İşlerin çok kötü olduğuna dair hiç bir fikrim yoktu.I had no idea things were so bad.
Ben bitirilmesi gereken bazı işlere sahibim.I had some work that needed finishing.
Bitirilmesi gereken bazı işlerim vardı.I had some work that needed to be finished.
Yapılacak işlerim vardı bu yüzden kendimi yalnız hissetmek için zamanım olmadı.I had stuff to do so I didn't have time to feel lonely.
Halletmek zorunda olduğum işlerim vardı.I had things I had to deal with.
Yapacak işlerim vardı, o yüzden hemen çıkamadım.I had things to do, so I couldn't leave right away.
Yapacak işlerim vardı.I had things to do.
Halledecek işlerim vardı.I had things to take care of.
Hakkında düşünecek işlerim vardı.I had things to think about.
Son zamanlarda başıma çok işler geldi.I've been through a lot lately.
Şimdi işleri kontrol altına aldım.I've got things under control now.
Aklımda işlerim var.I have things on my mind.
Meşgul olmam gereken işlerim var.I have things to attend to.
Yarın yapacak işlerim var.I have things to do tomorrow.
İlgilenecek işlerim var.I have things to take care of.
Senin ve Tom'un arasındaki işler yoluna girmediği için üzgünüm.I'm sorry things didn't work out between you and Tom.
Ev işlerimi yapmak zorundayım.I've got to do my chores.
Onların bağımsız işlerinin farkında mısın?Are you aware of their indie work?
Evde işler nasıl?How are things at home?
Ben sadece işleri basit tutmak istedim.I just wanted to keep things simple.
Ben sadece işlerin değişmek zorunda olmamasını diliyorum.I just wish things didn't have to change.
İşleri nasıl yaptıracağımı biliyorum.I know how to get things done.
Burada işlerin farklı olduğunu biliyorum.I know things are different here.
İşleri halletmeyi seviyorum.I like figuring things out.
Düzgün bir şekilde yapılan işleri severim.I like things done properly.
İşleri kontrol etmem gerekiyor.I need to check things out.
İşleri kontrol etmeliyim.I need to check things out.
Sanırım işler daha iyi gidebilirdi.I take it things could've gone better.
Farklı işler farklı aletler gerektirir.Different jobs require different tools.
Yapacak daha önemli işlerin olduğunu biliyorum.I know you have more important things to do.
Keşke işler farklı şekilde olabilseydi.I wish things could've happened differently.
Tom bazı evrak işlerini yaparken masasında oturdu.Tom sat at his desk doing some paperwork.
Keşke işler normale geri dönebilse.I wish things could get back to normal.
Tom'un bir yapılacak işler listesi var.Tom has a list of things to do.
İşlerin iyi gittiğini düşündüm.I thought things were going OK.
Bu işler bana göre değil.I'm not cut out for all this.
Bu işler bana uymaz.I'm not cut out for all this.
Ne yazık ki yapmam gereken işler var.I'm afraid I have work to do.
Sana ev işlerini yapmanı söyledim.I told you to do your chores.
Yetiştirmemiz gereken işler var.We have a deadline to meet.
Artık işler farklı.Things are different now.
Onlar işlerini seviyorlardı.They liked their jobs.
İyi işlerimiz var.We have good jobs.
Tom ve Mary arasındaki işler istenilen sonucu vermedi.Things didn't work out between Tom and Mary.
İşler çığırından çıkıyor.Things are getting out of hand.
İşler iyi gitmiyor.Things aren't going well.
İşler iyi gitmedi.Things didn't go well.
Bana öyle geliyor ki, işler bu şekilde daha iyi olurdu.It seems to me that things would be better this way.
Tom her zaman işleri nasıl yaptıracağını biliyorTom always knows how to get things done.
Tom'u yardım etmeye çağırdıklarında işlerin kötü olduğunu biliyorsun.You know things are bad when they call Tom in to help.
İşler başlamadan otuz dakika önce orada olmayı planlıyorum.I plan to be there thirty minutes before things start.
Bu öğleden sonra yapacak daha önemli işlerim var.I have more important things to do this afternoon.
Şimdi yapacak daha önemli işlerimiz var.We have more important things to do right now.
İşlerin ne kadar ciddi olduğunu biliyorsun, değil mi?You know how serious things are, don't you?
Tom ve Mary işlerini bitirdi.Tom and Mary have finished their work.
Tom asla işleri yapma tarzımı sevmedi.Tom never liked the way I did things.
Tom ve Mary işlerini beğendiler.Tom and Mary liked their jobs.
Hepimizin yapacak işleri var.We all have our jobs to do.
İşler zor olduğunda ya da üzgün olduğunuzda, gökyüzüne bakın.When things are hard or when you're sad, look up at the sky.
Benim senin işlerine karışmak gibi bir niyetim yok.I don't have any intention of meddling into your affairs.