işitme ile cümle

işitme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
6
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Daha fazla özürler işitmek istemiyorum.I don't want to hear any more excuses.
Çocukların keskin bir işitme duyusu var.The kid has a keen sense of hearing.
Bu aktörü hiç işitmedim.I've never heard of this actor.
Dün o onu işitmemiş gibi davrandı.She made believe not to hear him yesterday.
Ben bu işitme cihazı için 20.000 yen ödedim.I paid twenty thousand yen for this hearing aid.
Onun büyükbabasının ölümünü işitmesinin ilk şokundan sonra, kız ağlamaya başladı.After the initial shock of hearing of her grandfather's death, the girl started to cry.
Her iki partinin ne söylemek zorunda olduğunu işitmedikçe gerçeği öğrenemezsin.You cannot learn the truth unless you hear what both parties have to say.
O evimin işitme menzilinde yaşıyor.He lives within earshot of my house.
Onun keskin bir işitmesi var.He has sharp hearing.
İşitme güçlüğü varmış gibi davrandı.She pretended to be hard of hearing.
O kötü işitmekten özürlü.She is handicapped by poor hearing.
Kör bir insanın işitme duyusu genellikle çok keskindir.A blind person's hearing is often very acute.
Sessiz olun, ya da işitmeye değer bir şey konuşun.Be silent, or speak something worth hearing.
İşitme güçlüğü vardı ve yürüyemiyordu.He had difficulty in hearing and could not walk.
Fransızların "simetri" ve "asimetri" arasındaki farkı işitmediklerini biliyor musunuz?Do you know that the French do not hear the difference between "symmetry" and "asymmetry"?
Görme engelli mi yoksa işitme engelli mi olmayı tercih edersiniz?Would you rather be blind or be deaf?
Tom'un iyi işitme duyusu var.Tom has good hearing.
Tom işitmesini test ettirdi.Tom got his hearing tested.
Tom işitme cihazı olmadan neredeyse duyamıyor.Tom can hardly hear without his hearing aid.
Tom işitmesini kaybetti.Tom lost his hearing.
Bazı işitme engelli insanlar işaret dili kullanmamayı seçiyor.Some deaf people choose not to use sign language.
Tom işitmekte zorluk çekiyor.Tom has a hard time hearing.
İnsanların beş duyusu vardır: görme, işitme, dokunma, tat ve koku.Humans have five senses: sight, hearing, touch, taste and smell.
Ben onu görmedim ve onu işitmedim.I didn't see it and I didn't hear it.
İşitmen nasıldı?How was your audition?
Yaprak üfleyiciler işitme kaybına neden olabilir.Leaf-blowers can cause hearing loss.
Benim işitmem kötü.My hearing is bad.
Teorilerinden bir tane daha işitmekle ilgilenmiyorum.I'm not interested in hearing any more of your theories.
Tom'un işitme kaybı var.Tom has lost his hearing.
İşitmesi çok kötü, neredeyse sağır.His hearing is very bad, he is almost deaf.
Tom'un işitmesi zayıflamaya başlıyor.Tom's hearing is beginning to go.
Tom'un işitme güçlüğü var.Tom has trouble hearing.
İşitmenle ile ilgili bir sorun var mı?Is there a problem with your hearing?
Büyükannemin işitmesi her zamankinden daha iyi.My grandma's hearing is better than ever before.
Büyükannemin işitmesi daha önce hiç olmadığı kadar iyi.My grandma's hearing is better than ever before.
Ben heyecanla bu konuyla ilgili görüşünü işitmeyi bekliyorum.I eagerly await hearing your opinion on this subject.
Senin çok akut işitmen var.You have very acute hearing.
Sanırım bir işitme cihazına ihtiyacım var.I think I need a hearing aid.
Tom bir işitme cihazı takıyor.Tom is wearing a hearing aid.
Onun seçici işitmesi vardır.She has selective hearing.
İşitmem eskisi kadar iyi değil.My hearing isn't as good as it used to be.
Çocukların yalan söylemesinin ana nedeni azar işitmekten kaçınmaktır.The main reason kids tell lies is to avoid getting into trouble.
Onlar işitme menzili içinde.They are within earshot.
O dönemde işitme engelliler için okul yoktu.No schools for the deaf existed in that era.
O bir işitme uzmanı.She's an audiologist.
Beethoven yavaş yavaş işitmesini kaybetti.Beethoven gradually lost his hearing.
Tom işitme cihazını kaybetti.Tom lost his hearing aid.
Ben o konuyu işitmekten bıktım.I'm sick of hearing about it.
Tom'un seçici işitmesi var.Tom has selective hearing.
Tom'un seçici bir işitmesi var. O sadece duymak istediğini duyar.Tom has selective hearing. He only hears what he wants to hear.
Kendi konuşmamı işitmekten hoşlanmıyorum.I don't like hearing myself talk.
Sesini işitmek için bir hayvana dokunun.Touch an animal to hear its sound.
İyi işitmem var.I have good hearing.
İşitmem işim için gereklidir.My hearing is essential for my work.
İşitmem eskiden olduğu gibi değil.My hearing isn't what it used to be.
Tom'u işitmedim.I didn't hear Tom.
Tom şimdi bir işitme cihazı takıyor.Tom wears a hearing aid now.
Hiç çığlık işitmedim.I didn't hear any screaming.
İşitme testi yaptırdım.I got my hearing tested.
Bir kulağımda işitme problemi var.I'm hard of hearing in one ear.
İlgili Sayfalar