Bazen oksitlerde bu işlevi yerine getirir.Soms doen zij dat in opdracht.
Ancak kısa zamanda işlevini yitirdi.Hij verloor echter spoedig zijn baan.
Apple, iOS 7'de (18 Eylül 2013'te yayınlandı) bu işlevi tanıttı ve 33 ülkede kullanıma sunuldu.Deze functie werd geïntroduceerd in iOS 7 (uitgebracht op 18 september 2013) en is te gebruiken in 46 landen.
Bunların tanrı heykeli işlevi gördüğü düşünülmektedir.Men dacht dat de god effectief leefde in het standbeeld.
Ubikuitinin işlevi çok önemlidir.De volgorde van de operaties is belangrijk.
Ancak, önemli olan sadece onların işlevi değil aynı zamanda onların kalitesidir.Dat acht ik niet alleen mijn recht, maar zelfs mijn plicht.
Başlangıçta başlığın koruma işlevi vardı.Aanvankelijk hadden hoofddeksels een beschermende functie.
Apache Synapse’ın temelde 3 ana işlevi vardır.De Waarheid (tattva) kent in het hindoeïsme drie aspecten.
Barajın asıl işlevi Büyük Melen Projesi kapsamında İstanbul'a içme suyu temin etmektir.Het kanaal verzorgt Montreal van drinkwater.
Tam işlevi bilinmemektedir.Misbruik is niet geheel onbekend.
Nehrin üstündeki köprü de sınır kapısı, geçiş noktası işlevindedir.De brug in de rijksweg is een vaste brug.
Bu durum lifin bir ışık kılavuzu işlevi görmesine neden olur.Zo kwam hij ertoe een bliksemafleider te bedenken.
Cevaplar işlevine daha yakındır.Om dichter bij zijn werk te zijn.
Başlangıçta başlığın koruma işlevi vardı.Na początku nakrycie głowy miało funkcję ochronną.
İşlev adı ile etiketlenmiş bir düğüm, bir işlevi tasvir eder.Stan akcji zawierający etykietę ją opisującą.
Bir açıklamaya göre özel bir stereotipik davranışın algısal bir girdiye göre bir işlevi olduğudur.Dzieje się tak dlatego, że system operacyjny gościa jest wirtualny.
Başlıca işlevi bilgi transferini gerçekleştirmektir.Właśnie indukcja ma spełnić zadanie przetwarzania danych.
Bu yapıların işlevi, gelişimi ve örgütlenmeleri konusunda yoğun çalışmalarda bulundu.W ich budowę, użytkowanie i zarządzanie zaangażowane więc były całe społeczności.
Bazen oksitlerde bu işlevi yerine getirir.Czasami u nasady przechodzą w blaszki.
Ubikuitinin işlevi çok önemlidir.Jego dorobek jest bardzo ważny.
O zamandan bu yana Windows'un her sürümü de bu pencere işlevini değiştirmeyi sağladı.Od tamtej pory funkcja przywracania systemu jest dodawana do każdego Windowsa.
Eserin sanat dışını anlattığı, sanatın işlevinin duygu anlatımı olduğu düşünülüyordu.Celem pracy jest wskazanie na znaczenie sztuki o przeszłości.
İşlevi sapı ve elleri korumaktır.Wymaga jednak dobrej koordynacji pracy rąk i nóg.
İçinde, işlevi hakkında ipucu verecek bir buluntuya rastlanmamıştır.Nie miało więc sensu instalować go wewnątrz promu.
Bu duvarlar hem savunma hem de istinat duvarı işlevi görür.Widnieją na nim mury obronne i morze.
Kısmi türev, çok değişkenli bir işlevin, sadece ilgili değişkeni sabit değilken alınan türevdir.To bardzo rozważna i mądra dziewczyna, zawsze zrobi krok do przodu bez chwili wahania.
Mezar sanatının birçok kültürel işlevi bulunur.Więcej informacji na temat ich kultury dostarczają cmentarzyska.
Enzimlerin önemli bir işlevi hayvanların sindirim sistemindedir.Enzymer är mycket viktiga i djurs matspjälkningssystem.
Ancak kısa zamanda işlevini yitirdi.Han förlorade emellertid snart nog sin arbetskraft.
Sosyal normlar, genelde kişinin kendini kontrol etmesi ve saldırgan dürtülerini engellemesi işlevini görürler.Det är vanligt att undersöka sociala normer - genom att bryta mot dem.
Babbage, makineyi birden fazla işlevi ardışık olarak yapabilecek şekilde tasarlanmaya çalışmıştır.Babbage själv misslyckades med att tillverka en fungerande sådan maskin.
