Tom hemen hemen her zaman işe yürüyerek gider.Tom almost always walks to work.
Tom neredeyse işe her zaman arabayla gider.Tom almost always goes to work by car.
Tom Mary'nin müzik video üretimini denetlemesi için işe alındı.Tom was hired to supervise the production of Mary's music video.
Tom Mary'yi bir çevirmen olarak işe aldı.Tom hired Mary as an interpreter.
Tom Mary'nin yerine işe bakmak zorunda kaldı.Tom had to cover for Mary.
Tom Meri'yi kovdu çünkü sık sık işe geç geliyordu.Tom fired Mary because she often showed up late for work.
Tom Mary'den kalmasını rica etti fakat o işe geri dönmek zorundaydı.Tom asked Mary to stay, but she had to get back to work.
Mary'yi öptükten sonra, Tom işe gitti.After kissing Mary, Tom left for work.
O otobüsle mi işe gider?He gets to work by bus?
Tom ve kuzeni birlikte işe gitti.Tom and his cousin went into business together.
Eğer gerçekten bir işe ihtiyacın varsa, niçin Tom için çalışmayı düşünmüyorsun?If you really need a job, why don't you consider working for Tom?
O bazı yeni işçileri işe aldı.He hired some new workers.
Tom işe geç kaldığı için patronu tarafından azarlandı.Tom was scolded by his boss getting to work late.
Tom işe geç geldiği için patronu tarafından azarlandı.Tom was scolded by his boss for showing up late for work.
Çin dili bu pazarda İngilizceden daha iyi işe yarar.Chinese language works much better than English in this market.
Sabahleyin işe geç varmam ihtimaline karşın çalar saatimi kuracağım.I will set up my alarm o’clock in case I arrive at work late in the morning.
Tom genellikle işe bir otobüsle gider.Tom usually takes a bus to work.
Tom Patronuna Mary'nin o gün işe gelmeyeceğini söyledi.Tom told his boss that Mary wouldn't be coming to work that day.
Tom Mary'yi yalnız bırakma fikrinden nefret etti fakat işe gitmek zorundaydı.Tom hated the idea of leaving Mary alone, but he had to go to work.
Tom genellikle otobüsle işe gider.Tom generally takes the bus to work.
Tom Mary'yi işe arabayla bıraktı.Tom gave Mary a lift to work.
Tom her gün işe arabasıyla gider.Tom drives his car to work every day.
Tom yarın işe gitmeye korkuyor.Tom dreads going to work tomorrow.
Tom onun işe yarayacağını sanmıyor.Tom doesn't think that would be good.
Tom işe uygun olduğunu düşünmüyor.Tom doesn't think he is up to the job.
Tom pazar günü işe gitmez.Tom doesn't go to work on Sunday.
Tom bugün işe gelmedi.Tom didn't show up for work today.
Tom işe kimi atayacağına karar veremedi.Tom couldn't decide who to assign the job to.
Tom işe motorsikletle gidip geliyor.Tom commutes to work on a motorcycle.
Tom işe yalnız gitmeyi seçti.Tom chose to go work alone.
Mary işe geri dönmeye karar verse, Tom kesinlikle memnun olmaz.Tom certainly wouldn't be pleased if Mary decided to go back to work.
Tom kesnlikle zor bir işe sahip.Tom certainly has a tough job.
Tom'un iş için kimi işe aldığı kimsenin umrunda değil.Nobody cares who Tom hired for the job.
Mary evini boyaması için Tom'u işe aldı.Mary hired Tom to paint her house.
Sen her ne zaman hazır olursan, ben işe başlamaya hazırım.I'm ready to start working whenever you are.
Ben sadece kendi ana dillerine çeviri yapmaları için insanları işe almak istiyorum.I'd prefer to only hire people to translate into their native language.
Planının işe yarayacağını sanmıyorum.I don't think your plan will work.
Elimizden geleni yapmamıza rağmen, işe yaramadı.Even though we tried our best, it was useless.
Bu sıcakta işe yürüyerek gitmek kötü bir fikir.Walking to work in this heat is a bad idea.
Her gün işe yürüyerek giderim.I walk to work every day.
Ben işe gitmeliyim.I need to go to work.
Tom işe geri döndü.Tom went back to work.
Tom onun işe yarayacağını düşünüyor.Tom thinks that'll work.
Tom bu işe başvurmalı.Tom should apply for this job.
İngilizcede yeterliyse, onu işe alırım.If he's proficient in English, I'll hire him.
Bu yarıyıl işe girecek misin?Are you going to get a job this semester?
Havlu oldukça işe yaramazdı.The towel was quite useless.
Gerçekten işe yarıyor.It really comes in handy.
Tom işe geri dönmek zorunda.Tom has to get back to work.
Tom ilacın işe yarayacağını umuyordu.Tom hoped the medicine would work.
Onun işe yarayacağı kesindir.It'll work for sure.
Bunun işe yarayıp yaramayacağından ben bile emin değilim.I'm not even sure if that would help or not.
Tanrı'nın benim işe gitmemi istediğini sanmıyorum!I don't think God wants me to go to work!
Bugün işe erken gitmeliyim.I must go to work early today.
İlacın işe yarayıp yaramayacağı belirsizdir.Whether the medicine will work or not is uncertain.
Teoride her şey çok güzel ama pratikte işe yarayacak mı?It´s all very well in theory, but will it work in practice?
Bunun işe yarayacağından emin misin?Are you sure this is going to work?
Yağışlı günler hariç, ben işe her zaman bisikletimle giderim.Apart from on rainy days, I always ride my bike to work.
O, araba ile işe gider.He goes to work by car.
Yeterince malzeme olmadan işe kalkışma.You can't make bricks without straw.