Ben bütün gece sürahideki suyu içtim. Gel buraya.Komm her.
Ben bütün gece sürahideki suyu içtim. Gel buraya.Vieni qua, vieni, vieni qua
Ben bütün gece sürahideki suyu içtim. Gel buraya.Viens là.
Ben bütün gece sürahideki suyu içtim. Gel buraya.Vino aici.
Bir kez kutsallığım üstüne ant içtim, Davuta yalan söylemeyeceğim.(88:36) Однажды Я поклялся святостью Моею: солгу ли Давиду?
Bir kez kutsallığım üstüne ant içtim, Davuta yalan söylemeyeceğim.(89:36) J`ai juré une fois par ma sainteté: Mentirai-je à David?
Bir kez kutsallığım üstüne ant içtim, Davuta yalan söylemeyeceğim.Am jurat odată pe sfinţenia Mea: să mint Eu oare lui David?
Bir kez kutsallığım üstüne ant içtim, Davuta yalan söylemeyeceğim.Enkrat sem prisegel pri svetosti svoji; zares, Davidu ne bom lagal:
Bir kez kutsallığım üstüne ant içtim, Davuta yalan söylemeyeceğim.En minä liittoani riko, enkä muuta sitä, mikä on minun huuliltani lähtenyt.
Bir kez kutsallığım üstüne ant içtim, Davuta yalan söylemeyeceğim.En ook mijn verbond met hem blijf Ik trouw; dat is Mij heilig. Wat ik heb beloofd, zal Ik doen.
Bir kez kutsallığım üstüne ant içtim, Davuta yalan söylemeyeceğim.Ich habe einmal geschworen bei meiner Heiligkeit, ich will David nicht lügen:
Bir kez kutsallığım üstüne ant içtim, Davuta yalan söylemeyeceğim.Jag skall icke bryta mitt förbund, och vad mina läppar hava talat skall jag ej förändra.
Bir kez kutsallığım üstüne ant içtim, Davuta yalan söylemeyeceğim.jeg vil ikke bryte min pakt og ikke forandre hvad som gikk ut fra mine leber.
Bir kez kutsallığım üstüne ant içtim, Davuta yalan söylemeyeceğim.내가 나의 거룩함으로 한번 맹세하였은즉 다윗에게 거짓을 아니할 것이라
Bir kez kutsallığım üstüne ant içtim, Davuta yalan söylemeyeceğim.Nem töröm meg az én szövetségemet, és a mi kijött az én számból, el nem változtatom.
Bir kez kutsallığım üstüne ant içtim, Davuta yalan söylemeyeceğim.Nepoškvrním svojej smluvy a toho, čo raz vyšlo cez moje rty, nezmením.
Bir kez kutsallığım üstüne ant içtim, Davuta yalan söylemeyeceğim.Nepoškvrnímť smlouvy své, a toho, což vyšlo z úst mých, nezměním.
Bir kez kutsallığım üstüne ant içtim, Davuta yalan söylemeyeceğim.Nie splugawię przymierza mego, a tego, co wyszło z ust moich, nie odmienię.
Bir kez kutsallığım üstüne ant içtim, Davuta yalan söylemeyeceğim.Non violerò la mia alleanza, non muterò la mia promessa
Bir kez kutsallığım üstüne ant içtim, Davuta yalan söylemeyeceğim.Sekali untuk selamanya Aku bersumpah demi nama-Ku yang suci; Aku tak akan berbohong kepada Daud
Bir kez kutsallığım üstüne ant içtim, Davuta yalan söylemeyeceğim.Ta đã chỉ sự thánh ta mà thề một lần , Cũng sẽ không hề nói_dối với Ða - vít :
Bir kez kutsallığım üstüne ant içtim, Davuta yalan söylemeyeceğim.Ta đã chỉ sự thánh ta mà thề một lần, Cũng sẽ không hề nói dối với Ða-vít:
Bir kez kutsallığım üstüne ant içtim, Davuta yalan söylemeyeceğim.Uma vez para sempre jurei por minha santidade; não mentirei a Davi.
Bir kez kutsallığım üstüne ant içtim, Davuta yalan söylemeyeceğim.Una vez he jurado por mi santidad, y no mentiré a David
Bir kez kutsallığım üstüne ant içtim, Davuta yalan söylemeyeceğim.Ved min Hellighed svor jeg een Gang for alle - David sviger jeg ikke:
Bir kez kutsallığım üstüne ant içtim, Davuta yalan söylemeyeceğim.Απαξ ωμοσα εις την αγιοτητα μου, οτι δεν θελω ψευσθη προς τον Δαβιδ.
Bir kez kutsallığım üstüne ant içtim, Davuta yalan söylemeyeceğim.За едно нещо се заклех в светостта Си. И няма да излъжа Давида,
Bir kez kutsallığım üstüne ant içtim, Davuta yalan söylemeyeceğim.אחת נשבעתי בקדשי אם לדוד אכזב׃
Bir kez kutsallığım üstüne ant içtim, Davuta yalan söylemeyeceğim.مرة حلفت بقدسي اني لا اكذب لداود.
