Sen işleri hatırlamada benden daha iyi değilsin.You are no better at remembering things than I am.
İşleri yarım bırakmamalısın.You shouldn't do things by halves.
İşlerini diğerleriyle paylaşmalısın.You must share your jobs with others.
Öldüğün zaman, senin işlerine ben bakacağım.I'll look after your affairs when you are dead.
Yardım etmeyi reddetmen işleri karıştırdı.Your refusal to help complicated matters.
İşlerini aceleyle yaparsan hatalar yaparsın.You make mistakes if you do things in a hurry.
Daha dikkatli ol.Her şeye acele etmek işlerini berbat edecektir.Be more careful. Rushing through things is going to ruin your work.
İşlerini sıraya koy.Put your affairs in order.
İşlerin kolay olmasını beklememelisin.You shouldn't expect things to be easy.
Genelde işler iyi gidiyor.Altogether, things are going well.
Ticari şirketlerimiz bütün dünyada işlerini yaparlar.Our trading companies do business all over the world.
Gittikçe artan sayıda evli çift ev işlerini paylaşıyor.More and more married couples share household chores.
Alet işler el övünür.A bad workman always blames his tools.
Ben işlerin kontrolünü aldım.I got control of the works.
Tüm işler ve hiçbir oyun Jack'i sıkıcı bir çocuk yapmaz.All work and no play makes Jack a dull boy.
Merhaba, işler nasıl?Hello, how's business?
O bir suç işlerse cezalandırılmalı.He ought to be punished if he commits a crime.
Önce kendi işlerinle ilgilen.Tend to your own affairs first.
Bob Jane'e onun kişisel işlerine karışmamasını söyledi.Bob told Jane not to interfere in his personal affairs.
Bill yazı işleri kadrosunda.Bill is on the editorial staff.
İşleri karıştıracağım.I'm going to rock the boat.
İşler nasıl gidiyor?How's the world treating you?
Evimi satmak zorunda olsam bile, işleri devam ettireceğim.Even if I have to sell my house, I'll keep my business going.
Birçok öğrenci part-time işler yapar.A lot of students do part-time jobs.
Bakanlık iç işlerini yönetir.The ministry administers the internal affairs.
O ülke, ulusumuzun iç işlerine karıştı.That country intervened in the internal affairs of our nation.
Oturanlar başkalarının işleri hakkında meraklılardı.The residents were curious about other people's business.
Her şeyi göz önüne alırsak, işler yolunda gitti.But all in all, things have gone well.
Bilgisayarlar son derece karmaşık işleri yapabilirler.Computers are capable of doing extremely complicated work.
İşsiz pek çok kişi ile işleri edinmek zordur.Jobs are hard to come by with so many people out of work.
Bu işlerin hepsini bir defada yapmaya çalışma.Don't try to do all these things at once.
Bütün bu işleri hemen yapamazsın.You cannot do all these things at once.
Bu onların işlerinin güvenli olmasından dolayıdır.This is because their jobs are secure.
Bu her gün yapmam gereken işlerden biri.This is one of the jobs I have to do every day.
İşler bu şekilde devam ederse yine aynı hatayı yapacaksın.You'll make the same mistake if things continue in this way.
İşler böyle giderse, aynı hatayı yaparsın.You'll make the same mistake if things continue in this way.
Bu yeni politikanın büyük ölçekli işler yaratacağı umuluyor.It is hoped that this new policy will create jobs on a large scale.
Bu günlerde zaman geçirmek için bahçe işleriyle uğraşıyorum.I am gardening these days just to kill time.
O bugünlerde tamamen tenis işlerine daldı.Nowadays she is lost in tennis.
Burada işleri böyle yapmıyoruz.That is not how we do things here.
Burada işleri böyle halletmiyoruz.That is not how we do things here.
Bu günlerde iyi işler edinmenin çok zor olduğunu unutma.Don't forget that good jobs are very hard to come by these days.
İşleri önceden hazırlayalım.Let's get things ready beforehand.
Amerikalıların işlerinde daha az etkileri olsaydı savaştan iyi kaçınılabilirdi.If the Americans had had less influence on affairs, war might well have been avoided.
İşleri o kadar ciddiye almayın.Don't take things so seriously.
Onlar can sıkıcı işlerinden dolayı bitkindiler.They are weary of their tedious work.
Çocuk sık sık getir götür işleri yapar.The boy often runs errands.
Diğer insanların işlerine karışmaya hakkın yoktur.You have no right to interfere in other people's affairs.
Senin araban kolayca işler.Your car handles easily.
Benim bahçe işlerinde bana yardım etmeni istiyorum.I would like you to assist me with my gardening.
İşleri bizim yolumuzla yapmanız için ısrar etmiyoruz.We do not insist that you do things our way.
İrlanda oya işleriyle meşhurdur.Ireland is famous for lace.
İşlerin yüz ya da elli yıl önce nasıl olduğunu bilmiyorum.I don't know how things were a hundred or fifty years ago.
Umarım sizin için işler yolunda gidiyordur.I hope things have been going well for you.
Neşelen! İşler düşündüğünüz kadar kötü değil.Cheer up! Things are not so bad as you think.
Biz resmî ve özel işler arasına çizgi çizmeliyiz.We should draw the line between public and private affairs.
İşini kişisel işlerin ile karıştırmaman gerekir.You should not confuse business with personal affairs.
Karım günlük işlerden yoruluyor.My wife is getting tired of the daily routine.
Suç işlersen cezalandırılmalısın.If you commit a crime, you must be punished.
Belediye başkanı kent işlerini yönetir.The mayor administers the affairs of the city.