Tom'un işleri hatasız yapmak için tek şansı vardı.Tom had only one chance to get things right.
Tom işleri kendi tarzıyla yapar.Tom does things in his own way.
Tom işleri değiştirdi.Tom changed jobs.
İşler Tom'un lehine gelişmeye başladı.Things began to work out for Tom.
İşlerin nasıl gittiğini bekleyelim ve görelim.Let's wait and see how things go.
Burada oturup senin dedikodunu dinlemekten daha iyi yapacak işlerim var.I've got better things to do than to sit here listening to your gossip.
İnşallah işler senin için iyi sonuçlanır.I hope things will turn out well for you.
Burada durmak ve senin hakaretlerini dinlemekten daha iyi yapacak işlerim var.I have better things to do than stand here and take your insults.
Yapacak işlerim var; o yüzden git ve beni yalnız bırak.I have work to do, so go away and leave me alone.
Ben senin yaşındayken işler çok farklıydı.When I was your age, things were very different.
Tom işleri her zaman erteliyor.Tom is always postponing things.
Tom her zaman geçici işlerde gibi görünüyor.Tom always seems to be between jobs.
Merhaba arkadaşım. İşler nasıl?Hi friend. How are the things?
İşlerin daha iyi olacağını düşündüm.I thought things would get better.
İşleri yarım bırakma.Don't leave things half finished.
Umutsuz ihtiyaçlar umutsuz işlere yol açar.Desperate needs lead to desperate deeds.
Uzmanımızdan işleri nasıl kontrol altında tutacağını öğren.Learn how to keep things in control from our expert.
İşleri aceleye getirmeye gerek yok.There's no need to rush things.
İşlerini bitirip eve döndü.She finished her errand and returned home.
Hangi işlerin vardı?What jobs have you had?
İşleri tartışabileceğim bir sürü arkadaşım var.I have a lot of friends I can discuss things with.
Evin etrafında yapılması gereken bazı işler her zaman vardır.There are always some chores to be done around the house.
Tüm zor işlerini gerçekten takdir ediyorum.I really do appreciate all your hard work.
Pis işlere karışma.Keep your nose clean.
O, ev işlerinde herhangi bir yardım yapmaz.He doesn't give any help with housework.
İşler gittikçe daha kötü oluyor gibi görünüyor.Things seem to be getting worse and worse.
Ona kalırsa, işler iyi gidiyordu.As far as he was concerned, things were going well.
İşler değişti.Things have changed.
İşler sadece kötüleşebilir.Things can only get worse.
Tom getir götür işlerine bakan bir çocuk.Tom is an errand boy.
Yapacak işlerim var.I have errands to run.
Şu andan itibaren işler kötüye doğru gidecek.From here on out things are going to change, for the worse.
İşler tuhaflaştı.Things got weird.
Bahçe işleri eğlencelidir.Gardening is fun.
Senin pis işlerini yapmak istemiyorum.I don't want to do your dirty work.
Ve böylelikle bugünlük işleri bitirdik.And with that we finish the activities for today.
İşler azdır.Jobs are scarce.
İşler çok çabuk oldu.Things happened very quickly.
İşleri bulaşık yıkamak.Their job is to do the dishes.
İşleri sergi organize etmektir.Their job is to organize exhibitions.
O, işleri kızlarıyla yürütüyor.She runs the business with her daughters.
İşlerin iyi gittiğini fark ettik.We noted that things were going well.
Onlar işlerini yapsınlar.Let them do their jobs.
Onların işlerini yapmasına izin ver.Let them do their jobs.
Bırak da işlerini yapsınlar.Let them do their job.
İşler hızla tırmandı.Things escalated quickly.
Tom işleri Mary için düzeltmek için bazen uğradı.Tom stopped by occasionally to fix things for Mary.
Keşke işler eskiden olduğu şekilde olsa.I wish things were the way they used to be.
Yapacak işlerimiz var.We have things to do.
Bizim işleri farklı olarak yapmamız gerekiyor.We need to do things differently.
Yapacak daha önemli işlerim var.I have bigger fish to fry.
Onun yapacak daha önemli işleri var.He has bigger fish to fry.
O, isteksizce günlük işlerini halletti.She performed her daily duties without any passion.
Hindistan'da bile işler değişti.Even in India things changed.
İşler iyi gidiyor mu?Are things going well?
İşlerin istenilen sonucu vereceğine eminim.I'm sure things will work out.
İşleri gözden geçirmek istiyorum.I'd like to look things over.
İşler bu kadar kötü olamaz.Things can't be all that bad.
Çocukluğumuzdan beri işlerin ne kadar değiştiğine inanamıyorum.I can't believe how much things have changed since we were kids.
Öğretmenler öğrencileriyle flört edemezler ve işlerini devam ettirmeyi umamazlar.Teachers can't date students and hope to keep their jobs.