Ana içeriğe geç
Sözlük

işe ile cümle

işe kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Taktik işe yaradı.La tactique a fonctionné.
Elektrikli çitin üzerine işemeyiniz.Ne pas uriner sur la clôture électrique.
Tom'u asla işe almazdım.Je n'embaucherais jamais Tom.
Yeni bir sekreter işe aldı.Il a engagé un nouveau secrétaire.
Juliette yeni bir işe başladı.Juliette a commencé un nouveau boulot.
Geçen yıl yeni bir işe başladım.J'ai commencé un nouveau travail l'année dernière.
Nisan 1931'de Martin, kardeşi Albert Bormann'ı Münih'teki Nazi Partisi Yardım Fonunda işe aldı.En avril 1931, son frère Martin obtient à Albert Bormann un travail au Fonds d'aide du Parti Nazi à Munich.
Fal aynı zamanda hangi tanrılara hangi kurbanların verileceğini bilmede de işe yarardı.La divination permettait aussi de déterminer quels sacrifices devaient être faits à quels dieux.
Bloembergen burada ilk NMR makinesini geliştirmek için işe alındı​​.Bloembergen fut engagé pour développer la première machine RMN.
Görevi bıraktından sonra Pan American World Airways'te ticari pilot olarak işe başlamıştır.Après avoir quitté le service, il fut pilote commercial pour la Pan American World Airways.
18 yaşındayken, Sonic Drive-In tarafından işe alındı.À 18 ans elle travaille au Sonic Drive-In.
Bu grup ise işe Chicago ve Cincinnati’ye giden trenlere binerek başlar.Sans incident, ils commencèrent leur mission en prenant le train pour Chicago et Cincinnati.
CoreMedia AG önce bir İçerik Yönetim Sistemi satarak işe başladı.La société CoreMedia AG a commencé tout d'abord par commercialiser un système de gestion de contenu.
Camille, Orleans Demiryolları Şirketi'nde işe başlar.Camille, de son côté, trouve un travail dans l'administration des chemins de fer d'Orléans.
Ama havuzda canlandırma işe yaramaz ve Sayid'in öldüğü söylenir.Il est plongé dans un bassin mais cette tentative échoue et Sayid meurt.
"Yarın işe gelmeyeceğim."Oubliez d'aller au boulot demain ».
14 yaşında bir bisikletçinin yanında çırak olarak işe başladı.Il monte pour la première fois sur un vélo à l'âge de 14 ans.
Böyle insanlarla bağlantılı olarak pasif olmak da meseleyi görmezden gelmek de işe yaramaz.Il est inutile avec ces gens d’être passif, et il est inutile d’éviter le sujet.
Dün işe gitmiş.Il est allé au marché.
Gelecek yıl işe başlayacak.Les travaux débutent l'année suivante.
Tokyo Tech Kimya Kaynakları Laboratuvarı asistanı olarak işe başladı.Il a ensuite obtenu un poste d'assistant au Laboratoire des ressources chimiques de Tokyo Tech.
1871 - Paris Komünü, eşit işe eşit ücret verilmesini kabul etti.En 1891, Coleman se déclare en faveur de l'égalité salariale pour les femmes - à travail égal, salaire égal.
Rollins, Jordan'ın tek başına yaptığı bu işe memnun olmadı.Seth Rollins désapprouve cette action, n'aimant pas que Jordan agit seul.
Hiçbir şey işe yaramamıştı.Rien ne fonctionnait.
Oğlu Korkut (İlhamcan Çelikoğlu) ise babasına göre işe yaramaz bir çocuktur.Le surmoi est le père intériorisé mais sa colère est celle de l'enfant (contre le père).
1886 yılında, Reckitt & Sons Avustralyada işe başladı.En 1888, Reckitt & Sons fait son entrée à la bourse de valeurs de Londres.
John Napier logaritmayı işe kattı.John Napier invente les logarithmes.
Gerçekten bu işe gücüm ve güvenim var.’Ma confiance et mon assurance en furent ébranlées ».
Ek gelir sağlamak fabrikada işe girdi.J'ai demandé si elle travaillait à l'usine.
(18 yaşında) Manhattan Projesi üzerinde çalışmak için işe alındı.Elle a été recrutée pour travailler sur le projet Manhattan.
Nadiren de olsa bu taktik işe yaramaktadır.Cette tactique s’est souvent révélée efficace.
1998 yılında kendi işini kurarak Fortel Invest'te işe başladı.Ce n'est qu'en 1998 qu'il ouvre son propre studio à Teshie.
1978'de okuldan ayrılıp, Banco do Brasil'de işe girdi.Après ses études, il travaille à la Banco do Brasil en 1978.
Bu işe ne kadar konsantre olacağımızı biliyoruz.On se rend compte à quel point nous sommes programmés.
Deney orada tam zamanlı bir işe neden oldu.Son œuvre se caractérise par une expérimentation constante.
Ustada cevap olarak yapmış olduğu işe nazar değdiğini hükümdara söylemiş.Le gouverneur semblait satisfait de l'honneur qui lui fut fait.
House, Cameron'ı işe geri almak istediğinde ise Cameron şart olarak yemekli bir randevu talep eder.De son côté, House veut savoir comment ramener Cameron dans son équipe.
Öte yandan Mahone işe geri döner ve son gelişmeleri öğrenir.Heather arrive à son tour et apprend la triste nouvelle.
Ancak buda işe yaramadı.Bo ne travaille pas.
Süreç etkili değildi ama işe yaradı.Il ne faisait pas de bruit mais il était déjà pro.
Ayşe (Maryam Zaree) ise, işe yeni başlamış mesai arkadaşıdır.Puis une nouvelle va ravir la famille : Fred est enceinte.
Özgeçmiş, işe uygunluğu, özellikleri ve başarıyı özetle anlatan bir araçtır.Très bon comptable, travaille avec goût, ordre et méthode.
Şöyle diyelim, Londra Bankası’nda ekonomist olarak işe başladı.Il débuta dans les affaires à Londres chez un banquier.
Ve de işe yaradı!"Et ça a marché".
Bize demokrasinin işe yaramaz olduğunu söylerdi.Il en vint à la conclusion qu'elle était inadaptée pour l'agriculture.
1958’de magazin kendi modellerini işe almaya başladı.En 1958, il commence à travailler pour le magazine Cracked.
Gövdenin on dört parçasını da tamamladığında hemen işe koyuldu.Aussi après qu’il a donné ces quatorze volumes, on lui fit défense de l’achever.
1899'da babasının şirketinde işe başladı.Il entre en 1821 au cabinet de son père.
Hayatında ilk kez işe geç gelmiştir.Pour la première fois de sa carrière, il est en difficulté.
Bu nedenle New York'taki bir dergide işe başladı.L’année suivante, elle travaille pour un magazine de New York.
Yusuf tahrirat katibi olarak kaymakamlıkta işe girer.Le jujube est employé en décoction comme adoucissant.
Bu aldatmacalar çok işe yaramıştı.Cette mascarade eut un très grand succès.
Bir süreliğine işi bırakan Tina, parasızlık nedeniyle yeniden işe dönmek zorunda kalır.Après quelques années à Tallinn, il doit à nouveau déménager par manque de travail.
Daha sonra Hogwarts'da Bitkibilim öğretmeni olarak işe başlamıştır ve Hannah Abbott ile evlenmiştir.Il devient professeur de botanique à Poudlard et se marie avec Hannah Abbot.
Valois, karşılık beklemeden kendini bu işe adamıştı.Okacha est resté libre en attendant l'appel.
Daha sonra elinde işe yaramayacağını düşündüğü taşı sağındaki oyuncuya atar.Il pose à côté du joueur à sa droite une tuile dont il ne va pas utiliser.
Frank bir markette işe girer.George se lance dans le commerce.
Ertesi gün işe geldiğimde kapıdan çevrildim.Le lendemain, je suis repassé au même endroit.
Bunun yerine, kendilerine ölçünlü ödeme yapılıyor ve devletçe belirlenmiş bir süreliğine işe alınıyorlardı.Ils sont serviles à son égard, et créés pour une fin purement pratique.
Çeşitli edebiyat kuramları metnin ne demek olduğu ve ne işe yaradığı konusunda bize ne söylüyor?Il y a de nombreuses théories différentes qui tentent d'expliquer ce qu'est l'amour, et à quoi il sert.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod