BMW çok erkeksi bir iş yeri -- erkekler, erkekler, erkekler, mühendisler işte.BMW je veľmi mužný typ biznisu -- muži, muži, muži, sú to inžinieri.
BMW çok erkeksi bir iş yeri -- erkekler, erkekler, erkekler, mühendisler işte.BMW는 매우 남성적인 사업체입니다 -- 엔지니어들이 바로 그 남자, 남자, 남자 이죠
BMW çok erkeksi bir iş yeri -- erkekler, erkekler, erkekler, mühendisler işte.BMW е много мъжки тип фирма- мъже, мъже, мъже, инженери.
BMW çok erkeksi bir iş yeri -- erkekler, erkekler, erkekler, mühendisler işte.BMW הוא עסק מאוד גברי, -- גברים, גברים, גברים, זה מהנדסים.
BMW çok erkeksi bir iş yeri -- erkekler, erkekler, erkekler, mühendisler işte.БМВ — это очень мужской бизнес — мужчины, мужчины, мужчины — это инженеры.
BMW çok erkeksi bir iş yeri -- erkekler, erkekler, erkekler, mühendisler işte.بي أم دبليو هو نوع رجولي جدا من العمل, -- رجال, رجال, رجال, إنها مهندسون.
BMW çok erkeksi bir iş yeri -- erkekler, erkekler, erkekler, mühendisler işte.それに対し我々はどちらかというと女性的なんです
Bu alışkanlığınız, bu zihinsel alışkanlığınız iş yerinde her şeyi değiştirir.Având acest obicei, acest obicei mental, schimbă întreaga ecuație.
Bu alışkanlığınız, bu zihinsel alışkanlığınız iş yerinde her şeyi değiştirir.Avendo quest'abitudine, quest'abitudine mentale, cambia tutto sul lavoro.
Bu alışkanlığınız, bu zihinsel alışkanlığınız iş yerinde her şeyi değiştirir.Avoir cette habitude, cette habitude mentale, ça change tout au travail.
Bu alışkanlığınız, bu zihinsel alışkanlığınız iş yerinde her şeyi değiştirir.Có được thói quen này, thói quen tinh thần này, sẽ thay đổi mọi thứ tại nơi làm việc.
Bu alışkanlığınız, bu zihinsel alışkanlığınız iş yerinde her şeyi değiştirir.Deze mentale gewoonte verandert alles op het werk.
Bu alışkanlığınız, bu zihinsel alışkanlığınız iş yerinde her şeyi değiştirir.Diese Gewohnheit zu haben, diese geistige Gewohnheit, ändert alles am Arbeitsplatz.
Bu alışkanlığınız, bu zihinsel alışkanlığınız iş yerinde her şeyi değiştirir.Ha valakinek ez a szokása, ez a mentális hozzáálláása, az mindent megváltoztat egy munkahelyen.
Bu alışkanlığınız, bu zihinsel alışkanlığınız iş yerinde her şeyi değiştirir.이런 마음의 습관을 가지는 것은 직장에서의 모든 것을 변화시킵니다.
Bu alışkanlığınız, bu zihinsel alışkanlığınız iş yerinde her şeyi değiştirir.Memiliki kebiasaan ini, kebiasaan mental ini, mengubah segala hal dalam kerja
Bu alışkanlığınız, bu zihinsel alışkanlığınız iş yerinde her şeyi değiştirir.Mít tento návyk, tento duševní návyk, uvede všechno v činnost.
Bu alışkanlığınız, bu zihinsel alışkanlığınız iş yerinde her şeyi değiştirir.Taki nawyk, ten poznawczy nawyk zmienia wszystko w pracy.
Bu alışkanlığınız, bu zihinsel alışkanlığınız iş yerinde her şeyi değiştirir.Tener este hábito, este hábito mental, cambia todo en el trabajo.
Bu alışkanlığınız, bu zihinsel alışkanlığınız iş yerinde her şeyi değiştirir.Ter este hábito, este hábito mental, muda tudo no trabalho.
Bu alışkanlığınız, bu zihinsel alışkanlığınız iş yerinde her şeyi değiştirir.Έχοντας αυτή τη συνήθεια, αυτή τη διανοητική συνήθεια, αλλάζει τα πάντα στη δουλειά.
Bu alışkanlığınız, bu zihinsel alışkanlığınız iş yerinde her şeyi değiştirir.Наличие этой привычки вашего разума, меняет все на работе.
Bu alışkanlığınız, bu zihinsel alışkanlığınız iş yerinde her şeyi değiştirir.Притежаването на този навик, този мисловен навик, променя всичко в работата.
Bu alışkanlığınız, bu zihinsel alışkanlığınız iş yerinde her şeyi değiştirir.Ця звичка, ця мислена звичка змінює в роботі все.
Bu alışkanlığınız, bu zihinsel alışkanlığınız iş yerinde her şeyi değiştirir.קיום ההרגל הזה, ההרגל המנטלי הזה, משנה את הכל בעבודה.
Bu alışkanlığınız, bu zihinsel alışkanlığınız iş yerinde her şeyi değiştirir.الحصول على هذه العادة، هذه العادة الذهنية، تغير كل شئ في العمل.
Bu alışkanlığınız, bu zihinsel alışkanlığınız iş yerinde her şeyi değiştirir.仕事がすべて変わります この善意は
Bu durumda iş yerimi görmek ister misin?Allora ti va di vedere la mia officina?
Bu durumda iş yerimi görmek ister misin?Chcesz zobaczyć mój warsztat?
Bu durumda iş yerimi görmek ister misin?En ese caso, ¿te gustaría ver mi taller?
Bu durumda iş yerimi görmek ister misin? Evet, evet!-Då kanske du vill se min verkstad?
Bu durumda iş yerimi görmek ister misin? Evet, evet!- Så vil du måske se mit værksted?
Bu durumda iş yerimi görmek ister misin?Nesse caso, queres ver a minha oficina?
Bu durumda iş yerimi görmek ister misin?Θες να δεις το εργαστήριό μου;
Bu durumda iş yerimi görmek ister misin?Может, хочешь посмотреть, где я работаю?
Bu, hayatları boyunca yaşadıkları ve çalıştıkları terk edilmiş iş yerinde onları görünmez yaptım.Je les ai fait invisibles dans la boutique déserte où ils avaient vécu et travaillé toute leur vie.
Bu, hayatları boyunca yaşadıkları ve çalıştıkları terk edilmiş iş yerinde onları görünmez yaptım.평생 일했던 삶의 터전이었으나 제가 텅 빈 공장에서 투명하게 묘사했습니다. 벽에는 문화 혁명 슬로건이 걸려있습니다.
Bu, hayatları boyunca yaşadıkları ve çalıştıkları terk edilmiş iş yerinde onları görünmez yaptım.Li ho resi invisibili nel negozio deserto dove avevano vissuto e lavorato per tutta la vita.
Bu, hayatları boyunca yaşadıkları ve çalıştıkları terk edilmiş iş yerinde onları görünmez yaptım.עשיתי אותם בלתי נראים בחנות הנטושה שם הם חיו ועבדו כל חייהם. על הקיר מאחוריהם נמצאת הסיסמא למהפכה התרבותית:
Bu, hayatları boyunca yaşadıkları ve çalıştıkları terk edilmiş iş yerinde onları görünmez yaptım.背後の壁には文化大革命の スローガンがあります 「我々の大義を導く力 中国共産党」
Bu iş yerindeki ilk günümde tekerimin üzerinde benim için bir sürpriz duruyordu.Az első napon ebben a műhelyben egy meglepetés várt a korongomon.
Bu iş yerindeki ilk günümde tekerimin üzerinde benim için bir sürpriz duruyordu.De eerste dag dat ik kwam werken stond er op mijn schijf een verrassing voor me.
Bu iş yerindeki ilk günümde tekerimin üzerinde benim için bir sürpriz duruyordu.El primer día que vine a trabajar en esta tienda había una sorpresa en el torno para mi.
Bu iş yerindeki ilk günümde tekerimin üzerinde benim için bir sürpriz duruyordu.Il primo giorno di lavoro in questa bottega sul mio tornio c'era una sorpresa per me.
Bu iş yerindeki ilk günümde tekerimin üzerinde benim için bir sürpriz duruyordu.În prima zi în care m-am dus la muncă în acel atelier mă aștepta o surpriză pe roata mea.
Bu iş yerindeki ilk günümde tekerimin üzerinde benim için bir sürpriz duruyordu.하여튼, 제가 그곳에 일하기 시작한 첫날, 제 일하는 물레 앞에 가서 앉고 보니까 물레 회전판 위에 놀라운 선물들이 있었어요.
Bu iş yerindeki ilk günümde tekerimin üzerinde benim için bir sürpriz duruyordu.Le premier jour où je suis venu travailler dans cet atelier il y avait une surprise sur mon tour.
Bu iş yerindeki ilk günümde tekerimin üzerinde benim için bir sürpriz duruyordu.Ngày đầu tiên tôi đến làm việc ở đây trên bàn xoay của tôi chứa đựng một sự ngạc nhiên cho tôi.
Bu iş yerindeki ilk günümde tekerimin üzerinde benim için bir sürpriz duruyordu.Pierwszego dnia, kiedy przyszłam do tego zakładu na kole czekała na mnie niespodzianka.
Bu iş yerindeki ilk günümde tekerimin üzerinde benim için bir sürpriz duruyordu.Την πρώτη μέρα που πήγα να δουλέψω σε αυτό το εργαστήρι υπήρχε μια έκπληξη πάνω στον τροχό μου.
Bu iş yerindeki ilk günümde tekerimin üzerinde benim için bir sürpriz duruyordu.В мій перший робочий день у майстерні мене чекав сюрприз на моєму колі.
Bu iş yerindeki ilk günümde tekerimin üzerinde benim için bir sürpriz duruyordu.В первый день, когда я пришла работать в эту мастерскую, на моем гончарном круге для меня был сюрприз.
Bu iş yerindeki ilk günümde tekerimin üzerinde benim için bir sürpriz duruyordu.Първия ден, когато отидох на работа в магазина, на колелото ми имаше изненада.
Bu iş yerindeki ilk günümde tekerimin üzerinde benim için bir sürpriz duruyordu.ביום הראשון בו עבדתי בחנות הזאת היה על האובניים שלי הפתעה עבורי.
Bu iş yerindeki ilk günümde tekerimin üzerinde benim için bir sürpriz duruyordu.أول يوم قدمت فيه إلى العمل في المحل كانت هناك مفاجأة بانتظاري على عجلتي
Bu iş yerindeki ilk günümde tekerimin üzerinde benim için bir sürpriz duruyordu.私の ろくろ にサプライズの贈り物が 置いてありました 私が使うことになる ろくろに 同僚たちは いみじくも-
Bu iş yerinde kullandığımız şey, gerçek zamanlı çalışıyor.Asta-i ceea rulăm la firmă, de fapt rulează în timp real.
Bu iş yerinde kullandığımız şey, gerçek zamanlı çalışıyor.Chúng tôi sử dụng nó trong văn phòng, nó hoạt động theo thời gian thực.
Bu iş yerinde kullandığımız şey, gerçek zamanlı çalışıyor.Dit heeft me wel duidelijkheid verschaft. Dit gebruiken we op kantoor, waar het in real time gebeurt.
Bu iş yerinde kullandığımız şey, gerçek zamanlı çalışıyor.Inilah yang kami jalankan di kantor, yang sesungguhnya bekerja secara real time