İşler kolay değil.Things aren't easy.
Ben işleri kendi tarzımla yaptığımda sen her zaman itiraz ediyorsun.You always object when I try to do things my way.
İşler daha iyiye gidiyor, daha kötüye değil.Things are getting better, not worse.
İşler iyiye gidiyor.Things are getting better.
İşler iyiye gidiyor gibi hissediyorum.I feel like things are getting better.
Tom her zaman kendini ilgilendirmeyen işlere karışır.Tom always meddles in affairs that do not concern him.
İşleri daha ciddiye almalısın.You should take things more seriously.
İşlerin oldukça iyimser göründüğünü itiraf etmeliyim.I must admit that things are looking quite optimistic.
Şu anda işler gergin.Right now, things are tense.
Tom gerçekten işlerin bittiğini düşünüyor.Tom really thinks things over.
İşleri değiştirme hakkında düşünüyorum.I'm thinking about changing jobs.
Kirli işleri yapmak gerekiyordu.I had to do the dirty work.
O hiçbir neden olmadan işleri zorlaştırıyor.He is complicating things further for no reason.
Tom Mary'ye işlerin nasıl yapılacağını gösterdi.Tom showed Mary the ropes.
Tom işleri değiştirmeye çalıştı.Tom tried to change things.
Tom ve Mary'nin işleri yolunda.Tom and Mary are doing well.
Tom işleri açıklamada çok iyi değildir.Tom isn't very good at explaining things.
Tom işleri kontrol etmeye söz verdi.Tom promised to check things out.
Şimdi ayak işlerinden kim sorumlu?Who is in charge of errands now?
İşleri öncelik sırasına koymamız gerekiyor.We need to prioritize things.
Sen sadece işleri daha kötü yapıyorsun.You're only making things worse.
İşler göründükleri kadar kötü değil.Things aren't as bad as they seem.
Sözleri işlere çevirmek zorundasın.You have to turn words into deeds.
Tom'un artık işleri yolunda.Tom is doing well now.
Şimdi yapacak daha önemli işlerim var.Right now, I've got bigger fish to fry.
İşler ciddileşti.Things have gotten serious.
Bazılarımızın yapacak işleri vardı.Some of us had things to do.
Keşke daha iyimser olabilsem, ama yakında işler daha iyi olacak diye düşünmüyorum.I wish I could be more optimistic, but I don't think things will get better soon.
İşleri başlatalım.Let's get things started.
İşlerin nasıl gelişeceğine bakalım.Let's see how things develop.
Umarız işler bir dahaki sefere daha düzgün gider.Let's hope things go more smoothly the next time.
Ben henüz onların burada işleri nasıl yaptıklarına alışmadım.I haven't yet gotten used to how they do things here.
Ben biraz kendi başıma işleri yapmaya alıştım.I've gotten kind of used to doing things by myself.
İşleri kendi yöntemimle yapmaya alıştım.I've gotten used to doing things my own way.
Ben Tom'la işleri görüşürdüm.I used to discuss things with Tom.
İşleri daha iyi yapmak istiyorum.I want to make things better.
Tom'un tam onun onları yapmakta olduğu gibi işleri yapmaya devam etmesini istiyorum.I want Tom to continue doing things just the way he's been doing them.
Tom'un tam onun onları yaptığı gibi işleri yapmaya devam etmesini istiyorum.I want Tom to continue doing things just the way he's doing them.
İşleri zamanında yaptırmayı severim.I like to get things done on time.
İşleri erken yaptırmaktan hoşlanıyorum.I like to get things done early.
Umarım işler yakında iyileşir.I hope things get better soon.
Benim yapacak kendi ev işlerim var.I have my own chores to do.
Umarım işler daha iyi olur.I hope things get better.
İşlerin yakın zamanda değişeceğini sanmıyorum.I don't think things will change anytime soon.
Ben işlerin değişeceğini sanmıyorum.I don't think things will change.
Hâlâ yapacak işlerim var.I've still got things to do.
Tom ve Mary işlerini kaybetti.Tom and Mary lost their jobs.
İşlerin iyi olacağını düşünüyorum.I think things will be fine.
Tom işleri kendi yöntemiyle yapar.Tom does things his own way.
Tek taraflı olarak işlere karar veremezsin. Bir fikir birliğine varmalıyız.You can't just decide things unilaterally like that. We have to come to a consensus.
İşleri Tom'la yapmaktan zevk alıyorum.I enjoy doing things with Tom.
İşlerin iyileşeceğini umuyorum.I hope things will get better.
İşleri yapmayı ve onları yapılacaklar listemden silmeyi severim.I love doing things and crossing them off my to-do list.
İşleri kendi başıma yapmayı seviyorum.I like to do things on my own.
İşlerin iyi gittiğini düşünüyorum.I think things are going well.
Şimdi işler oldukça farklı.Things are quite different now.
Bugün işler çok farklı.Things are very different today.
Önemsiz işlerle uğraştırma.Don't get sidetracked.
Yine de, işler gerçekten gelişmiş değil.Still, things haven't really improved.
Tom'un işleri yolunda değil.Tom isn't doing well.