Tanrı adamı yiyip içtikten sonra yaşlı peygamber onun için eşeği hazırladı.Khi đã ăn uống xong, tiên tri già bèn thắng lừa cho tiên tri mình đã dẫn về.
Tanrı adamı yiyip içtikten sonra yaşlı peygamber onun için eşeği hazırladı.Khi đã ăn_uống xong , tiên_tri già bèn thắng lừa cho tiên_tri mình đã dẫn về .
Tanrı adamı yiyip içtikten sonra yaşlı peygamber onun için eşeği hazırladı.자기가 데리고 온 선지자가 떡을 먹고 물을 마신 후에 그를 위하여 나귀에 안장을 지우니라
Tanrı adamı yiyip içtikten sonra yaşlı peygamber onun için eşeği hazırladı.Na het eten zadelde de oude man de ezel van de profeet
Tanrı adamı yiyip içtikten sonra yaşlı peygamber onun için eşeği hazırladı.Sedan han nu hade ätit och druckit, sadlade han åsnan åt honom, åt profeten som han hade fört tillbaka.
Tanrı adamı yiyip içtikten sonra yaşlı peygamber onun için eşeği hazırladı.Setelah mereka selesai makan, nabi tua itu memasangkan pelana pada keledai nabi dari Yehuda itu
Tanrı adamı yiyip içtikten sonra yaşlı peygamber onun için eşeği hazırladı.Şi, dupăce a mîncat pîne şi a băut apă proorocul pe care -l întorsese, i -a pus şaua pe măgar.
Tanrı adamı yiyip içtikten sonra yaşlı peygamber onun için eşeği hazırladı.Sucedió que cuando había comido pan y bebido agua, el profeta que le había hecho volver le aparejó el asno
Tanrı adamı yiyip içtikten sonra yaşlı peygamber onun için eşeği hazırladı.Tedy když pojedl chleba a napil se, osedlal mu osla, totiž tomu proroku, kteréhož byl navrátil.
Tanrı adamı yiyip içtikten sonra yaşlı peygamber onun için eşeği hazırladı.И след като човекът беше ял хляб и пил, старият пророк оседла осела на пророка, когото бе върнал.
Tanrı adamı yiyip içtikten sonra yaşlı peygamber onun için eşeği hazırladı.После того, как тот поел хлеба и напился, он оседлал осла для пророка, которого он воротил.
Tanrı adamı yiyip içtikten sonra yaşlı peygamber onun için eşeği hazırladı.ויהי אחרי אכלו לחם ואחרי שתותו ויחבש לו החמור לנביא אשר השיבו׃
Tanrı adamı yiyip içtikten sonra yaşlı peygamber onun için eşeği hazırladı.ثم بعدما اكل خبزا وبعد ان شرب شدّ له على الحمار اي للنبي الذي ارجعه
Tanrı adamı yiyip içtikten sonra yaşlı peygamber onun için eşeği hazırladı.喫 喝 完 了 、 老 先 知 為 所 帶 回 來 的 先 知 備 驢
Tanrı adamı yiyip içtikten sonra yaşlı peygamber onun için eşeği hazırladı.喫 喝 完 了 、 老 先知 為 所 帶回來 的 先知 備驢
Üç duble ekspreso içtikten sonra ilk defa Paris'te aşkı yaşamak gibi.C'est comme être amoureux à Paris pour la première fois après avoir bu trois doubles espressos.
Üç duble ekspreso içtikten sonra ilk defa Paris'te aşkı yaşamak gibi.Det är som att vara kär medan du är i Paris för första gången efter att du druckit tre dubbla espresso.
Üç duble ekspreso içtikten sonra ilk defa Paris'te aşkı yaşamak gibi.Det er som at være forelsket i Paris for første gang efter du har drukket tre dobbelte espressoer.
Üç duble ekspreso içtikten sonra ilk defa Paris'te aşkı yaşamak gibi.E ca atunci cand esti indragostit, in Paris, pentru prima data, dupa ce-ai baut trei cafele mari.
Üç duble ekspreso içtikten sonra ilk defa Paris'te aşkı yaşamak gibi.È come essere innamorati a Parigi per la prima volta dopo aver bevuto tre espressi doppi.
Üç duble ekspreso içtikten sonra ilk defa Paris'te aşkı yaşamak gibi.É como estar apaixonado em Paris pela primeira vez depois de se ter tomado três cafés curtos.