Bir kez kutsallığım üstüne ant içtim, Davuta yalan söylemeyeceğim.我 一 次 指 著 自 己 的 聖 潔 起 誓 . 我 決 不 向 大 衛 說 謊
Bir kez kutsallığım üstüne ant içtim, Davuta yalan söylemeyeceğim.我 一 次 指著 自己 的 聖潔 起誓 . 我 決 不 向 大衛說謊
Bu akşam çok içtim, kendimi iyi hissediyorum- C'est vrai ? J'ai bien bu, ce soir. Je me sens bien.
Bu yüzden elimi sürmeyeceğime dair and içtim.Also hatte ich gerade aufgegeben, an eine dieser Flaschen heran zu kommen.
Bu yüzden elimi sürmeyeceğime dair and içtim.Aşa că am lăsat baltă încercarea de a procura aşa ceva.
Bu yüzden elimi sürmeyeceğime dair and içtim.Donc, j'avais à peu près abandonné l'idée de mettre la main dessus.
Bu yüzden elimi sürmeyeceğime dair and içtim.Így már éppen feladtam volna, hogy megszerezzek egy ilyen bort.
Bu yüzden elimi sürmeyeceğime dair and içtim.Ik heb het dus bijna opgegeven er eentje te bemachtigen.
Bu yüzden elimi sürmeyeceğime dair and içtim.Jadi, saya hampir menyerah untuk mencoba mendapatkannya.
Bu yüzden elimi sürmeyeceğime dair and içtim.그래서 전 포기 직전의 상태에 있었습니다.
Bu yüzden elimi sürmeyeceğime dair and içtim.Por isso, eu praticamente tinha desistido de deitar a unha a uma delas.
Bu yüzden elimi sürmeyeceğime dair and içtim.Por lo que estuve apunto de desistir en el intento de poder probarlo.
Bu yüzden elimi sürmeyeceğime dair and içtim.Prawie już sobie odpuściłem.
Bu yüzden elimi sürmeyeceğime dair and içtim.Så, jeg havde opgivet at prøve at få fingrene i en af disse.
Bu yüzden elimi sürmeyeceğime dair and içtim.Skoraj sem že obupal pri iskanju tega vina.
Bu yüzden elimi sürmeyeceğime dair and içtim.Už jsem to málem vzdal.
Bu yüzden elimi sürmeyeceğime dair and içtim.Vì vậy tôi đã định từ bỏ việc được sờ vào chúng.
Bu yüzden elimi sürmeyeceğime dair and içtim.И тъй, почти се бях отказал от опитите си да се добера до една от тях.
Bu yüzden elimi sürmeyeceğime dair and içtim.Поэтому я и не надеялся заполучить его в свои руки.
Bu yüzden elimi sürmeyeceğime dair and içtim.אז, כבר כמעט ויתרתי על הרעיון להשיג אחד מהם.
Bu yüzden elimi sürmeyeceğime dair and içtim.لذلك تخليت عن فكرة المحاولة للحصول على واحدة من هذه الزجاجات
Bu yüzden elimi sürmeyeceğime dair and içtim.業者やオークション開催者に探りを入れたものの
Bu yüzden öfkeyle ant içtim: ‹‹Huzur diyarıma asla girmeyecekler!›› Say.14:26-35; İbr.4:1-7).(94:11) и потому Я поклялся во гневе Моем, что они не войдут в покой Мой".
Bu yüzden öfkeyle ant içtim: ‹‹Huzur diyarıma asla girmeyecekler!›› Say.14:26-35; İbr.4:1-7).Aussi je jurai dans ma colère: Ils n`entreront pas dans mon repos!
Bu yüzden öfkeyle ant içtim: ‹‹Huzur diyarıma asla girmeyecekler!›› Say.14:26-35; İbr.4:1-7).Daarom heb Ik, toen Ik toornig was, gezworen dat het geen rust bij Mij zou vinden.
Bu yüzden öfkeyle ant içtim: ‹‹Huzur diyarıma asla girmeyecekler!›› Say.14:26-35; İbr.4:1-7).daß ich schwur in meinem Zorn: Sie sollen nicht zu meiner Ruhe kommen.
Bu yüzden öfkeyle ant içtim: ‹‹Huzur diyarıma asla girmeyecekler!›› Say.14:26-35; İbr.4:1-7).De aceea am jurat în mînia Mea: ,,Nu vom intra în odihna Mea!``
Bu yüzden öfkeyle ant içtim: ‹‹Huzur diyarıma asla girmeyecekler!›› Say.14:26-35; İbr.4:1-7).Ja niin minä vihassani vannoin: `He eivät pääse minun lepooni`."
Bu yüzden öfkeyle ant içtim: ‹‹Huzur diyarıma asla girmeyecekler!›› Say.14:26-35; İbr.4:1-7).Jimž jsem přisáhl v hněvě svém, že nevejdou v odpočinutí mé.
Bu yüzden öfkeyle ant içtim: ‹‹Huzur diyarıma asla girmeyecekler!›› Say.14:26-35; İbr.4:1-7).kiknek megesküdtem haragomban: Nem mennek be az én nyugalmam [helyére.]
Bu yüzden öfkeyle ant içtim: ‹‹Huzur diyarıma asla girmeyecekler!›› Say.14:26-35; İbr.4:1-7).그러므로 내가 노하여 맹세하기를 저희는 내 안식에 들어오지 못하리라 하였도다