Bay Morita sermaye olarak borç para kullanarak bir işe başladı.Mr. Morita started a business by using borrowed money as capital.
Hiç bir işe başvuru yaptın mı?Have you ever applied for a job?
Köpekler yangın musluklarına işemeyi severler.Dogs like to piss on fire hydrants.
Onun işe alındığını doğrulayabilir misin?Can you confirm that he was hired?
Tom bir hayvan eğiticisi olarak işe alındı.Tom is employed as an animal trainer.
Bilgisayarınıza bağırmak işe yaramaz.Shouting at your computer will not help.
Lütfen bu kap içerisine işeyin.Please, urinate in this vessel!
Bunun işe yarayacağını düşünüyor musun?Do you think it'll work?
Bunun işe yaramayacağını sana söyledim.I told you it wouldn't work.
Keskin bir göz olmadan keskin bir bıçak işe yaramaz.A sharp knife is nothing without a sharp eye.
Onlar da eşit işe eşit ücret istedi.They also demanded equal pay for equal work.
Onlar arabalarını işe gitmek için kullanabilirlerdi.They could use their cars to drive to work in the city.
Bu sistem 1840'lara kadar işe yaradı.This system worked well until the 1840s.
Her gün işe ya bisikletle giderim ya da otobüsle.Every day I either ride a bike or get the bus to work.
İlaç işe yaramıyorsa belki dozajı yükseltmeliyiz.If the medicine isn't working, maybe we should up the dosage.
İtalyan televizyonu işe yaramaz.Italian television is useless.
İnan bana, o özür işe yaramayacak.Believe me, that excuse ain't gonna fly.
Bu ilaç anında işe yarar.This medication works instantly.
Bugün işe arabayla geldim.Today I came to work by car.
Yarından itibaren birlikte işe gidebiliriz.From tomorrow on we can go to work together.
Her zaman seni işe alan insanlardan daha zeki ol.Always be smarter than people who hire you.
Erkekler işe giderler.The men go to work.
Onlar her gün işe giderler.They go to work every day.
O onun kalmasını rica etti fakat o işe gitmek zorundaydı.She asked him to stay, but he had to go to work.
O, onu bir çevirmen olarak işe aldı.She hired him as an interpreter.
Sanırım işe dönmemin zamanıdır.I think it's time for me to go back to work.
Bir silah işe yarayabilir.A gun might come in handy.
Size sizi niçin işe almadığımızın nedenleri söylenildi mi?Have you been told the reasons why we didn't hire you?
Çabalarımın işe yarayıp yaramayacağını merak ediyorum.I wonder if my efforts will pay off.
O pense işe yaradı.That pair of pliers came in handy.
Bu bir gün işe yarayabilir.This just might come in handy someday.
Neyin işe yaradığını ve neyin işe yaramadığını çözmemiz gerekiyor.We need to figure out what works and what doesn't work.
Biz bu işe giriştiğimizde birçok insan batacağımızı söyledi.When we started out in this business, many people said that we would fail.
Biz bu işe başladığımızda, bizden birinin herhangi bir deneyimi yoktu.When we started this business, neither one of us had had any experience.
Biz neden herkesi kovmuyoruz ve bir grup yeni insanı işe almıyoruz?Why don't we fire everyone and hire a group of new people?
Senin tecrüben ile, herhangi bir şirket sizi hemen işe alacaktır.With your experience, any company would hire you right away.
Bunun ne zaman işe yarayacağını asla bilemezsin.You never know when this might come in handy.
Google Chrome'a geçtim ve işe yaradı.I switched to Google Chrome and it worked.
O hasta olduğu için işe gelmiyor.He doesn't come to work because he's ill.
Tom bu sabah tekrar işe geç kalmıştı.Tom was late for work again this morning.
Tom'un bir işe ihtiyacı var.Tom needs a job.
Tom zor işe alışkındır.Tom is used to hard work.
Tom bu işe uygun değildir.Tom is unfit for that job.
Tom işe başvuramayacak kadar çok genç.Tom is too young to apply for the job.
Tom sık sık işe geç kalır.Tom is often late for work.
Tom işe gitmek zorundadır.Tom has to go to work.
Tom daha önce işe hiç geç kalmadı.Tom had never been late for work before.
Tom planın işe yaramayacağını hissetti.Tom had a feeling that the plan wouldn't work.
Tom bu sabah işe her zamankinden daha geç vardı. Sebebini merak ediyorum.Tom got to work later than usual this morning. I wonder why.
Tom işe motorsikletle gider.Tom goes to work by motorcycle.
Tom sonunda beğendiği bir işe girmeyi başardı.Tom finally succeeded in getting a job that he liked.
Tom'un bugün işe gitmesine gerek yok.Tom doesn't need to go to work today.
Tom iyi hissetmiyordu ama yine de işe gitti.Tom didn't feel well, but he went to work anyway.
Tom bir işe başlamaya karar verdi.Tom decided to start a business.
Tom, işe mi gireceğine yoksa üniversiteye mi gideceğine karar veremiyor.Tom can't make up his mind whether to get a job or to go to college.
Tom bisikletle arabadan daha hızlı işe gidebilir.Tom can get to work faster on bicycle than by car.
Tom yılda bir ya da iki kez çocuklarını yanında işe getirir.Tom brings his children with him to work once or twice a year.
Tom hızlı bir öğle yemeği yedi sonra işe geri döndü.Tom ate a quick lunch then went back to work.
Tom bir İngilizce öğretmeni olarak bir işe başvurdu.Tom applied for a job as an English teacher.
Tom ve kuzenleri birlikte işe gitti.Tom and his cousins went into business together.