Ana içeriğe geç
Sözlük

işlemek ile cümle

işlemek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Ark '% 1' arşivini açamadı. Bu dosyayı işlemek için bir kitaplık bulunamadı.لم يستطع أرك فتح الأرشيف '% 1'. لا يوجد مكتبة قادرة على التعامل مع الملف الموجود.
Ark '% 1' arşivini açamadı. Bu dosyayı işlemek için bir kitaplık bulunamadı.アーカイブ %1を開けませんでした。このファイルを扱えるライブラリが見つかりませんでした。
Ben Kacyra: Burada da görüldüğü gibi bu sistemler oldukça hızlı bir şekilde işlemektedir.Bạn có thể thấy là hệ thống này cực kì nhanh.
Ben Kacyra: Burada da görüldüğü gibi bu sistemler oldukça hızlı bir şekilde işlemektedir.Jullie kunnen hier zien dat deze systemen zeer snel werken.
Beyni işlemek gerçekten çok kolay;Creierul este foarte,foarte maleabil;
Beyni işlemek gerçekten çok kolay;"Das Gehirn ist sehr, sehr veränderbar."
Beyni işlemek gerçekten çok kolay;El cerebro es muy, muy maleable;
Beyni işlemek gerçekten çok kolay;Het brein is zeer, zeer vormbaar
Beyni işlemek gerçekten çok kolay;Il cervello è molto, molto malleabile;
Beyni işlemek gerçekten çok kolay;le cerveau est très, très malléable;
Beyni işlemek gerçekten çok kolay;O cérebro é muito, muito maleável;
Beyni işlemek gerçekten çok kolay;Otak adalah sangat, sangat mudah dibentuk;
Beyni işlemek gerçekten çok kolay;Ο εγκέφαλος είναι πολύ, πολύ εύκολα επηρεάζεται
Beyni işlemek gerçekten çok kolay;המח מאוד חשיל (ניתן לעיצוב).
Beyni işlemek gerçekten çok kolay;私たちは皆、男か女かどちらかの傾向を持って 産まれて来るのですが、
Bizim alışkanlık olarak yaptığımız herşeyin içine işlemek için ve onları yumuşatmak için, çaba gösterir.Deve farsi largo tra tutte le cose che facciamo abitualmente e ammorbidirle.
Böylece RAB Tanrı, yaratılmış olduğu toprağı işlemek üzere Ademi Aden bahçesinden çıkardı.A Hospodin Bôh ho poslal preč z raja, zo zahrady Édena, aby obrábal zem, z ktorej bol vzatý.
Böylece RAB Tanrı, yaratılmış olduğu toprağı işlemek üzere Ademi Aden bahçesinden çıkardı.Da wies ihn Gott der HERR aus dem Garten Eden, daß er das Feld baute, davon er genommen ist,
Böylece RAB Tanrı, yaratılmış olduğu toprağı işlemek üzere Ademi Aden bahçesinden çıkardı.Deaceea Domnul Dumnezeu l -a izgonit din grădina Edenului, ca să lucreze pămîntul, din care fusese luat.
Böylece RAB Tanrı, yaratılmış olduğu toprağı işlemek üzere Ademi Aden bahçesinden çıkardı.Et l`Éternel Dieu le chassa du jardin d`Éden, pour qu`il cultivât la terre, d`où il avait été pris.
Böylece RAB Tanrı, yaratılmış olduğu toprağı işlemek üzere Ademi Aden bahçesinden çıkardı.Giê-hô-va Ðức Chúa Trời bèn đuổi loài người ra khỏi vườn Ê-đen đặng cày cấy đất, là nơi có người ra.
Böylece RAB Tanrı, yaratılmış olduğu toprağı işlemek üzere Ademi Aden bahçesinden çıkardı.Giê-hô-va Ðức_Chúa_Trời bèn đuổi loài_người ra khỏi vườn Ê - đen đặng cày_cấy đất , là nơi có người ra .
Böylece RAB Tanrı, yaratılmış olduğu toprağı işlemek üzere Ademi Aden bahçesinden çıkardı.Il Signore Dio lo scacciò dal giardino di Eden, perché lavorasse il suolo da dove era stato tratto
Böylece RAB Tanrı, yaratılmış olduğu toprağı işlemek üzere Ademi Aden bahçesinden çıkardı.I vypustil jej Hospodin Bůh z zahrady Eden, aby dělal zemi, z níž vzat byl.
Böylece RAB Tanrı, yaratılmış olduğu toprağı işlemek üzere Ademi Aden bahçesinden çıkardı.I wypuścił go Pan Bóg z sadu Eden, ku sprawowaniu ziemi, z której był wzięty.
Böylece RAB Tanrı, yaratılmış olduğu toprağı işlemek üzere Ademi Aden bahçesinden çıkardı.Kiküldé õt az Úr Isten az Éden kertjébõl, hogy mívelje a földet, a melybõl vétetett vala.
Böylece RAB Tanrı, yaratılmış olduğu toprağı işlemek üzere Ademi Aden bahçesinden çıkardı.여호와 하나님이 에덴 동산에서 그 사람을 내어 보내어 그의 근본된 토지를 갈게 하시니라
Böylece RAB Tanrı, yaratılmış olduğu toprağı işlemek üzere Ademi Aden bahçesinden çıkardı.Maka TUHAN Allah mengusir manusia dari taman Eden dan menyuruhnya mengusahakan tanah yang menjadi asalnya itu
Böylece RAB Tanrı, yaratılmış olduğu toprağı işlemek üzere Ademi Aden bahçesinden çıkardı.Niin Herra Jumala ajoi hänet pois Eedenin paratiisista viljelemään maata, josta hän oli otettu.
Böylece RAB Tanrı, yaratılmış olduğu toprağı işlemek üzere Ademi Aden bahçesinden çıkardı.Och HERREN Gud förvisade honom ur Edens lustgård, för att han skulle bruka jorden, varav han var tagen.
Böylece RAB Tanrı, yaratılmış olduğu toprağı işlemek üzere Ademi Aden bahçesinden çıkardı.O Senhor Deus, pois, o lançou fora do jardim do Éden para lavrar a terra, de que fora tomado.
Böylece RAB Tanrı, yaratılmış olduğu toprağı işlemek üzere Ademi Aden bahçesinden çıkardı.Så forviste Gud HERREN ham fra Edens Have, for at han skulde dyrke Jorden, som han var taget af;
Böylece RAB Tanrı, yaratılmış olduğu toprağı işlemek üzere Ademi Aden bahçesinden çıkardı.Så viste Gud Herren ham ut av Edens have og satte ham til å dyrke jorden, som han var tatt av.
Böylece RAB Tanrı, yaratılmış olduğu toprağı işlemek üzere Ademi Aden bahçesinden çıkardı.Y Jehovah Dios lo arrojó del jardín de Edén, para que labrase la tierra de la que fue tomado
Böylece RAB Tanrı, yaratılmış olduğu toprağı işlemek üzere Ademi Aden bahçesinden çıkardı.затова Господ Бог го изпъди от Едемската градина да обработва земята, от която бе взет.
Böylece RAB Tanrı, yaratılmış olduğu toprağı işlemek üzere Ademi Aden bahçesinden çıkardı.И выслал его Господь Бог из сада Едемского, чтобы возделывать землю, из которой он взят.
Böylece RAB Tanrı, yaratılmış olduğu toprağı işlemek üzere Ademi Aden bahçesinden çıkardı.וישלחהו יהוה אלהים מגן עדן לעבד את האדמה אשר לקח משם׃
Böylece RAB Tanrı, yaratılmış olduğu toprağı işlemek üzere Ademi Aden bahçesinden çıkardı.فاخرجه الرب الاله من جنة عدن ليعمل الارض التي أخذ منها.
Böylece RAB Tanrı, yaratılmış olduğu toprağı işlemek üzere Ademi Aden bahçesinden çıkardı.耶 和 華 神 便 打 發 他 出 伊 甸 園 去 、 耕 種 他 所 自 出 之 土
Böylece RAB Tanrı, yaratılmış olduğu toprağı işlemek üzere Ademi Aden bahçesinden çıkardı.耶和華 神便 打發 他 出 伊甸 園去 、 耕種 他 所 自出 之 土
Buna ek olarak Finlandiya’da, MTV3 ve Nelonen gibi birçok ticari televizyon kanalı işlemektedir.Además de eso, en Finlandia hay muchos canales de televisión comerciales, como MTV3 o Nelonen.
