1927 yılında, Zamboni ve Lawrence bir buz üretim tesisi açarak kalıp buz işine girdi.1927年,他和勞倫斯參與製冰業務。
Haziran 2013'te Google, Waze'i 1.3 milyar dolar karşılığında satın alarak haritalama işine yenilik ekledi.2013年6月11日,Google以10.3亿美元完成了对Waze的收购。
Amerika Birleşik Devletleri'ne yerleştikten sonra New York'ta oyuncak üretim işine başladı.后去美国纽约开办房地产交易网站。
Giovanni di Bicci de' Medici Bankacılık işine giren ilk Medici idi ve Floransa devlet yönetiminde etkinleşti.乔凡尼·德·美第奇是家族中是第一个进入银行业务的人,随后他逐渐成为佛罗伦萨政府中有影响的人物。
Hayatı boyunca yoğun bir araştırma ve yazma işine kendisini vakfetmiştir.他一生致力從事教育事業和哲學研究。
19 yaşına geldiğinde döviz işine başladı.這種情況,直到他19歲的時候,才開始有所轉變。
Köyün yemekleri genelde hamur işine dayanır.丹麥的晚餐通常吃熱食。
Xander: Tam da konuşuyordum ki... hey, kendi işine bak.블루스 놈이 작정한 일로 꾸밀려했는데… 본인이 직접 나설 줄이야!!
2002 yılında ağ pazarlama işine girişti.2002년에 네트워크 마케팅의 분야에서 일하기 시작했다.
Tüm halktan bu ilişki yüzünden özür diledi ve işine devam etti.뒤에 그가 공식적으로 사과를 했지만 이 일은 널리 보도되었다.
Bu ilişkiler daha sonra çok işine yarayacaktı.이는 나중에 그녀의 활동에 큰 영향을 끼치게 되었다.
Adam: "Haydi git işine.אמר לה: השמיעי לי.
Claudius, senatoyu daha etkin, temsilî bir yapı hâline getirme işine koyulmuştu.קלאודיוס ניסה להפוך את הסנאט לגוף יעיל וייצוגי יותר.
Çünkü artık Jake işine çok bağlanmıştır.ג'יין נעשית אובססית כלפי ג'ייק.
Kimi öğretim görevlilerinin işine son verildi.אני לא יכול לשכוח את טקס סיום קורס הקצינים.
Bağımsızlık savaşaına katılmak üzere ülkeden çıkıncaya kadar hastanedeki işine devam eder.בית החולים פעל ברציפות עד לפרוץ מלחמת העצמאות.
Herkes oraya bir şey atıyor, gelen oradan işine yarayanı alıyor, ben böyle anlıyorum.כל אלה מפתחים אצל העובד את ההבנה של מה מצופה ממנו בעבודה ומה מוערך.
Tüm halktan bu ilişki yüzünden özür diledi ve işine devam etti.תומאס התנצלה על דבריה אלו והתפטרה מתפקידה.
Leon isimli Fransız bir tüccarla tanıştı ve işine devam etti.הוא שיחק נהג מונית צרפתי ששמו ג'ורג'.
3 bin 854 öğretmen, üniversitede görevli 120 öğretim üyesi ve 47 hâkimin işine son verildi.3854 учители, 120 преподаватели и 47 съдии са уволнени.
Bu ciltler daha çok öğrencilerin işine yarıyordu.Трябва да практикувате повече и по-тежко от вашите ученици.
Ama bu durum onun çok işine yarar.Това време е много ползотворно за него.
Sevilla FC kulübünde PAF takımı menajerliğiyle işine başladı.В София отварят собствен националистически боен клуб.
Yayıncılık işine girdi.Извършва издателска дейност.
Bu siyasi değişiklik görünüşe göre geride kalan lejyonerlerin işine yaradı.Смяната в управлението вероятно се извършва в полза на утвърдените аристократи.
Stetoskop ile vücuttaki sesleri dinleme işine oskültasyon (auscultation) denir.Процесът на преслушване със стетоскоп се нарича аускултация.
Xander: Tam da konuşuyordum ki... hey, kendi işine bak.Tada je glagol u zapovjednom načinu: MI VOLAS, KE VI LABORU.
