Onun maaşı düşük bu yüzden değişik işler yapmak zorunda.His salary is low so he has to do odd jobs.
İnsanlar işlerini sunarken daha canlı olması gerekir.People need to be more lively when presenting their work.
Yaşlandım ve bu yüzden işlere farklı olarak bakmaya başladım.I got older, and so I started looking at things differently.
Hiç kimsenin kararlaştırılmış işlerini gevşetmelerine izin verilmemesi önemlidir.It is important that no one is allowed to slack off on their assigned work.
Yine ne işler çeviriyorsun?What the hell are you doing?
İşlerine karışmaya niyetim yok.I have no intention of meddling in your affairs.
Sanırım yakında tüm işleri bitirmiş olacaksınız.I think you will have done all the work soon.
Casuslar senin onların bilmesini istemediğin şeyleri bilmek için işlerini yaparlar.Spies make it their business to know things that you don't want them to know.
İşçiler işleriyle gurur duyuyorlardı.The workers were proud of their work.
Biz iyi işleri için onları tebrik etmek istiyoruz.We want to congratulate them on their good work.
Lütfen önceki işlerinizi başvuruda listeleyin.Please list your previous jobs on the application.
İşleri nasıl değiştirebileceğimiz hakkında birkaç örnek verdi.He gave several examples of how we could change things.
İşler her zaman göründüğü gibi değil.Things aren't always as they appear.
Öğretmenler zor işlerinden dolayı tanınıyorlar.Teachers are recognized for their hard work.
İşler planlandığı gibi gitmedi.Things didn't go as planned.
Annem dikiş işleriyle meşguldü.Mom was busy with her sewing.
Onlar karlı işler için bizi götürüyorlar.They're taking us for cash cows.
Onların işlere ve eğitime ihtiyacı vardı.They needed jobs and training.
Onlar işlerini açık tutmak için kredi alamadı.They could not get loans to keep their businesses open.
Bütün bu işler paraya mal olur.All these things cost money.
Askerler eve gelmeye barış zamanı işlerini bulmaya başladılar.Soldiers began to come home and find peacetime jobs.
İşçiler işlerini kaybetti.Workers lost their jobs.
Onlar işlerine devam etsinler.Let them keep their jobs.
Şu insanların şimdi işleri yoktu.Those people now had no jobs.
Milyonlarca insan işlerini kaybettiler.Millions of men lost their jobs.
Milyonlarca insan işlerini kaybetti.Millions of people lost their jobs.
Milyonlarca işçi işlerini kaybetti.Millions of workers lost their jobs.
Binlerce insan işlerini kaybetti.Thousands of people lost their jobs.
Polislerin çoğu işlerini kaybetti.Most of the policemen lost their jobs.
İşler başarısız sonuçlanınca işçiler işlerini kaybettiler.As businesses failed, workers lost their jobs.
Boyunu aşan işlere kalkıştın.You've bitten off more than you can chew.
İnsan işleri planlar ama Allah karar verir.Man plans things, but the gods decide.
Sanırım işleri değiştirmemim zamanıdır.I think it's time for me to change jobs.
Ev işleri yaparak daha az zaman harcayabilmeyi isterim.I'd love to be able to spend less time doing household chores.
O, zamanının üçte birini evrak işleri yaparak geçirir.She spends over a third of her time doing paperwork.
Bir insan zengin ya da fakir olup olmamasına göre işleri farklı görür.One views things differently according to whether one is rich or poor.
İnsanlar zengin ya da fakir olmalarına bağlı olarak işlere farklı olarak bakarlar.People look at things differently depending on whether they are rich or poor.
Andrina'nın işleri ciddiye almadığını bilirim ama kendisi harika bir arkadaş.I know Andrina doesn't take things seriously, but she is a wonderful friend.
İşler nasıl sonuçlandı?How did things turn out?
Ev işlerini bitirdim.I'm done with my chores.
Oynamak için dışarıya çıkmadan önce lütfen işlerinizi yapın.Please do your chores before you go out to play.
İşleri değiştirmek ister misin?Would you like to swap jobs?
İşlerin en iyisini yapmaktan usandım.I'm tired of making the best of things.
Tom işlerin nasıl gelişeceğini görmek için bekliyor.Tom is waiting to see how things will develop.
Tom işleri kendi hızınızda yapar.Tom does things at his own pace.
Tom ondan yapması beklenilen işlerin hiç birisini yapmadı.Tom didn't do any of the work he was supposed to do.
Tom her zaman işleri aynı eski usülle yapar.Tom always does things the same old way.
Tom sık sık Mary'nin ayak işlerini yapar.Tom often runs errands for Mary.
Tom hafta sonunda biriken işleri bitirmeyi planladı.Tom had planned to catch up on some work over the weekend.
Tom'un yaptıklarını izlemekten daha iyi yapacak işlerim var.I've got better things to do than to keep track of what Tom's doing.
İşleri berbat ettiğimin farkındayım.I realize I messed up.
Tom işleri çabucak yaptırmak istedi.Tom wanted to get things done quickly.
Tom işlerini Mary'ye yaptırmaya çalıştı.Tom tried to get Mary to do his chores.
Tom işleri farklı şekilde yapmalıydı.Tom should have done things differently.
Tom bütün işlerini riske attı.Tom put all his eggs in one basket.
Tom işleri kendi başına yapmayı sever.Tom likes to do things by himself.
Tom Mary'yi işleri kendi başına yapması için cesaretlendiriyor.Tom keeps encouraging Mary to do things on her own.
Tom sadece işleri olduğu gibi kabul etmek zorunda kaldı.Tom just had to accept things the way they were.
Tom işleri asla zamanında yaptırmayan bir üne sahip.Tom has a reputation of never getting things done on time.
Tom işleri asla zamanında yaptırmamakla ünlüdür.Tom has a reputation of never getting things done on time.