Kitaptaki diğer öykülerin de bir kısmı ev ve evlilik konularını işlemektedir.Ряд работ посвятил теме семьи и брака.
İnsanlığa karşı savaş suçları ve suç işlemek için komplo kurmaktan ömür boyu hapse mahkûm edildi.За соучастие в военных преступлениях и преступлениях против человечности приговорён к пожизненному заключению.
Irak yetkilileri bu olayları işlemekle suçlanan 3 yeraltı Siyonist örgüt üyesini tutukladı.Полиция арестовала 3 неонацистов, причастных к инциденту.
Şarkılarında İzlanda Tarihi ve İskandinav kültürünü işlemektedir.Сайт, посвященный скандинаво-исландской культуре и истории.
Körfez içindeki akıntı saat yönünün tersine işlemektedir.Отсчёт миль по дороге ведётся против часовой стрелки.
Bu kurum 1982 Hama katliamını işlemekle suçlanmıştı.كان أحد الضباط الذين تم اتهامهم بالقيام بمجزرة حماة 1982.
Körfez içindeki akıntı saat yönünün tersine işlemektedir.يدور الماء في المضيق في اتجاه عكس عقارب الساعة.
Kendisi savaş suçları işlemekle suçlanmadı.لم يحاكم بأية جريمة حربية.
Humus (şube 318): Tuğgeneral Firas Al-Hamed (2012) "sınırlama veya insanlığa karşı suç işlemekle" suçlandı.حمص (الفرع 318): العقيد فراس الأحمد (2012) اتهم "بإعطاء أوامر أو ارتكاب جرائم ضد الإنسانية".
Bu tür fiilleri işlemek cezâ ve kınanmayı gerektirmez; ancak terk eden övülür.الأمر الذي لا يعطي فقط للجهاديين "ثغرة شرعية لقتل مسلمين آخرين"، لكنه جعله "أمرًا واجب التنفيذ شرعًا".
Hat içinde alçak tabanlı cadde tramvayları işlemektedir.هو إجراء للمشاة لعبورِ الشوارعِ بأمانٍ.
Üniversitede not sistemi harf sistemine göre işlemektedir.تتبع الكلية نظام الكورسات.
Bu tip makineler çubuktan parça işlemek amacı ile çalıştırılırlar.واستضافت هذه الأنواع من الحاجيات من محرك القطعة.
Müzik bu alay konusunu işlemek için tam uygundur.لذلك وجب أن يكون هناك موسيقى تُحاكي هذه الملاحم.
Şimdilerde onun azizlik süreci işlemektedir.Het proces voor zijn heiligverklaring loopt nog.
Yapıt 1950'lerde Teksas'ta yaşayan bir ailenin dramatik öyküsünü işlemektedir.De film vertelt het verhaal van een eenvoudige werkende vrouw in Londen in 1950.
Hiç işlemek istemez.Ze willen niets doen.
Topluluk, kendi kendini yöneten bir kooperatif olarak işlemektedir.Deze maatschappij opereerde als een zelfstandig bedrijf met een eigen management.
Aslı Han bir çevre işlemektedi.Die omgeving was nu een feit.
1945 yılında kurulan tesis günde 200 ton petrol işlemekteydi.In het najaar van 1942 waren er militaire plannen voor het vervoer van 1.000 ton goederen per dag over de weg.
Suçluları suç işlemekten caydırmıyor.Jednak przestępcy nie dają o sobie zapomnieć.
Tüm maddeler enerjinin bir formudur ve Termodinamik kanunlarına göre işlemektedir.Z punktu widzenia termodynamiki niektóre formy energii są funkcjami stanu i potencjałami termodynamicznymi.
Büyüyen bir nüfus, toprak işlemek için alanlarda artış anlamına gelebilir.Wolno wam jednak będzie jeść to, co urośnie na polu.
Şimdilerde onun azizlik süreci işlemektedir.Obecnie trwa jego proces kanonizacyjny.
Hitler Gençliği rolüyle barışa karşı suç işlemekle suçlandı fakat bu suçtan beraat etti.Wojtyła chronił go przed wymiarem sprawiedliwości do końca życia, mimo że wiedział o jego przestępstwach.
Erkek kendi iradesiyle, yeni fikirleri, kavramları işlemek ve meydana getirmek için harekete geçer.Każdy z nich przywozi własną historię, marzenia, cel.
Entrika, aşk, kıskançlık konularını işlemektedir.Przyjaźń, miłość, intrygi i rozgrywki mafijne.
Çünkü İblis baştan beri günah işlemektedir.Isarna var i dåligt skick (frånsett första milen).
Bu katil, cinayetleri dünyayı yedi ölümcül günahtan temizlemek için işlemektedir.För att få sina liv tillbaka måste de resa runt i världen och begå de sju dödssynderna.
