Bu ilişkiler daha sonra çok işine yarayacaktı.Näistä tavoista hänelle oli myöhemmin hyvin paljon hyötyä.
Bir süre sonra İstanbul'daki eski işine döndü.Tämän jälkeen hän palasi vanhaan virkaansa Bosniaan.
Sen kendi işine, biz kendi işimize bakalım. || Sen kendi işine bak, biz kendi işimize bakalım.2. Jos sinulta puuttuu uskoa asiaasi, toimi niin kuin uskoisit.
Ancak bu onun işine yaradı.Mutta se on heidän asiansa.
(Falstaff: Va, vecchio John - "Git yaşlı Jack, kendi işine bak.").Ruissalo, Pekka: Johnny-Kai katsoo elämäänsä tyytyväisin mielin: ”Kaikki on tehty” (s.
1994 yılında tekrar eski işine geri döndü.Vuonna 2003 Sig palasi vanhaan kokoonpanoonsa.
Strong artık herhangi bir örgütlenme işine sorumlu değildir, ama hala tavsiye ve destek veriyor.Esikunta on kuitenkin sivuelin, jolla ei ole oikeutta antaa määräyksiä, vaan vain neuvoja ja ohjeita.
Tüm halktan bu ilişki yüzünden özür diledi ve işine devam etti.Hän pyysi tekoaan myöhemmin anteeksi, ja kertoi katuvansa tekoaan.
Çekmiş olduğu acılara rağmen işine devam etti.Παρά τον πόνο, συνέχισε να εργάζεται.
Bu siyasi değişiklik görünüşe göre geride kalan lejyonerlerin işine yaradı.Αυτή η πολιτική ευθυγράμμιση ήταν προφανώς ευνοϊκή για τους επιζώντες λεγεωνάριους.
Bu ilişkiler daha sonra çok işine yarayacaktı.Πολλά χρόνια αργότερα η φιλία αυτή θα αποδεικνυόταν πολλή χρήσιμη.
1994 yılında tekrar eski işine geri döndü.Το 1994 επέστρεψε στα προηγούμενά της καθήκοντα, ως το 1997 .
Tom kendini işine verdi.Ο Θωμάς δόθηκε στη δουλειά του.
Ama bu durum onun çok işine yarar.Men spørgsmålet er, om det gør så meget.
Kendini bu projesindeki işine adadı ve Trinity bombası testinde de yer aldı.Han fordybede sig i arbejdet med projektet, og var til stede under Trinitytesten.
Amerika Birleşik Devletleri'ne yerleştikten sonra New York'ta oyuncak üretim işine başladı.Efter sin ankomst til USA etablerede han en farm i New York.
Bu iş 1907'de film dağıtım işine girene kadar devam etti.De beholdt teatret indtil de gik over til at distribuere film i 1907.
Geride bırakılan bu topraklarda, Kızıl Ordu'nun işine yarayabilecek her şey imha edildi.Undervejs blev alt, hvad der kunne være til gavn for Sydens krigsindsats, ødelagt.
Xander: Tam da konuşuyordum ki... hey, kendi işine bak.Det står for observer - altså, vær opmærksom på...
Kendini bu projesindeki işine adadı ve Trinity bombası testinde de yer aldı.Han fordypet seg i arbeidet med prosjektet, og var til stede under Trinity-bombetesten.
Claudius, senatoyu daha etkin, temsilî bir yapı hâline getirme işine koyulmuştu.Claudius omorganiserte senatet, slik at det skulle bli et mere effektivt og representativt organ.
Ama bu durum onun çok işine yarar.Men dette nytter ham lite.
Longfellow 1854 yılında Harvard'dan emekli oldu ve kendini tamamen işine verdi.Han pensjonerte seg fra Harvard i 1854 og konsentrerte seg helt og holdent for sitt forfatterskap.
Sonny‘nin zamanla uyuşturucu işine girme isteği artmıştır.Suksessen fristet Sony-ansatte til å markedsføre den.
Babasından kalan banka işine 1818'de başladı.Den første bankens kontrakt gikk ut i 1811.
Bu aslında düzmece bir haberdir, zira onun yaşadığının bilinmesi hükümetin işine gelmez.Det er grusomt å tenke på at kongedømmet ennå ikke vet dette.
Bu bilgiler ilerideki mücadelelerde çok işine yarayacaktı.Dette ble nyttig kunnskap ved senere ekspedisjoner.
Adam: "Haydi git işine.Bersabda rasulullah : “Berbuat baiklah padanya”.
Kiviniemi ulusal siyasetteki işine ek olarak aynı zamanda Helsinki şehir meclisi üyesidir.Kiviniemi juga merupakan anggota dewan kota Helsinki pada pekerjaannya dalam politik nasional.
