Bu bize bunun tüm pozitif tamsayılar için işe yarayacağını gösteriyor.That proves to us that it works for all positive integers.
Yani 1 için işe yaradığını varsayarsanız 2 için de yarayacaktır.So if you assume it worked for 1 then it can work for 2.
2 için işe yaradığını varsaydığımızdan ötürü şimdi 3 için de yaradığını varsayabiliriz.So we get 2 checked.
'Peki niye işe yarıyor ?'"So why does it work?"
Gördüğünüz gibi, işe yarıyor.So you see, this is working.
Zagor sen bu işe karışma...Zagor, don't get involved in this.
Bunları işe alanlar ise yeterince bilmediklerini düşünüyorlar.Those trying to employ them think they don't know enough.
Yani pratik olmak elle hesap yapmayı işe yarar kılan durumlardan biridir.So I think practicality is one case where it's worth teaching people by hand.
Tek gördüğünüz ergen bir çocuğun Woz adındaki kankasıyla garajda işe koyulduğu.All that you see is a kid in his teens who started out in a garage with only a buddy named Woz.
O zaman en azından ne işe yaradığımı biliyorum.At least then I'll know what I'm good for.
Çöp torbalarını aldıktan sonra yapacağı hain işe koyuldu.Having retrieved the bin bags, he starts to perform his dirty deed...
Bu yüzden, hastalığı bitirmek için herkesi aşılamak da işe yaramaz.So, how we eradicated smallpox was -- max vaccination wouldn't work.
Şimdi siz "Bu kadar basit bir şey zeki insanlarda nasıl işe yarıyor?" diye düşünüyorsunuz."Now," you think, "why would something so lame work on people so smart?"
Fakat aslında "petrolün ötesinde" sloganı bu yüzden işe yarıyor.But in fact, that's why the slogan "beyond petroleum" worked.
Ve gerçekten -- yani geknolojik olarak işe yarıyor.And it actually -- so technologically, it works.
Ve güç yetirebileceğimiz miktarda bir ücretle bu işe nasıl başladık?How do we go and do this, and how do we get it down so that it's a cost point that we could afford?
"Şartlar?" olayların olma kısmında biraz işe yaramaz kalıyorlar.Circumstances?
Şimdi, bunun ne işe yaradığını merak ettiğinizi biliyorum.So I know the obvious question is, what is this good for?
Caltech'te ki ilk yılımda işe devam ettim.And at my first year at Caltech, I continued the business.
Böylece, bu yöntemin neden işe yaradığını da anlarsınız. -So go back to the pieces of the pie.
Bu yöntem, her kesirle işe yarar.And this will work with any fraction.
Bu yöntemin işe yaraması için kilit nokta, insanlar arası bir etkileşimin var olması gerekir.The key thing is that for it to work, there has to be interpersonal influence.
Bu kişiyi işe alırsak, orada bizim için müthiş bir iletişimci olabileceğini fark ettik.So we figured we'd hire this person -- when we got there he could be a great communicator.
Erişte yapmakta çok özeldir <i>Ha Ni, kadın olarak aile reis seni olsan işe yararThere is something special in making noodles. Ha Ni, it will work if you're the female householder.
Bu işe gerçekten var mısın?Are you really up to this?
Ve bu aynı zamanda benim yaptığım işe eşit değil mi? -And this has to be the work that I've put into it, too, right?
İlk olarak bu, çizdiğin herhangi bir eğride ya da düzlemde her zaman işe yarar.So go ahead and link stuff up or make a weaving out of 2 colors of yarn.
Ya da işe yönlerden bakacak olursanız güneydoğu açısı da diyebilirsiniz. .Or maybe you could kind of view it as the southeast angle if we're thinking in directions that way.
Ve bu işe yarıyor. Şu başlıklara bakın.And it works -- look at these headlines.
Bilgisayarlar bu işe yarıyor.That's what computers do.
Artık her gün yataktan kalkacağım ve onlarla savaşmak için işe gideceğim.Every day now I will roll out of bed and go to work fighting them.
Let't işe almak.Let't get to work. Work?
İş? Biz işe yaramaz.We don't work.
Kendinize şunu sorabilirsiniz, dengesiz bir robot ne işe yarar?You might ask yourself, what's the usefulness of a robot that's unstable?
O yarım aldı ve ben yarım aldı ve biz işe koyulduk.He took half and I took half, and we settled down to work.
Bu işe yaradı.This worked.
Garip bir şekilde bu da işe yaramıyor.Somehow this isn't working.
Benim yüzümden kendini işe yaramaz hissetmesini istemem.I don't want him to feel awkward because of me.
Chris Anderson: Öyleyse senin paylaşılmaya değer fikrin Hacker'ları işe almak.So your idea worth spreading is hire hackers.
Ama en inceler aslında temmuz ve haziran.İşte burda sayılar işe yarıyor.But the smallest are actually July and June And this is where the numbers become useful.
İşte burda rakkamlar işe yaramaya başlıyorThis is where these numbers are valuable.
Gerçekten prototiple işe başladılar.Square team did wonderfully, they actually started with the archetype.
Yüzlerce kişi bu işe katkı koymuştu.There were hundreds of people involved in that.
Chrissy ve ben ve katılımcılarımız, işe, matematiksel olarak mükemmel basit modellerle başladık.We started out, Chrissy and I and our contributors, doing the simple mathematically perfect models.
"Bay Wright" "Söz veriyorum bu işe yarayacak"I promise, this is going to do it for you."
İlk günden bir satıştan sorumlu yönetici işe almayacağız.We're not going to hire a VP of sales on day 1.
Eğer bundan önceki yolların herhangi biri işe yaradıysa, sorun yok.If any of the ways before this worked, that's fine.
"Kaçınız işe daha önce geldiğinizden daha geç geliyorsunuz?""How many of you now show up to work later than you used to?"
Yani kendimi işe yaramaz hissediyorum.I mean, I feel useless.
Hava taşıtları işe çok daha geniş bir yelpazede yer alacak.Aircraft will display a wide range of configurations.
Ve ortada gerçekten işe yarayacak bir çözüm yoktu.And there really were no good solutions.
Umarım bu modül işe yaramaıştır. -(there you go) So hopefully that, that gives you enough t-t-to work your way through this module.
Saunada pratik yapmak işe yarar.Practicing at the sauna will help.
Bir köpek, ağacın altına işer. basitçe kendi işaretini koyar.The dog, pissing on the tree. is simply making his signature.
Bütün bu uluslar insanların işeyip, sınırlar oluşturmasından başka bir şey değildir:All these nations are nothing but people pissing and making a boundary:
Hayatının bir işe yaramasını istiyordu ve bana basit bir soru sordu.And she wanted to make something of her life, and she asked me a simple little question.
Bu asla işe yaramaz!It never works!
-Rüya gibi! Acele edersen, işe gitmeden yatağa atlayıp... ... senin ihtiyara sarılabilirsin.If you hurry, you can hop into bed with the old girl for a cuddle
Ama bu işe yarayacaktır.But it's going to work.
Matrisimizin işe yaradığını gösterelim.To verify that our matrix works.