Suç işlemek için seri katil olmaya gerek yoktur.Mordbrand behöver inte inbegripa något mord.
Trafik soldan işlemektedir.Konstruktionen var gjord för vänstertrafik.
Sistem standart elektrik hatlarıyla çalışmaktadır ve 750 voltla işlemektedir.Linjen är elektrifierad med luftledningar med 750 volts likström.
Bu katil, cinayetleri dünyayı yedi ölümcül günahtan temizlemek için işlemektedir.Їй належить повернутися на Землю, щоб знайти і знищити Сім смертних гріхів.
Şimdilerde onun azizlik süreci işlemektedir.V současné době probíhá jeho proces svatořečení.
Evlerinde nakış işlemekte ustadırlar.Svá obydlí staví na hojně se vyskytujících jehličnanech.
Suikastçı Jacob Frye ve Evie Frye kardeşlerin hikâyesini işlemektedir.Protagonisty hry jsou dvojčata Jacob Frye a Evie Frye.
Şarkılarında İzlanda Tarihi ve İskandinav kültürünü işlemektedir.Textově i hudebně popisuje pestrobarevné islandské krajiny.
Bu evre ideal sistemin işlemek zorunda olduğu şeyleri kurgulamayla ilgilenir.Jeho úkolem je zajištění bezproblémového fungování systému IMI v dané zemi.
Zihinde bilgi işlemek üzere var olan bilişsel yapılar olduğu varsayılmaktadır.Policie odhalí, že se v podniku provozuje věda.
Bu tip makineler çubuktan parça işlemek amacı ile çalıştırılırlar.Tento typ strojků se používá pro ruční páskování předmětů.
Evrende kozmik yasalar işlemektedir.Vřesovcotvaré jsou kosmopolitní řád.
Şarkılarında İzlanda Tarihi ve İskandinav kültürünü işlemektedir.Importanța lui Ari în istoria și cultura islandeză este mare.
İnsan ilişkilerini ahlaki bir bakış açısından işlemektedir.Oamenii învață comportamentul criminal prin asociere.
Ben bu fikri öğrencilerin kafalarına işlemek niyetindeyim.Intenționez să cultiv această idee în mintea studenților.
Sıkıysa Yakala filmi, aile parçalanmaları ve çocukluk döneminde yaşanan zorlukları işlemektedir.A film a szétzilált családok, összetört otthonok és a zavaros gyermekkor témájával foglalkozik.
Kendisi savaş suçları işlemekle suçlanmadı.Háborús bűn elkövetést nem találtak.
Silah, uyuşturucu kaçakçılığı gibi suçları işlemektedirler.A bűncselekmény elkövetési tárgya a kábítószer.
Kendisi savaş suçları işlemekle suçlanmadı.Häntä ei koskaan edes yritetty syyttää sotarikoksista.
Yapıt 1950'lerde Teksas'ta yaşayan bir ailenin dramatik öyküsünü işlemektedir.Teemaa käsiteltiin texasilaisen 1950-luvun ongelmallisen perheen kautta.
Trafik soldan işlemektedir.Liikenne on vasemmanpuoleista.
Müzik bu alay konusunu işlemek için tam uygundur."Tämä musiikki on todella kysyttyä.
Ek olarak, normalde bilgisayar kullanıcısının izni olmadan işlemektedir.Käytönnössä, tekniikka kuitenkin myös toimii ilman käyttäjien suostumusta.
Sistem standart elektrik hatlarıyla çalışmaktadır ve 750 voltla işlemektedir.Θα τροφοδοτούνται από επίγεια γραμμή με συνεχές ρεύμα 750 βολτ.
Topluluk, kendi kendini yöneten bir kooperatif olarak işlemektedir.Δουλεύουμε συλλογικά και με την σκέψη μας στραμμένη σε μια αυτοοργανωμένη κοινωνία.
Bu kurum 1982 Hama katliamını işlemekle suçlanmıştı.Σήμερα είναι κατηγορούμενος για τις μαζικές δολοφονίες που έλαβαν χώρα το 1982.
Kendisi savaş suçları işlemekle suçlanmadı.Hun blev ikke kendt skyldig i krigsforbrydelser.
Bu katil, cinayetleri dünyayı yedi ölümcül günahtan temizlemek için işlemektedir.Hun prøver at få kongeriget tilbage ved at finde De Syv Dødsynder.
Hiç işlemek istemez.Han ingen Ting bestille gad.
Trafik soldan işlemektedir.OB køber venstrebenet arbejdsmaskine.
Masiyetten takva: Büyük günahları işlemekten, küçüklerde de ısrardan sakınmak.Liten blenderåpning gir stor dybdeskarphet; mens stor blenderåpning gir mindre (se bilder).