İki arkadaş aynı iş yerinde çalışmaktadır.In present day, both of them work at the same clinic.
Femaş Emaye adlı bir iş yeri vardır.Ada is a feminine given name.
Bu iş yerinden dolayı lakabı Keseryan idi.He appears to have been financially ruined by this.
Saçları uzayınca iş yerinde terfi eder ve Karl adında bir yardımcı tutar.Homer grows hair, and is given a promotion at work which allows him to hire a secretary named Karl.
Üçü Paul'ün iş yerinde buluşurlar.The two suddenly find themselves in Mr. Big's office.
Ve şimdi zorlu iş yerine getirmekte.And now the challenge is in execution.
Bir yanda, iş yerinde çocuk yuvalarının olması harika ve parlak bir fikir.On the one hand, putting childcare facilities in the workplace is wonderful and enlightened.
BMW çok erkeksi bir iş yeri -- erkekler, erkekler, erkekler, mühendisler işte.BMW is a very manly type business, -- men, men, men; it's engineers.
Üçüncü olarak, USC Hukuk Fakültesi'nde, son derece destekleyici bir iş yerinde çalışıyorum.Third, I work at an enormously supportive workplace at USC Law School.
Bu iş yerinde kullandığımız şey, gerçek zamanlı çalışıyor.But this is what helped me see it. This is what we run at the office, that actually runs real time.
50 yaşında bir iş adamı artık iş yerinde iş arkadaşları yokmuş gibi hissettiğinden yakındı.A 50-year-old business man lamented to me that he feels he doesn't have colleagues anymore at work.
Bu alışkanlığınız, bu zihinsel alışkanlığınız iş yerinde her şeyi değiştirir.Having this habit, this mental habit, changes everything at work.
Diyelim ki bir iş yeri var. .Because if you were to take-- if you're good at Excel, and you were to say, oh, I have a business.
Bütün iş yerinde insanlar rahatsız ediliyorsa nasıl iyi bir iş çıkarmalarını bekleyelim?Why do we expect people to work well if they're being interrupted all day at the office?
O zaman iş yerinde olup da başka yerde olmayan bu rahatsız edici etkenler neler?So what are the interruptions that happen at the office but not at other places?
Ve bu yüzden iş yerinde iş yapılmıyor, Y&T'ler yüzünden.And this is why things don't get done at work, it's because of the M&Ms.
Evde ve iş yerinde Windows Radyosu'ndan yararlandığından emin ol.Be sure to enjoy Windows for Radio at home and at work.
Bu iş yerindeki ilk günümde tekerimin üzerinde benim için bir sürpriz duruyordu.The first day I came to work in this shop there was on my wheel a surprise for me.
Bir iş yerindeki çalışana saat başına 9.50 lira ödeniyor.An employee at a store is currently paid $9.50 per hour.
Yalanladılar, nefislerinin arzularına uydular. Halbuki her iş yerini bulacaktır.And deny, and follow their own vain desires; but every matter is determined at its time.
Halbuki her iş yerini bulacaktır.Yet everything is destined to reach an end.
Çalışmaya devam edenler içinse, iş yerinde güvenlik garantisi yok.As for those who continue to work, [there is no] guarantee for their safety at work.
Sırbistan, iş yerinde taciz meselesine el koyuyorSerbia takes aim at workplace abuse
Nataşa, iş yerinde faks göndermekten proje geliştirmeye kadar pek çok görev üstlenmiş.Natasa has taken on many assignments at work, from sending faxes to helping develop projects.
2012 yılında 30'dan fazla yeni işletme ve 2.5 binden fazla iş yeri oluşturuldu.In that year more than 30 new enterprises and 2.5 thousand working places were created.
Tesettürlü kadınlara iş yeri ayrımcılığıWorkplace discrimination against hijab-wearing women
Ayrıca iş yerindeki stres sadece çalışanlarla sınırlı değildir.Also, stress at workplace is not limited to employees.
Mauritiuslular evde Mauritius Kreolü ve iş yerinde Fransızca konuşma eğilimindedir.Mauritians tend to speak Mauritian Creole at home and French in the workplace.
1863'te Mainländer Almanya'ya döner ve babasının iş yerinde çalışmaya başlar.1863 kehrt Mainländer nach Deutschland zurück und arbeitet im Geschäft seines Vaters.
Microsoft Teams iş yeri sohbeti, toplantılar, notlar ve eklentileri birleştiren bir platformdur.Microsoft Teams ist eine Plattform, die Chat, Besprechungen, Notizen und Anhänge kombiniert.
Halbuki her iş yerini bulacaktır." şeklindedir.Er ist derjenige, der hinter jedem Unfug steckt“.
Eskiden sinagog olan bina bugün depo, iş yeri ve bilardo salonu olarak kullanılmaktadır.Die Synagoge wird heute als Lagerplatz, Workshop-Haus und Billardhalle genutzt.
Sendikal yapı, iş yeri temsilcilikleri temelinde şekillenmektedir.Arbeiterrecht: Gewerkschaften müssen von der Basis gewählt werden.
Toplam 350.000 m² alana sahip olan sitede 350 adet iş yeri bulunmaktadır.Auf dem insgesamt 45.000 Quadratmeter großen Areal sollen ca. 350 neue Wohnungen entstehen.
285.211 ev, 42.902 iş yeri hasar gördü.Balles perdues: 2 952 dans sa carrière.
Elektrik tesisatçıları adlarına bir iş yeri açar ve elektrikli cihazlar da satabilirler.Aéropostale dispose de concurrents qui vendent des produits similaires.
O, iş yerinde, değil mi?Ella está en el trabajo, ¿no?
O, iş yerinde dalga geçtiği için kovuldu.Él fue despedido por andar bromeando en el trabajo.
Ertesi gün akşamdan kalma olarak işe giden Peter, iş yerinde uyuyakalır ve bunun sonucunda işinden olur.Peter más tarde se va a dormir luego de un día agotador.
Zelda, Elisa'nın iş yerindeki en yakın arkadaşıdır.Boogie: Es el mejor amigo de Anju al que ella lleva a todos lados.
İki arkadaş aynı iş yerinde çalışmaktadır.Incluso dos candidatos tuvieron que presentar su trabajo en el mismo servicio.
1863'te Mainländer Almanya'ya döner ve babasının iş yerinde çalışmaya başlar.Nel 1863 Mainländer torna in Germania per lavorare nelle aziende di suo padre.
Usta iş yerini saat yedide açar.Механик открывает свою мастерскую в семь часов.
Daha çok iş yeri açmaya ihtiyacımız var.Нам нужно создавать больше рабочих мест.
Halbuki her iş yerini bulacaktır." şeklindedir.Он определил всё его последующее творчество».
Ayrıca kadınların hem ev kadını olmaları hem de iş yerinde çalışıyor olmaları da konulaştırıldı.بدلاً من ذلك، كانت المرأة تُصور دائماً على أنها ربة منزل تقوم بالأعمال المنزلية.
Ailesi Wolverhampton Express and Star adlı iş yerinde çalışırken tanışmıştır.Os seus pais conheceram-se quando trabalhavam no jornal Wolverhampton Express and Star.
1863'te Mainländer Almanya'ya döner ve babasının iş yerinde çalışmaya başlar.Em 1863, Mainländer retornou à Alemanha para trabalhar no negócio de seu pai.
Bir gün iş yerinde zehirlenerek ölür.Morreu na viagem, algures envenenado.
İş yerleri iş yeri eğitmeni verirler.Fornecer treinamento no local de trabalho.
Aynı zamanda iş yerinde de terfisi ile ilgili ciddi problemler yaşamaktadır.Ao mesmo tempo, ele sofre com mais problemas em sua vida de negócios.
İş elbisesi, özellikle iş yerinde giyilen giysi olarak tanımlanır.Een overall is werkkleding die, zoals de naam al aangeeft, over andere kleding gedragen wordt.
Örnek: Bir iş yerinde işçiler maaşlarının düşük olmasından dolayı şikayetçidirler.Het bedrijf wordt door sommigen bekritiseerd om zijn lage lonen.
Femaş Emaye adlı bir iş yeri vardır.Maar de dienstmeid heeft een geheim.
İki arkadaş aynı iş yerinde çalışmaktadır.Alle drie de organisaties werken in hetzelfde gebouw.
Diğer namazlar kişisel olup, evde veya iş yerinde kılınabilir.Można się modlić indywidualnie, w rodzinie czy we wspólnocie.
Ayrıca 50'ye yakın iş yeri bulunmaktadır.Det finns 50 nivåer att fullborda.
Ayşe Mayda iş yerini de hemen bir sene sonra Ankara Palas'daki başka bir yere taşıdı.Efter något år blev herr Maupin erbjuden en tjänst på annat håll.
Üçü Paul'ün iş yerinde buluşurlar.Точений заснов. у др. пол.
Femaş Emaye adlı bir iş yeri vardır.Лишається відкритим питання з прізвищем Мії.