Sen kendi işine, biz kendi işimize bakalım. || Sen kendi işine bak, biz kendi işimize bakalım.Udri onog crnog ... a to si ti Rade, sad ćeš videti kako će te tvoja UDB-a udesiti ...
Ancak bu onun işine yaradı.V tom leží jeho prínos.
Daha sonra 2001 senesinde NTV kanalında seslendirme işine girdi.Systém NMT umožnil telefonovať vo všetkých týchto krajinách.
Sonny‘nin zamanla uyuşturucu işine girme isteği artmıştır.Ich dlhotrvajúci spor vyústi Sonnyho samovraždou.
Tüm halktan bu ilişki yüzünden özür diledi ve işine devam etti.Muž sa ospravedlnil a odišiel.
(Falstaff: Va, vecchio John - "Git yaşlı Jack, kendi işine bak.").2016. "Alex Volasko: »Stari glasbeniki, pazite se, prihaja mlada kri!«".
Sonrasında çalışmaya başladığı Aktüel dergisinden de açtığı dava gerekçe gösterilerek işine son verildi.Kot razlog za odstop je navedel, da mora dokončati delo, ki ga je začel.
Yazarlık işine 1943 yılında girmiştir.Opis dela je izšel v članku leta 1943.
Ancak bu onun işine yaradı.A vse se je zasukalo njemu v prid.
Bunlar kulenin içerisine temiz hava girmesi işine de hizmet etmiştir.V nastalem trušču so ga postavili na svež zrak.
Bu ilişkiler daha sonra çok işine yarayacaktı.Neist teadmistest oli tal hiljem palju kasu.
Ama bu durum onun çok işine yarar.Niimoodi toob ta suurt kasu.
Yayıncılık işine girdi.Tegutsenud kirjastamise alal.
Sonny‘nin zamanla uyuşturucu işine girme isteği artmıştır.Veel enne, kui Sonjast iluuisutaja sai, oli ta tegelenud suusatamisega.
1960'larda kamyon hırsızlığı işine girdi.1960ndatel hakati naftat puurima.
20 bekar anne ile bir fırın işine başladık.저는 20명의 미혼모와 빵집을 시작하였습니다.
20 bekar anne ile bir fırın işine başladık.Avevo aperto un panificio con 20 madri non sposate.
20 bekar anne ile bir fırın işine başladık.Había comenzado una pastelería con 20 madres solteras.
20 bekar anne ile bir fırın işine başladık.Ich hatte eine Bäckerei mit 20 unverheirateten Müttern gegründet.
20 bekar anne ile bir fırın işine başladık.Ik had een bakkerij opgestart met 20 ongetrouwde moeders.
20 bekar anne ile bir fırın işine başladık.Începusem o brutărie cu 20 de mame nemăritate.
20 bekar anne ile bir fırın işine başladık.J'avais démarré une boulangerie avec 20 mères célibataires.
20 bekar anne ile bir fırın işine başladık.Jeg havde startet et bageri med 20 ugifte mødre.
20 bekar anne ile bir fırın işine başladık.Otvorila som pekáreň s 20 slobodnými mamičkami.
20 bekar anne ile bir fırın işine başladık.Otworzyłam piekarnię wraz z 20 samotnymi matkami.
20 bekar anne ile bir fırın işine başladık.Είχα ανοίξει ένα αρτοποιείο με 20 ανύπαντρες μητέρες.
20 bekar anne ile bir fırın işine başladık.Започнах бизнес, пекарна с 20 неомъжени майки.
20 bekar anne ile bir fırın işine başladık.Я открыла пекарню совместно с 20 матерями-одиночками.
20 bekar anne ile bir fırın işine başladık.פתחתי מאפיה יחד עם עוד 20 אמהות לא נשואות.
20 bekar anne ile bir fırın işine başladık.لقد بدأت مخبزاً مع 20 من الأمهات غير المتزوجات.
20 bekar anne ile bir fırın işine başladık.私達は 「かんばれ!ベアーズ」 と呼ばれ
[2. Adam kendi dilinde konuşur]: Bu ne işine yarıyor?남자 #2(현지어): 어디에 쓰시나요?
[2. Adam kendi dilinde konuşur]: Bu ne işine yarıyor?Et vous faites quoi avec ?