Bu kadar çok proteinle etkileşebilmesinden dolayı bu reseptörün pek çok da işlevi vardır.Eftersom de vet så mycket om superhjältar så får de jobb där.
Bunun akut kısmı ters inebilir ve tedavinin amacı hastanın böbrek işlevini olağan düzeyine geri getirmektir.Behandlingen är kirurgisk och inriktas på att återställa körteln till sin normala plats.
Çünkü bir diş kırılınca bütün şerit işlevini yerine getiremeyecek duruma gelir.Råkar man trycka på den förlorar man alla sina pengar.
Embraşürlerin üç işlevi vardır.Effekten på hästar har tre funktioner.
Başka bir işlevi yoktur; ama oyunlar için çok kullanışlıdır.Tyvärr är inget av spelen användbara utan de är endast för beskådan.
Bu süre içinde müzik albümlerinin işlevi de önemli bir şekilde değişmiştir.Dessutom bytte man ut spellistan rätt så radikalt.
Yasama işlevi, devletler tarafından gerçekleştirilir.Statens verksamhet sker genom de statliga myndigheterna.
Ancak bu uzatarak telaffuzda bile aslında İnceltme işlevinin de yerine getirilmesi yine sağlanmaktadır.Detta program ska följas under hela projektet fram till och med godkänd verifiering.
Başlangıçta başlığın koruma işlevi vardı.I början hade tågpersonalen tillsynen av posten.
Modern savaşta kruvazörün eski işlevi ortadan kalkmış, yerlerini muhriplere terketmiştir.I modern krigföring har kryssaren nästan helt försvunnit och dess uppgifter har tagits över av jagare.
Λ ( n ) {\displaystyle \scriptstyle \Lambda (n)} von Mangoldt işlevini göstermektedir.В даній формулі, Λ ( n ) {\displaystyle \scriptstyle \Lambda (n)} позначає функцію фон Мангольдта.
Otomobillerde kullanılan motor yağlarının işlevi budur.На автомобілях використовувалися мотоциклетні двигуни.
Bu işlevin tamamlanması binlerce yıl sürebilir.В нашому ж випадку процес, ймовірно, займе тисячі років.
Cevaplar işlevine daha yakındır.Його робота більше відповідає дійсності.
Temel görevi aktif bir barış işlevi yaratmaktı.Операція була чисто миротворчою місією.
Uçağın işlevi ancak Soğuk Savaş döneminden sonra resmen açıklanmıştır.Аварія сталася через лише одну хвилину після зльоту.
Bu süre içinde müzik albümlerinin işlevi de önemli bir şekilde değişmiştir.В цей час кардинально змінилася ситуація на музичному ринку.
Proteinin kodlandığı gen işlevine göre transferazlara ilişkindir.Кодований геном білок за функцією належить до трансфераз.
İkisinin de işlevi aynıdır.Když dva dělají totéž...
Böyle bir duruma 'düşüncesizliğin' işlevi denir.Takové dílo moudří nazývají sandarbha."
Bu göre sadece işlevi meydana getiren süreçler belirli bir modülariteye sahipse yapılabilir.To proto, že klienti mohou mít zájem pouze o určitý druh událostí.
Uçağın işlevi ancak Soğuk Savaş döneminden sonra resmen açıklanmıştır.Úkoly těchto letounů byly oficiálně potvrzeny až s koncem Studené války.
Birçok laboratuvar işlevini yalnızca bir çip üzerinde entegre eden cihazlar mevcuttur.Neboli zařízení, které integruje několik laboratorních funkcí na jednom čipu.
Jeneratör işlevini yerine geirmiyor.Maják není v činnosti.
Yani top oyunun ayinsel işlevinin yanı sıra siyasi ve ekonomik yanları da vardı.Ve hře je kromě hry na hrdiny kladen velký důraz na ekonomický a politický systém.
Hukuk başlıca iki işlevi yerine getirir: 1. Düzeni sağlar, 2. Adaleti tesis eder.Operace Specifikuje operaci, kterou odesílatel provádí: 1 pro žádost, 2 pro odpověď.
Torpido tüpü, yatay yönde torpido fırlatılması işlevini gören bir cihazdır.Torpédomet je zařízení pro vypouštění torpéd v horizontálním směru.
Embraşürlerin üç işlevi vardır.SprávceZměn má tři úkoly.
Panelin işlevi araştırma yapmak veya iklim ya da ilgili olayları izlemek değildir.IPCC nu face cercetări proprii și nu monitorizează clima sau fenomenele care o influențează.