Buna ek olarak Finlandiya’da, MTV3 ve Nelonen gibi birçok ticari televizyon kanalı işlemektedir.De plus, il existe de nombreuses chaînes commerciales en Finlande, comme MTV3 et Nelonen.
Buna ek olarak Finlandiya’da, MTV3 ve Nelonen gibi birçok ticari televizyon kanalı işlemektedir.Tämän lisäksi Suomessa toimii monia kaupallisia televisiokanavia, kuten MTV3 ja Nelonen.
Buna ek olarak Finlandiya’da, MTV3 ve Nelonen gibi birçok ticari televizyon kanalı işlemektedir.Utöver den finns det flera kommersiella tv-kanaler i Finland, till exempel MTV3 och Nelonen.
Buna ek olarak Finlandiya’da, MTV3 ve Nelonen gibi birçok ticari televizyon kanalı işlemektedir.Помимо этого, в Финляндии существует также большое число коммерческих телеканалов, таких как MTV3 и Nelonen.
Buna ek olarak Finlandiya’da, MTV3 ve Nelonen gibi birçok ticari televizyon kanalı işlemektedir.وإضافة إلى ذلك يعمل في فنلندا عديد من قنوات التلفزيون التجارية كقناة (MTV) و (Nelonen).
Buna ek olarak Finlandiya’da, MTV3 ve Nelonen gibi birçok ticari televizyon kanalı işlemektedir.芬兰公众广播公司,简称Yle,运营四个电视频道,可在芬兰全境收看。YLE提供公众服务,其运作资金由税收提供。除此之外,芬兰还有许多商业电视频道,例如MTV3和Nelonen等。
"Bu olup bitenlerin genç insanların suç işlemek istemesiyle ilgisi yok.""Aici nu-i vorba că tinerii vor să fie delicvenţi."
"Bu olup bitenlerin genç insanların suç işlemek istemesiyle ilgisi yok.""Đây không phải những người trẻ tuổi muốn phạm tội"
"Bu olup bitenlerin genç insanların suç işlemek istemesiyle ilgisi yok.""Det handler ikke om unge mennesker der vil begå kriminalitet."
"Bu olup bitenlerin genç insanların suç işlemek istemesiyle ilgisi yok.""Dit gaat niet over jongeren die misdaden willen plegen."
"Bu olup bitenlerin genç insanların suç işlemek istemesiyle ilgisi yok."'Dit gaat niet over jongeren die misdaden willen plegen.'
"Bu olup bitenlerin genç insanların suç işlemek istemesiyle ilgisi yok.""Es geht nicht um junge Menschen, die Verbechen begehen wollen."
"Bu olup bitenlerin genç insanların suç işlemek istemesiyle ilgisi yok.""Ez nem arról szól, hogy fiatalok bûnöket követnének el."
"Bu olup bitenlerin genç insanların suç işlemek istemesiyle ilgisi yok.""Ez nem arról szól, hogy fiatalok bűnöket követnének el."
"Bu olup bitenlerin genç insanların suç işlemek istemesiyle ilgisi yok.""Ini bukan soal anak muda yang melakukan kejahatan."
"Bu olup bitenlerin genç insanların suç işlemek istemesiyle ilgisi yok.""Młodzi ludzie nie chcą popełniać przestępstw.".
"Bu olup bitenlerin genç insanların suç işlemek istemesiyle ilgisi yok.""Není to o tom, že mladí lidé chtějí páchat trestní činy."
"Bu olup bitenlerin genç insanların suç işlemek istemesiyle ilgisi yok."'Non riguarda giovanotti che intendono commettere crimini.'
"Bu olup bitenlerin genç insanların suç işlemek istemesiyle ilgisi yok.""No se trata de que los jóvenes quieran cometer delitos."
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod