка мають важливе значення для функціонування цієї системи .
Ekonomi büyük ölçüde merkezi olarak düzenlenmişdi ve işleyişi sıkı bir biçimde denetlenmekteydi.Значна частина економіки була централізованою і під строгим контролем.
Refleks, sinir sisteminin işleyişinde büyük öneme sahip bir etkinliktir.Рефлекс є основою діяльності нервової системи.
Yalnızlar otelin işleyişini bozmak için ufak bir baskın düzenler.Samotáři se též vydávají na misi ke zničení hotelu.
Buna Jeans Kararsızlığı işleyişi adı verilmektedir.Jev se nazývá Jeansova nestabilita.
Kurallara ve işleyiş düzenine çok sıkı sıkıya bağlıdır.Práva i povinnosti mu stanovil přesný řád.
Yargı ayrıca uyuşmazlıkların çözümü için bir işleyiş de sağlar.Zákon také řešil otázku nástupnictví.
Var olanı, işleyiş sisteminin ne olduğunu anlamaya çalışır.Snažil jsem se odhadnout, kam jeho servis půjde.
Düşük sıcaklıklı ortamlarda ise proteinin yapısı istikrarlı kalır ve işleyişi normal halde devam eder.Într-un mediu cu temperaturi scăzute, totuși, structura proteinei este stabilă și funcțiile sale sunt normale.
Ekonomi büyük ölçüde merkezi olarak düzenlenmişdi ve işleyişi sıkı bir biçimde denetlenmekteydi.O mare parte a economiei a fost organizată la nivel central și strict controlată.
OpenGL'in grafik ve iç işleyişleri.Istoria lui Emil și a detectivilor.
Sosyal veya meslekî işleyişte rahatsızlık ya da eksiklik oluşturur.Este șomajul voluntar sau involuntar?
Söylediğine göre orduya hizmet etmeyi ve ordunun işleyiş şeklini hiç sevmemiş.Kifejezte már, hogy mennyire tiszteli a hadsereg tagjait és mennyire kedveli a katonás fegyelmet.
Bu yüzden mitolojiyi anlayabilmek için önce Slav takviminin işleyişini anlamak önemlidir.Siksi slaavilaisen mytologian ymmärtämiseksi on tärkeää tietää myös slaavien käyttämästä ajanlaskusta.
Bilimin işleyişi üzerine sert eleştiriler yaptı.Hän harkitsi vakavasti jopa tieteellisen työn jättämistä.
Bu işleyişte sorun her zaman karşıtlıklardan birinin üstün tutulmasıdır.Aina tuomioistuimen ratkaisukaan ei tyydytä riidan osapuolia.
Bu sistem yasama organının işleyişi ile ilgilidir.Kiista liittyy oikeusjärjestelmän tehtävään.
Tersi durumda işleyiş tarzı sorun yaratır.Käytännössä kuitenkin liikuntapaikkarakentaminen oli ongelmallista.
Mahkemelerin, kuruluş, işleyiş, görev ve yargı usullerinin ancak kanunla düzenlenmiş olmasını ifade eder.Oikeussubjekteille osoitetuin kielloin, käskyin, ohjein ja sanktioin taataan oikeusjärjestyksen toimivuus.
İlk gaz işleyişli makineli tüfek M1985 Colt-Browning makineli tüfeğidir.Το πρώτο αυτόματο πολυβόλο αερίων ήταν το Colt-Browning M1895.
İşleyişini, bir ilişkisellik içerisinde bedenler üzerinden gerçekleştirir.Χαϊδεύοντας τα υλικά του βρίσκεται σε μια σωματική σχέση μαζί τους.
Bu mesafe, Voyager 1 gibi uzay sondalarındaki ekipmanların kapasitesi ve işleyişinin çok ötesinde.Αυτές οι αποστάσεις είναι πολύ πέρα από τις δυνατότητες των σημερινών διαστημικών αποστολών όπως το Voyager 1.
Albay rütbesindeki Direktör Yardımcısı (Executive Director) ise merkezin günlük işleyişinden sorumludur.Ο Υποδιοικητής, βαθμού Πλοιάρχου, είναι υπεύθυνος για την τήρηση του ημερησίου προγράμματος εργασιών.
Ekonomi büyük ölçüde merkezi olarak düzenlenmişdi ve işleyişi sıkı bir biçimde denetlenmekteydi.Mye av økonomien var sentralisert organisert og strengt kontrollert.
İçerikteki işleyiş sırası da çok önemlidir.Nattelivet er også svært omfattende.
Yalnızlar otelin işleyişini bozmak için ufak bir baskın düzenler.Pajari besluttet å bruke sine reserver til en knipetangsmanøvre mot hotellet.
Mamafih adlî sistemin işleyişiyle yakından ilgilenmiştir.Men vi var så servile overfor rettssystemet.
Bazı psikologlar, bir kişinin kişilik özellikleri ve duygusal işleyişini incelemek için bu testi kullanır.Beberapa psikolog menggunakan tes ini untuk mengetahui karakter dan emosional seseorang.
GRU ise işleyişine devam etmektedir.Namun demikian, Grinch melanjutkan misinya.
Devamlı alanlarda ise vücut işleyişinde kalıcı bozukluklar olur.Hal inilah yang akan memacu aktivitas fisiknya sepanjang waktu.
Çoğu kişi tarafından felsefenin bir dalından ziyade, felsefenin işleyişinin bir parçası olarak görülür.Keberadaan manusia, menurut sebagian besar ahli filsafat, membentuk dirinya sebagai sumber kebahagiaan.
Düşük sıcaklıklı ortamlarda ise proteinin yapısı istikrarlı kalır ve işleyişi normal halde devam eder.Ở môi trường nhiệt độ thấp, cấu trúc protein lại ổn định và thực hiện chức năng bình thường.
Yargı ayrıca uyuşmazlıkların çözümü için bir işleyiş de sağlar.Thỏa thuận cũng nên xác định cách xử lý xung đột lợi ích.
GRU ise işleyişine devam etmektedir.Gru vẫn tiếp tục thực hiện kế hoạch đã định.
Ekonomi büyük ölçüde merkezi olarak düzenlenmişdi ve işleyişi sıkı bir biçimde denetlenmekteydi.Phần lớn nền kinh tế được tổ chức một cách tập trung và nằm dưới sự kiểm soát chặt chẽ.
Şu anda dalgaların etkin bir ısı yayma işleyişi olup olmadığı çok açık değildir.Hiện tại, chưa có câu trả lời rõ ràng rằng có phải các sóng ảnh hưởng đến cơ chế nung nóng này hay không.
Berkeley, Kaliforniya ABD’de nanoteknoloji işleyişini düzenleyen tek şehirdir.アメリカ合衆国では今のところバークレーが唯一ナノテクノロジーを規制している都市である。
Bilimin işleyişi üzerine sert eleştiriler yaptı.科学における唯物論を痛烈に批判した。
Süperiletkenliğin işleyişini bulmak için birçok deneme yapıldı.表面部分の仕上げのために行われることが多い。
Şu anda dalgaların etkin bir ısı yayma işleyişi olup olmadığı çok açık değildir.なお、この時に街灯が使われたかどうかは分かっていない。
Kılık kıyafetten bürokrasinin işleyiş tarzına kadar, pek çok konuda radikal değişiklilerde bulundu.換装に伴って機体各部の仕様が大きく変更されている。
Şu anda dalgaların etkin bir ısı yayma işleyişi olup olmadığı çok açık değildir.不清楚当时是否有熔岩漫溢。
Bir XO-3 konsepti bir tablet bilgisayara benziyordu ve XO 1.75'in iç işleyişine sahip olması planlandı.Xo-3의 개념은 태블릿 PC의 개념과 유사하며, 내부적으로 XO 1.75가 작동하도록 할 예정이다.
Kelvin ve Hermann von Helmholtz daha sonra enerji çıktısını açıklamak için Kelvin-Helmholtz işleyişini önerdi.켈빈-헬름홀츠 기작은 19세기 말 켈빈과 헬름홀츠이 태양의 에너지원을 설명하기 위해 제안했다.
Yine de Standart Modeldeki bu asitmetriyi açıklayacak bir işleyiş bulunamamıştır.이 예는 표준에서 명확하게 설명하지 않는 실례이다.
Bu tür durumlar normal bir işleyiş olmadığından kural dışı durum oluşturur.결국 이 같은 발전은 정상적인 것이 아니라는 점에 문제가 있다.
Rüyaların biyolojik içeriği, işleyişi ve maksatları tümüyle anlaşılmış değildir.Биологичната функция на съня, а също и значенията му все още не са много добре разбрани.
Çok sayıdaki parçacıkların işleyişi istatistiksel fiziğin alanıdır.Обработването на голям брой частици попада в областта на статистическата физика.
Bu senaryoda kuantum mekaniği ve klasik mekanik işleyiş bakımından birbirinden ayrılır.Това е кардинално различие от класическата механика.