Ana içeriğe geç
Sözlük

işler ile cümle

işler kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Bana kalırsa işler iyi gidiyor.As far as I'm concerned, things are going well.
Ben işleri kendi tempomda yaparım.I do things at my own pace.
Benim kişisel işlerime burnunu sokma.Don't stick your nose into my personal affairs.
İşlerime karışmayın.Don't meddle in my affairs.
Babam Pazar günleri bahçe işleri yapar.My father gardens on Sundays.
İşlerine burnumu sokmaya niyetim yok.I don't mean to poke my nose into your affairs.
Onunla işler yolunda.It's all right with him.
Yapacak bazı ev işlerim var.I have some chores to do.
Bütün gün ev işleriyle meşgulüm.I'm busy all day keeping house.
Bahar tatili sırasında tuhaf işler yapacağım.I am going to do odd jobs during the spring vacation.
Özel işlere karışmayın.Don't interfere in private concerns.
Eğer işler kontrolden çıkarsa beni dün sana verdiğim numaradan aramalısın.If things get out of hand, you should call me at the number I gave you yesterday.
İşler gittikçe daha kötü bir hal alıyor.Matters are getting worse and worse.
İşlerin daha iyi olacağını düşündüm ama bu şekliyle daha kötü oluyorlar.I thought things would get better, but as it is, they are getting worse.
Korkarım ki işler kötüye gitmeye başlayacak.I am afraid things will take a turn for the worse.
İşlerin daha iyi olacağını umuyorduk, ama olduğu gibi, kötüye gidiyorlar.We expected that things would get better, but, as it is, they are getting worse.
Kendi işlerine bak.Tend to your own affairs.
İşler sözlerden daha iyidir.Deeds are better than words.
Ofisimde ilgilenmem gereken önemli işlerim var.I have important business to take care of in my office.
Diğer insanların işlerine karışmayın.Don't interfere in other people's affairs.
Bir kişi zengin ya da fakir olup olmadığına göre işleri farklı görür.A person views things differently according to whether they are rich or poor.
Başkalarının işlerine karışmayın.Don't interfere in others' affairs.
Başkalarının işlerine burnunu sokma.Don't pry into the affairs of others.
Başka insanların işlerine karışmamalısınız.You shouldn't interfere in other people's business.
Çok sayıda öğrenci yarı zamanlı işler arıyor.Many students are looking for part-time jobs.
Güneşin batarken, onlar işlerini bıraktılar.The sun having set, they left off their work.
Japonya'da trenler zamanında işler.The trains run on time in Japan.
Suç işlersen bedelini ödersin.Crime doesn't pay.
Onun işlerine karışmayın.Don't meddle in his affairs.
Bildiği kadarıyla işler yolunda gidiyordu.So far as he was concerned, things were going well.
Her zaman işlerini yarım bırakır.He always leaves his work half done.
O her zaman işleri yapma tarzım hakkında şikayet ediyor.He is always complaining about the way I do things.
O bu tür işler yapamaz, ve o da.He can't do this kind of work, and she can't either.
O, işlerini hiç vaktinde tamamlamadı.He finished his chores in no time.
O ne işler çeviriyor?What is he up to?
O, işler umduğu gibi sonuçlanmadığı için hayal kırıklığına uğradı.He was disappointed that things didn't turn out as he'd hoped.
O, devlet işleriyle meşgul.He is busy with affairs of state.
O, işlerini sıraya koydu.He put his affairs in order.
Onların işleri fareler ve sıçanları yok etmektir.Their job is to exterminate rats and mice.
Onların zamanının çoğu kısmi zamanlı işlerde harcanır.A lot of their time is spent on part-time jobs.
Sıradan işlerle tanıştılar.They became acquainted with the routine.
İşlerinde kalma mücadelesi veriyorlar.They are struggling to survive in business.
Onlar başka bir ülkenin iç işlerine karışmamalılar.They should not intervene in the internal affairs of another country.
Ev işleri ile meşgul oldu.She was occupied with household work.
O, geçici işler yapmaya isteklidir.She is willing to do odd jobs.
O, hep işleri yapma tarzımla ilgili hata bulur.She always finds fault with the way I do things.
İşler için onunla röportaj yapıldı.She was interviewed for jobs.
Onun işlere karanlık tarafından bakma eğilimi var.She has a tendency to look on the dark side of things.
Odayı temizledi, ve ayak işlerini yaptı.She cleaned the room, and ran errands.
Onun işlerle ilgili geniş bir görüşü var.She has a broad view of things.
Onlar işlerini bitirdiler.They have finished their work.
İşlerin bu kadar ucuz olduğunu duymamız bizi şaşırttı.It amazed us to hear that things were so cheap.
İşlerinizi yarım yapılmış bırakmayın.Don't leave things half done.
Kuzey Amerika'da işler, "Her zaman müşteri haklıdır." prensibi ile yapılır.In North America, business operates on "the customer is always right" principle.
Benim işlerime karışmayın.Don't interfere in my affairs.
Artık bu tür işlere tamamen alışkınım.I am completely accustomed to this kind of work now.
Kızkardeşim her zaman acelesi olup işleri sıklıkla geride bırakıyor.My sister is always in such a hurry that she often leaves things behind.
İşçiler işleriyle gurur duydular.The workers took pride in their work.
O, sadece ev işlerini yapmıyor, o bir öğretmendir.Not only does she do house work, she is a teacher.
Ev işleri ile meşguldü.She was busy with household work.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod