Biz işleri birlikte yaparız.We do things together.
İşler son derece yanlış gitti.Things went terribly wrong.
İşler her zaman kolay değildi.Things weren't always easy.
İşler her zaman yolunda gitmez.Things don't always go your way.
Tom ev işlerini yapıyor mu?Has Tom been doing his chores?
İşleri sonra görüşeceğiz.We'll talk things over.
İşleri halledeceğiz.We'll figure things out.
Bu işler böyle yürür.That's how it works.
Aniden, işler çok sessizdi.Suddenly, things were very quiet.
Onlar sadece işlerini istiyorlar.They just want jobs.
Bir gönüllü ödeme olmadan topluma yararlı işler yapan bir kişidir.A volunteer is a person who does useful things for society without pay.
İşler kızışabilir.Things could get tense.
Hala yapılacak bazı işlerimiz var.We still have some work to do.
Biz işleri kendi başımıza yapmayı severiz.We like doing things on our own.
Biz işleri kendi yolumuzla yapmayı seviyoruz.We like doing things our own way.
Biz işlerin ne kadar değiştiğine bakacağız.We'll see how much things change.
O her gün bir sevap işler.He does one good deed every day.
İşlerin kötüleşmeyeceğini umuyoruz.We hope things won't get any worse.
İşlerin olmasını bekliyoruz.We're waiting for things to happen.
İşlerin iyileşeceğine inanıyorum.I believe things will get better.
Kim işlere göz kulak olacak?Who will keep an eye on things?
İşlerin iyileşeceğini ummaya devam ediyoruz.I keep hoping that things will get better.
Er ya da geç işleri çözeceğiz.We'll figure things out sooner or later.
İşlerin gelişme biçiminden oldukça mutluyuz.We're pretty happy with the way things have turned out.
İşlerin iyi gitmesi için dua ettim.I have my fingers crossed.
Boyumu aşan işlere kalkıştım.I was in way over my head.
Boyumdan büyük işlere kalkışıyorum.I'm in way over my head.
Sanırım işler daha iyi olacak.I think things will get better.
Benim bakış açımdan işler iyi gidiyor.Things are going well from my perspective.
Yapmam gereken başka işlerim var.I have other things I need to do.
Yapmak istediğim başka işlerim var.I have other things I want to do.
İşlere alışacağına eminim.I'm sure you'll get back into the swing of things.
Tom ve Mary bütçe kesintileri yüzünden işlerini kaybettiler.Tom and Mary lost their jobs due to budget cutbacks.
Üretim işlerini Amerika'ya geri getirelim.Let's bring manufacturing jobs back to America.
İşler kesinlikle yokuş aşağı gidiyor.Things are definitely going downhill.
O gece işler iyi bitmedi.Things didn't end well that night.
Bu, işleri zorlaştırıyor.That makes things more difficult.
Gece yarısı civarı işler azalır.Things wind down about midnight.
İşler oldukça iyi görünüyordu.Things were looking rather good.
işleri kaldığı yerden devam ettirmeye yardımcı olabilirim.I can help get the ball rolling.
İşler ters gittiğinde seviniyorum.I love it when things go wrong.
Ben işleri karıştırmak istemiyorum.I don't want to stir things up.
Tom'un yapacak daha önemli işleri var.Tom has got bigger fish to fry.
İşler nasıl çabucak değişebilir?How quickly can things change?
Tom işlerini yapmak için dışarı çıktı.Tom went out to do his chores.
İşler gayet iyi gidiyor.Things are going pretty well.
İşler daha canlı görünüyor.Things are looking brighter.
Bazen işler tıkır tıkırdır.Sometimes things just click.
İnsanlar işlerini kaybedecekler.People will lose their jobs.
İşler doğal olarak gelişecektir.Things will come naturally.
İşlerin halledilmesi gerekiyor.Things need to settle down.
İşler şimdi iyi gidiyor.Things are going good now.
Tom bu işleri bıraktı artık.Tom is now out of the game.
Biz işlerimizi korumak zorundayız.We have to save our jobs.
İşleri karıştırmayalım.Let's not confuse things.
Tom işlerini hep doğaçlama yapıyor.Tom is always winging it.
Kazançlar hayır işlerine gidiyor.Proceeds go to charity.
İşlerden bahsettik.We talked about jobs.
İşler sağlamalıyız.We must provide jobs.
Biz işleri daha iyi yaparız.We do things better.