Bu iş yerinde, geç kalanlar için sert ve hızlı kurallar var.The company has hard and fast rules against lateness.
Ben iş yerimden bir saat uzakta yaşıyorum.I live an hour away from work.
Uygun elbiseler iş yerinde çok önemlidir.Proper clothes count for much in business.
O iş yerinde bir kaza geçirdi.He had an accident at work.
O, iş yerinde her zaman katıdır.She is always hard at work.
O, iş yerinde, değil mi?She's at work, isn't she?
Onlar iş yerine bir otomat kurdular.They installed a vending machine at work.
O, iş yerinde çıkmaza girdi.He got bogged down at work.
Bu, iş yerinde ortalama bir gündür.It's an average day at work.
Beşe kadar iş yerinden ayrılamam.I can't leave work until five o'clock.
İşimden sonra seni iş yerinden alacağım.After my work, I will pick you up from your workplace.
Tom iş yerindeki masasının çekmecesinde fazladan bir kravat tutuyor.Tom keeps an extra tie in his desk drawer at work.
Her zaman iş yerinizi düzenli tutun.Always keep your workplace organized.
O, iş yerinde dalga geçtiği için kovuldu.He got fired for slacking off at work.
Tom iş yerinden hastalık izni aldı.Tom called in sick.
Ken iş yerinde artan miktarda zaman harcıyor.Ken spends an increasing amount of time at work.
Tom iş yerinde kötü bir gün geçirdi.Tom had a rough day at work.
O, iş yerindeki herkese söyledi.She told everybody at work.
Bu sabah hastalık yüzünden iş yerine gidemeyeceğimi belirttim.I called in sick this morning.
Ben iş yerinde her gün Fransızca konuşurum.I speak French every day at work.
Ben seni iş yerinde göreceğim.I'll see you at work.
Burada iş yerinde küçük bir sorunum var.I have a little problem here at work.
Mary iş yerinde eşcinsel olduğunu itiraf etti.Mary came out of the closet at work.
Tom iş yerindeki herkese emekli olacağını söyledi.Tom told everybody at work that he was going to retire.
Ben iş yerindeyken Tom hafta içi yardım ediyordu.Tom has been helping out on weekdays while I'm at work.
Tom iş yerinde bir kaza geçirdi.Tom has had an accident at work.
O iş yerindeki atmosfer çok kapsayıcı değil.The atmosphere in that workplace is not very inclusive.
Yarın yeni iş yerinde ilk günüm.Tomorrow is my first day at the new workplace.
Herkes iş yerindeydi.Everybody was at work.
Başarımı iş yerimde saat bulundurmamam gerçeğine borçluyum.I owe my success to the fact that I've never had a clock in my workplace.
Cinsel taciz iş yerinde ciddi bir sorun olabilir.Sexual harassment can be a serious problem in the workplace.
Bugün iş yerinde değilim.I'm not at work today.
Tom Pazartesi günü iş yerinde olacak.Tom will be at work on Monday.
O iş yerinde.She's at work.
Tom her gün iş yerinde Fransızca konuşmak zorunda.Tom has to speak French every day at work.
Tom iş yerindeki herkese onun ve Mary'nin evleneceğini söyledi.Tom told everybody at work that he and Mary were getting married.
Tom iş yerindeki herkese evlendiğini söyledi.Tom told everybody at work that he was getting married.
Tom'un iş yeri genellikle Mary'ninkinden daha düzenlidir.Tom's workstation is usually tidier than Mary's.
Tom iş yerinde gizli bir Noel Baba düzenliyor.Tom is organising a secret Santa at work.
Tom iş yerinde bir Noel Baba düzenliyor.Tom is organising a Kris Kringle at work.
Tom iş yerinde genellikle kravat takar.Tom usually wears a tie at work.
Söylediğine göre daha önce aramak istemiş ama iş yerinde çok meşgulmüş.He had wanted to call earlier he said, but he had been so busy at work.
Leyla onu aradığında Sami iş yerindeydi.Sami was at work when Layla called him.
Tom iş yerinde değildi.Tom wasn't at work.
Tom bugün saat 2.30'a kadar iş yerine gelmedi.Tom didn't come in to work today until 2:30.
Tom iş yerinde yaptığı şeylerden hiç bahsetmez.Tom never talks about what he does at work.
Mary onu aradığında Tom iş yerindeydi.Tom was at work when Mary called him.
Karımın beni iş yerinde aramasından hoşlanmam.I don't like my wife calling me at work.
Karımın beni iş yerinde aramasından hoşlanmıyorum.I don't like my wife to call me at work.
Tom ve Mary iş yerindeler, değil mi?Tom and Mary are both at work, aren't they?
Tom, Mary'nin onu iş yerinde aramasından hoşlanmıyor.Tom doesn't like Mary calling him at work.
Sami iş yerindeki bir kadınla ilişki yaşıyor.Sami has been having an affair with a woman at work.
Yarı zamanlı bir iş yerine tam zamanlı bir işim olmasını tercih ederim.I'd rather have a full-time job than a part-time one.
Yanni ucuz iş gücünden faydalanarak Fas'ta bir iş yeri açtı.Yanni set up a workshop with cheap labor in Morocco.
1863'te Mainländer Almanya'ya döner ve babasının iş yerinde çalışmaya başlar.In 1863, Mainländer returned to Germany to work in his father's business.
Ayrıca kadınların hem ev kadını olmaları hem de iş yerinde çalışıyor olmaları da konulaştırıldı.Hence, women are attacked both for being housewives and for working.
Eskiden sinagog olan bina bugün depo, iş yeri ve bilardo salonu olarak kullanılmaktadır.The synagogue building is now used as storage space, workshops, and a billiard parlor.
Halbuki her iş yerini bulacaktır." şeklindedir.And He is, upon everything, Able (to exert His Will)." 5.
Buradaki birçok iş yeri İran gelenekleri ve lezzetinde hizmet sunmaktadır.Many businesses there cater to Iranian customs and taste.
Microsoft Teams iş yeri sohbeti, toplantılar, notlar ve eklentileri birleştiren bir platformdur.Microsoft Teams: a platform that combines workplace chat, meetings, notes, and attachments.