Çekmiş olduğu acılara rağmen işine devam etti.Ook na zijn overlijden werden de door hem begonnen werkzaamheden voortgezet.
İşine olan ilgisini kaybetti.Ze verloor de interesse voor haar werk.
Kısa bir moladan sonra işine kaldığı yerden devam etti.Hij hervatte zijn werk na een korte pauze.
Yayıncılık işine girdi.Wydawnictwo dotarło do.
20th Century Fox, bu diziyi geliştirmeye ve başka bir kanala satma işine ilgi gösterdi.20th Century Fox zaznaczył, że istnieje możliwość kontynuacji w sytuacji zakupu serialu przez inną sieć.
Thälmann işine karşılık harçlık yerine haklı bir ücret istiyordu.Bodzenta zrzekł się tytułu burgrabiego na korzyść Szydłowieckiego w zamian za odpowiednią sumę pieniędzy.
Adam: "Haydi git işine.(8) Potem do nich powiedział: Zaczerpnijcie teraz i zanieście staroście weselnemu!
Sonny‘nin zamanla uyuşturucu işine girme isteği artmıştır.W czasie nowicjatu dokuczał Sonei.
Onun taht iddiası Lehlerin işine geldiği için onu desteklemişlerdir.Jego polityka sprawiła, iż był oskarżany o sprzyjanie Polakom.
Savaş'tan sonra işine devam etmeye çalıştı ama savaş Almanya ekonomisini yıpratıp bilim arka planda kalmıştı.Wierzy w to do samego końca, choć wojna zabrała jej dzieci i zrujnowała ją finansowo.
Sen kendi işine, biz kendi işimize bakalım. || Sen kendi işine bak, biz kendi işimize bakalım.Mężczyzna w mundurze: Proszę wrócić na swoje miejsce, no już, pomożemy wrócić panu na swoje miejsce, no już...
Tüm halktan bu ilişki yüzünden özür diledi ve işine devam etti.Po spotkaniu oficjalnie przeprosił kibiców, a także prosił ich o wybaczenie.
Gelen Yahudiler Osmanlı İmparatorluğu’nun birçok işine yaradı.Wielu Tajwańczyków oddaje też cześć Żółtemu Cesarzowi.
Bu ilişkiler daha sonra çok işine yarayacaktı.Po pewnym czasie ich znajomość stała się bardzo zażyła.
Bu patlamalar, maddenin evrende bir noktadan başka noktalara taşınması işine yarar.Bezwładność ta występuje tylko dlatego, że istnieje pozostała materia we Wszechświecie.
Bunlar kulenin içerisine temiz hava girmesi işine de hizmet etmiştir.Należało do nich między innymi prowadzenie zajęć na świeżym powietrzu.
1880lerde Okinava'ya dönen Higashionna aile işine devam etti.På 1880-talet återvände Higashionna till Okinawa och fortsatte med familjeföretaget.
Claudius, senatoyu daha etkin, temsilî bir yapı hâline getirme işine koyulmuştu.Claudius föresatte sig att göra senaten mera effektiv och representativ.
Strong artık herhangi bir örgütlenme işine sorumlu değildir, ama hala tavsiye ve destek veriyor.Hon är numera inte engagerad i föreningen, men stödjer dess verksamhet.
Bu siyasi değişiklik görünüşe göre geride kalan lejyonerlerin işine yaradı.Denna politiska kursändring var givetvis i legionens favör.
Etamin işine benzer.Det var som en arbetsintervju.
Tüm halktan bu ilişki yüzünden özür diledi ve işine devam etti.Mannen bad om ursäkt och gick sin väg.
Siyasal eylemleri nedeniyle işine son verilince avukatlık yapmaya başladı.Han hade nämligen för att helt kunna ägna sig åt politiken lämnat sin tidigare verksamhet som advokat.
Televizyonun 6 yapımcısının işine son verildi.Den här artikeln handlar om TV-producenten.
Ankara başkent olunca, ortaya çıkan yapılaşma ihtiyacını görerek, yapı malzemeleri işine girdi.När Fischer ville expandera, konstruerade han de flesta maskiner själv.
Bu ilişkiler daha sonra çok işine yarayacaktı.Denna vänskap blev senare av stor betydelse för honom.
Bu, en fazla parti içi muhalefetin işine yarayacaktı.Det låter som att de gjorde den här mest för skojs skull.
2002 yılında ağ pazarlama işine girişti.Rikstrafiken började upphandla trafiken 2002.
Onun taht iddiası Lehlerin işine geldiği için onu desteklemişlerdir.Han gav dem nämligen mark för att de hjälpte honom att försvara sig mot pikter.
