Plan bir süreliğine işe yarar gibi göründü.Le projet est finalement mis de côté pour quelque temps.
Ama işe yaramadı.Ça ne fonctionnait pas.
Ama WWE onu röportajcı olarak işe aldı.Duval s'y fait embaucher comme attaché de presse.
Bir diğeri olmadan biri bir işe yaramaz.L'une ne va pas sans l'autre.
Shirou bunların üzerine herkesin güvenliğini sağlamak amacıyla işe koyulur.Varro leur recommande de faire leur possible pour l’équipage.
Ve işe Rus gangsteride karışmıştır.Il est en relation avec la mafia russe.
Babasının ölümünden sonra da bu işe devam eder.Après la mort de celui-ci elle continue cette tâche.
Bu terfi için Madonna'yı işe aldı.Il était attaché à Mausu Promotion.
O bazen işe arabayla gider.Él a veces va al trabajo en coche.
John, bütün gün yatakta kaldı, işe gitmedi.Johan estuvo todo el día en la cama y no fue a trabajar.
Bir işe ihtiyacım var.Necesito un trabajo.
Ne zaman işe gidersin?¿Cuándo te vas a trabajar?
Her gün işe arabayla giderim.Voy en coche todos los días al trabajo.
Ben hasta olduğum için işe gidemedim.No pude ir a trabajar porque estaba enfermo.
Tom'un bir işe ihtiyacı var.Tom necesita un trabajo.
Ben işe gitmeliyim.Tengo que ir a trabajar.
Tom Patronuna Mary'nin o gün işe gelmeyeceğini söyledi.Tom le dijo a su jefe que Mary no vendría a trabajar ese día.
Tom pazar günü işe gitmez.Tom no va al trabajo el domingo.
Tom işe geri dönmek zorunda.Tom tiene que volver al trabajo.
Lütfen işe giderken bu paketi Jones'ların evine bırak.Por favor, deja este paquete en la casa de los Jones cuando vayas al trabajo.
Ben işe giderken, bu paketi Jones'ın evine bırakacağım.Cuando vaya al trabajo, dejaré este paquete en casa de Jones.
Tom, işe mi gireceğine yoksa üniversiteye mi gideceğine karar veremiyor.Tom no logra decidirse entre conseguir un trabajo o ir a la universidad.
O işe otobüsle gider mi?¿Él va al trabajo en autobús?
Bu işe bir saat önce başladım.Empecé este trabajo hace una hora.
Her gün işe ya bisikletle giderim ya da otobüsle.Todos los días voy en bicicleta o en bus al trabajo.
İşe her gün arabayla gidiyorum fakat işe yakın bir ev kiralamayı düşünüyorum.Todos los días voy a trabajar en auto, pero estoy pensado en alquilar un departamento cerca del trabajo.
Tom'un bugün işe gitmesine gerek yok.Hoy a Tom no le hace falta ir a trabajar.
Hiç pazar günü işe gittin mi?¿Has ido a trabajar un domingo alguna vez?
İki kez denedim fakat hiçbiri işe yaramadı.Traté dos veces, pero ninguna funcionó.
Taktik işe yaradı.La táctica funcionó.
Ama onun bir işe ihtiyacı vardı.Pero él necesitaba un empleo.
Her gün sabah saat dokuzda işe başlarım.Empiezo a trabajar todos los días a las nueve.
Bugün işe gitmek istemiyorum.No quiero ir a trabajar hoy.
Ben otobüsle işe giderim.Voy al trabajo en autobús.
Dünyadaki en iyi işe sahibim.Tengo el mejor trabajo del mundo.
Dünyadaki en kötü işe sahibim.Tengo el peor trabajo del mundo.
Tom Fransızca konuşan birini işe almayı planlıyor.Tom planea contratar a alguien que habla francés.
Tom işe gitmek zorundaydı.Tom tenía que ir a trabajar.
Denetimler ne işe yarıyor?¿Para qué sirven las auditorías?
Bugün yeni bir işe başlıyorum.Hoy empiezo un nuevo trabajo.
Tom, dün işe gelmedi.Ayer Tom no fue a trabajar.
"Kocanız işe yürüyerek mi gider?" - "Evet, o yürümeyi sever."«¿Su marido va andando a trabajar?» «Sí, a él le gusta caminar.»
Kocam bir işe girmeme izin vermeyecek.Mi esposo no me dejará conseguir un trabajo.
Bu sabah işe bisikletle geldim.Esta mañana he ido al trabajo en bicicleta.
Daha iyi bir işe ihtiyacım var.Necesito un trabajo mejor.
Matematik ne işe yarar?¿De qué sirven las matemáticas?
Öteki hafta işe gitmek zorunda olmayacağım.La semana que viene no tendré que ir a trabajar.
Depresyon zenginler içindir. Fakirler sabah kalkıp işe gider.La depresión es para los ricos. Los pobres se levantan por la mañana y van a trabajar.
Paraya ihtiyacım var, işe değil.Necesito dinero, no trabajo.
Bu genelde işe yarıyor.Suele funcionar.
Geçen yıl yeni bir işe başladım.Empecé un nuevo trabajo el año pasado.
Emiliano, özellikle işe giderken trafiğe takılmaktan nefret ediyor.Emiliano odia estar atrapado en el tráfico, especialmente cuando va al trabajo.
Hayalet yazarlar çeşitli nedenlerle işe alınırlar.Los ghostwriters son contratados por numerosas razones.
Süreç etkili değildi ama işe yaradı.El proceso era ineficiente, pero funcionaba.
Aynı yıl Models 1 ile anlaştı ve Slimane'nin kişisel işi için Hedi Slimane tarafından işe alındı.Ese año fue contratado por Models 1 y fue recrutado por Hedi Slimane para su trabajo personal.
Fakat güçlü bir merkezi otoritenin işe yarayabileceği zaman artık neredeyse geçmişti.Pero ya casi había pasado la hora en la que una autoridad central fuerte podía haber ayudado.
Yağ yüzgeci: Bu yüzgecin ne işe yaradığı bilinmez.Cortana: No tienes idea cómo funciona este anillo, ¿o sí?
Bu sorunun işe yarama nedeni 8 olası duruma bakıldığında görülebilir.La razón por la cual funciona es posible analizarla si se observan los ocho casos posibles.
Buradan Golden Musicals of Broadway korosunda işe alındı ve 5 ay boyunca Avrupa'da turneye gittiler.A partir de ahí, fue contratada para un coro en un musical de Broadway y recorrió Europa durante cinco meses.
Günde beş saat uyuduğu ve işe asla geç gelmediği biliniyor.Ban afirma que no duerme más de cinco horas cada noche y que nunca ha llegado tarde al trabajo.