İşler çığrından çıktı.Things got out of hand.
80'lerde işler gerçekten oldukça farklıydı.In the 80's, things were really quite different.
Yapacak daha önemli işlerimiz var.We have bigger fish to fry.
Yapacak başka işlerimiz var.We have bigger fish to fry.
Senin ve benim yapacak başka işlerimiz var.You and I have other fish to fry.
İşleri hızlandırmaya çalışalım, tamam mı?Let's try to speed things up, okay?
İşler kötüye gitmeden gidelim.Let's go before things get worse.
İşlerin değişmesini istemiyorum.I don't want things to change.
Tom, işleri başlatmamı istedi.Tom wanted me to get things started.
Sadece işleri güzel ve basit tutmak istiyorum.I just want to keep things nice and simple.
İşleri ciddiye almaya başlamanı istiyorum.I want you to start taking things seriously.
Neden her zaman işleri zor şekilde yapmak istiyorsun?Why do you always want to do things the hard way?
Tom'un işlerin nasıl yapılmasını istediğimizi anlamasının zamanı geldi.It's time for Tom to understand how we want things done.
Tom hâlâ işlerin gidişinden memnun değil.Tom still isn't happy with how things are going.
İşler çok yoğundu.Things have been so busy.
Tom bazı kağıt işleriyle meşgul.Tom is busy with some paperwork.
Tom bazı bürokrasi işleriyle meşgul.Tom is busy with some paperwork.
İşler buralarda yoğun oluyor.Things are getting busy around here.
İşler son zamanlarda biraz yoğunlaştı.Things have gotten a little busy recently.
İşler beklediğimden biraz daha yoğundu.Things have been a little busier than I expected.
Tom işler için her zaman beni suçluyor.Tom is always blaming things on me.
İşler değişir.Things change.
Dün Mantarlı hamur işleri pişirdim.Yesterday I baked pastries with mushrooms.
O, tüm ayak işlerini yaptı.He did all the legwork.
Ben hâlâ ayak işleri yapmak zorundayım.I still have to run errands.
İşler tersine döndü.The tables have turned.
İşler çirkinleşmek üzere.Things are about to get ugly.
İşler eskisi gibi değil.Things are not like they used to be.
Yapılması gereken bazı işlerim var.We have some work that needs to be done.
İşleri biliyorum.I know things.
İşleri berbat ettim.I messed up.
Birisi işleri berbat etti.Somebody messed up.
İşler değişiyor.Things are changing.
İşler iyi.Things are fine.
İşler normal.Things are normal.
İşler daha sakin.Things are quieter.
İşler gergin.Things are tense.
İşler ısıtıldı.Things got heated.
İşler şiddetlendi.Things got violent.
İşler daha kötü oldu.Things got worse.
İşler çabuk oldu.Things happened fast.
İşler iyi görünüyorlar.Things look good.
Bu işleri değiştiriyor.This changes things.
İşler iyi görünmüyor.Things are not looking good.
Neden kendi işlerine bakmıyorsun?Why don't you tend to your own affairs?
O, arkadaşlarının işlerini idare etti.He administered his friend's affairs.
Ben işleri kendi tarzımla yaparım.I do things in my own way.
O işleri değiştirmez mi?Doesn't that change things?
İşleri burada kim çevirir?Who runs things here?
Tom işleri kaybetme eğilimi içinde.Tom tends to lose things.
İşler ciddiye biniyor.Things are getting serious.
Yarım kalmış işleri sevmiyorum.I don't like loose ends.
İşlerin bizi hayal kırıklığına uğratmasına izin vermeyelim.Let's not let things get us down.
Ben şimdi gidemem. Yapacak işlerim var.I can't go now. I have work to do.
Neden benim hafızam çok kötü? İşleri her zaman unutuyorum!Why is my memory so bad? I'm always forgetting things!
İşleri senin için daha kolay yapabilirim.I could make things easier for you.
İşlerin bu kadar kötü olduğunu fark etmedim.I didn't realize things were so bad.
Bunun nasıl senin işlerinden herhangi biri olduğunu anlamıyorum.I don't see how that is any of your business.
Bunun benim işlerimden biri olduğunu sanmıyorum.I don't think it's any of my business.
İşlerim yoğundu.I got tied up at work.