1994 yılında tekrar eski işine geri döndü.Після 1994 знову повернулася на старе місце роботи.
2008 yılında, Lundberg'in işine WebMD tarafından son verilmiştir.У 2008, WebMD звільнило Лундберга.
Çünkü yargıç olarak hizmet etmesi adalıların işine geliyordu.Як омбудсмен, я вважаю, що підвищення ролі судів є необхідністю.
Etamin işine benzer.Професія як життя.
1927 yılında, Zamboni ve Lawrence bir buz üretim tesisi açarak kalıp buz işine girdi.У 1927 році він та Лоренс увійшли у льодовиробничу галузь із власною льодовою фабрикою.
Işınetkinlik Yarılanma süresi İzotoplar tablosuУПРАВЛІННЯ ОКРЕМИМИ ЕТАПАМИ ЖИТТЄВОГО ЦИКЛУ ТРАНСПОРТНИХ ЗАСОБІВ
Ardından İngiltere’ye yerleşip tekstil işine el attı.Після війни переїхав до Великої Британії і там влаштувався на роботу в текстильній індустрії.
Temel kazma işine başladıktan sonra buradan çok miktarda su çıkması inşaatı sıkıntıya soktu.Після завершення будівництва греблі, незабаром після цього розпочалось заповнення водосховища.
Adam: "Haydi git işine.Батько сказав: "Отже, будь ти !"
Edebiyatçı işine 1951 yılında başlamıştır.Літературну діяльність розпочав у 1955 році.
Babasından 2.000 $ borç aldı ve bir bakkaliye işine girdi.Його зацікавила ця пропозиція, і він вливає в фірму 2000 фунтів.
Birkaç ay sonda David, yeni işine başlamaya hazırlanmaktadır.O měsíc později se David připravuje na novou práci.
Adam: "Haydi git işine.Odpověděl: Učiň tak!
1927 yılında, Zamboni ve Lawrence bir buz üretim tesisi açarak kalıp buz işine girdi.V roce 1927 otevřel s Lawrencem ledárnu.
Etamin işine benzer.Jako tvůj posel.
Bu ciltler daha çok öğrencilerin işine yarıyordu.Touto fascinací zaslepoval některé své studenty.
Daha sonra 2001 senesinde NTV kanalında seslendirme işine girdi.V roce 2001 podepsala dopis na podporu televizního kanálu NTV.
Tüm halktan bu ilişki yüzünden özür diledi ve işine devam etti.Za výrok ji tato skupina lidí žalovala a požadovala od ní omluvu.
Ezan sesi duyduğunda ise, davul çalma işine kesinlikle ara verirdi.Právě když se chystal uložit ke spánku, v noční tmě uslyšel zakokrhat kohouta.
Ancak daha çok koşmayı sevdiği için uçma işine pek fazla girmiyor.Jenom nestavím, víc mě baví létání.
Bunun üzerine Memoli hayata küser ve sadece işine odaklanır.Umožnil Whiteovi soustředit se pouze na jeho práci.
Irımtüzen kapalı devre bir sistemde balık ve sebzelerin simbiyotik biçimde yetiştirilmesi işine verilen addır.Akvaponika je uzavřený ekosystém, ve kterém se ve vzájemné symbióze chovají ryby a pěstují rostliny.
İlk işine liseden sonra forklift operatörü olarak başladı.Încă din primul an de facultate a început să lucreze ca manechin.
Yazarlık işine 1943 yılında girmiştir.Lucrarea a fost tipărită în anul 1943.
Çekmiş olduğu acılara rağmen işine devam etti.Fájdalmai ellenére folytatta a munkát.
Bu ilişkiler daha sonra çok işine yarayacaktı.Ennek később még igen nagy hasznát vehette.
(Falstaff: Va, vecchio John - "Git yaşlı Jack, kendi işine bak.").Erre példa a „Fuck you, Joe” („Baszd meg, Joe!”) megváltoztatása „Go Away, Joe”-ra („Szűnj meg, Joe!”).
Sonny‘nin zamanla uyuşturucu işine girme isteği artmıştır.A promóció a Sony kései döntése volt.
Eğer şüphe çekici bir hareket görmediyse işine geri dönmektedir.Ha másként van, csalódottan tér vissza a munkájához.
Bunlar hazır olarak başlatılarak kullanıcının hızlı olarak işine odaklanmasını sağlar.Ez azt sugallja a felhasználónak, hogy a program gyorsan elindult.
Melek Gençoğlu işine neden ara verdi?".Vajon miért beszélt nékem annyi mindent nagyapó?