Ama bu durum onun çok işine yarar.Keadaan ini sangat menguntungkan bagi bisnisnya.
Tüm halktan bu ilişki yüzünden özür diledi ve işine devam etti.Kini cuitannya telah dihapus dan ia telah meminta maaf atas pernyataannya tersebut.
Aynı zamanda Madonna, İtalyan kimliğini de işine yansıttı.Lalu Versace, juga merancang untuk Label Fashion Italia.
Yayıncılık işine girdi.Berekspansi pada bisnis penerbitan.
Bu ilişkiler daha sonra çok işine yarayacaktı.Sau này, mối quan hệ của họ được cải thiện hơn rất nhiều.
Kendini bu projesindeki işine adadı ve Trinity bombası testinde de yer aldı.Ông đã chìm đắm vào các công việc trong dự án và có mặt tại hôm vụ thử hạt nhân Trinity.
Longfellow 1854 yılında Harvard'dan emekli oldu ve kendini tamamen işine verdi.Longfellow đã nghỉ hưu thôi không giảng dạy vào năm 1854 để tập trung vào các tác phẩm của mình.
Bu durum IV. Filip’in işine geldi.Philipp IV đưa việc này trở thành quốc sự.
Tüm halktan bu ilişki yüzünden özür diledi ve işine devam etti.Người này sau đó đã xin lỗi và cầm tiền về.
Sen kendi işine, biz kendi işimize bakalım. || Sen kendi işine bak, biz kendi işimize bakalım.Nay ta đi theo chủ thượng, các ông hãy tự mà lo liệu lấy.
Babasından 2.000 $ borç aldı ve bir bakkaliye işine girdi.Không có vốn, ông quyết định vay 2.000 đôla và mở một cửa hàng bán đồ thể thao.
Adam: "Haydi git işine.Viết: “Phi dã!
Hükûmet ve Federal Meclis 1 Eylül 1999 tarihinde Berlin'de işine başladı.Bắt đầu từ ngày 1 tháng 9 năm 1999 quốc hội và chính phủ bắt đầu làm việc tại Berlin.
Eğer şüphe çekici bir hareket görmediyse işine geri dönmektedir.Và khi anh ấy biết mình không thể làm gì hơn nữa, anh ấy dừng đồng hồ lại.
Bu iş 1907'de film dağıtım işine girene kadar devam etti.Họ duy trì nhà hát này đến khi chuyển qua làm phân phối phim vào năm 1907.
Onu yine görmeye sevinirler ve tekrar sarayda şarkıcılık işine dönmesini isterler.Sau đó bà lại trở lại với tuồng, đi hát ở rạp Phúc Thắng.
İkincisi, işine çok ama çok odaklı.Hàng tuy nhiều nhưng ít đặc sắc.
Adam: "Haydi git işine.その訓示は「気を引き締めろ。
Sen kendi işine, biz kendi işimize bakalım. || Sen kendi işine bak, biz kendi işimize bakalım.「(懲役を)勤めさせていただきやす」「勤めたかったら職安行て来い!
Bu sayede mısır cipsi işine başladı.こうしてチップの開発はスタートした。
Bu ilişkiler daha sonra çok işine yarayacaktı.このことはその後、彼を大いに利することになる。
Kamufle özelliği de bu sırada çok işine yarar.脳機能イメージングはこの時非常に有用である。
(Falstaff: Va, vecchio John - "Git yaşlı Jack, kendi işine bak.").」(脚本・演出 伊福部崇) SMILY☆SPIKY コントライブ「あいつちょっとこっちみてやんの。
Strong artık herhangi bir örgütlenme işine sorumlu değildir, ama hala tavsiye ve destek veriyor.前作とは異なりプレイヤーが操作することはできないが、助言や手助けをしてくれる。
Tüm halktan bu ilişki yüzünden özür diledi ve işine devam etti.これには皆必死に謝罪し、許しを得た。
Başkalarının işine burnunu sokmaktan özel bir haz duyan bu sosyete asalağı, Maria'ya şantaj yapmaya başlar.ミナ姫暗殺を企てるヴァンパイアに協力して自らもヴァンパイアとなる。
Adam: "Haydi git işine.且曰:「向高行矣。
Tüm halktan bu ilişki yüzünden özür diledi ve işine devam etti.他刪除了與該用戶的互動以及為此道歉。
Sen kendi işine, biz kendi işimize bakalım. || Sen kendi işine bak, biz kendi işimize bakalım.你有你的职责,我也有我的职责,我们各守其职吧。
2002 yılında ağ pazarlama işine girişti.于2002年开始从事网络销售的业务。
Xander: Tam da konuşuyordum ki... hey, kendi işine bak.”隋炀帝说:“听您处置。