Üç duble ekspreso içtikten sonra ilk defa Paris'te aşkı yaşamak gibi.Es como estar enamorado en París por primera vez, tras haber tomado tres expresos dobles.
Üç duble ekspreso içtikten sonra ilk defa Paris'te aşkı yaşamak gibi.Es ist, wie wenn man verliebt und zum ersten Mal in Paris ist, und drei doppelte Espressi getrunken hat.
Üç duble ekspreso içtikten sonra ilk defa Paris'te aşkı yaşamak gibi.Giống như lần đầu say đắm Paris sau khi uống hết ba cốc double-espresso.
Üç duble ekspreso içtikten sonra ilk defa Paris'te aşkı yaşamak gibi.Het is als voor het eerst verliefd zijn in Parijs nadat je drie dubbele espresso's hebt gehad.
Üç duble ekspreso içtikten sonra ilk defa Paris'te aşkı yaşamak gibi.Je to ako byť zamilovaný, prvýkrát v Paríži a po troch dvojitých espresách.
Üç duble ekspreso içtikten sonra ilk defa Paris'te aşkı yaşamak gibi.Je to jako být zamilovaný poprvé v Paříži poté, co jste vypili tři dvojité kávy.
Üç duble ekspreso içtikten sonra ilk defa Paris'te aşkı yaşamak gibi.이건 마치 여러분이 세 잔의 더블 에스프레소를 마신 후에 파리에서 처음으로 사랑에 빠지는 것과 같습니다.
Üç duble ekspreso içtikten sonra ilk defa Paris'te aşkı yaşamak gibi.Olyan mint szerelmesnek lenni az első párizsi utunkon három dupla eszpresszó elfogyasztása után.
Üç duble ekspreso içtikten sonra ilk defa Paris'te aşkı yaşamak gibi.Rasanya seperti jatuh cinta di Paris untuk pertama kali setelah anda meminum tiga double espressos.
Üç duble ekspreso içtikten sonra ilk defa Paris'te aşkı yaşamak gibi.Tako, kot da ste zaljubljeni, prvič v Parizu, potem ko ste popili tri dvojne ekspresne kave.
Üç duble ekspreso içtikten sonra ilk defa Paris'te aşkı yaşamak gibi.To jak być zakochanym, po raz pierwszy w Paryżu, po trzech podwójnych espresso.
Üç duble ekspreso içtikten sonra ilk defa Paris'te aşkı yaşamak gibi.Είναι σαν να είσαι ερωτευμένος, στο Παρίσι, για πρώτη φορά, αφού έχεις πιει τρεις διπλούς εσπρέσο.
Üç duble ekspreso içtikten sonra ilk defa Paris'te aşkı yaşamak gibi.Това е, като да си в влюбен, докато си в Париж за първи път, след като си пил три двойни кафета.
Üç duble ekspreso içtikten sonra ilk defa Paris'te aşkı yaşamak gibi.Це як бути закоханим, вперше в Парижі, після трьох подвійних еспрессо.
Üç duble ekspreso içtikten sonra ilk defa Paris'te aşkı yaşamak gibi.Это как влюбиться в Париже в первый раз после трёх двойных экспрессо.
Üç duble ekspreso içtikten sonra ilk defa Paris'te aşkı yaşamak gibi.זה כמו להיות מאוהב בפריז, לראשונה אחרי ששתית שלושה אספרסו כפול.
Üç duble ekspreso içtikten sonra ilk defa Paris'te aşkı yaşamak gibi.إنه أشبه بالوقوع في الحب وأنت في باريس للمرة الأولى بعد أن شربت ثلاث أقداح اسبريسو مركز.
Üç duble ekspreso içtikten sonra ilk defa Paris'te aşkı yaşamak gibi.恋に落ちて 3杯目のダブルエスプレッソを飲んだ後 って感じでしょうか (笑)
Üstelik hiç kimse eski şarabı içtikten sonra yenisini istemez. ‹Eskisi güzel› der.››A aniž kdo, když pije staré, hned chce nového, ale díť: Staré lepší jest.
Üstelik hiç kimse eski şarabı içtikten sonra yenisini istemez. ‹Eskisi güzel› der.››A nikt, kto się napił starego, nie zaraz chce młodego; ale mówi: Lepsze jest stare.
Üstelik hiç kimse eski şarabı içtikten sonra yenisini istemez. ‹Eskisi güzel› der.››A nikto, kto pije staré, nechce hneď nového, lebo hovorí: Staré je lepšie.
Üstelik hiç kimse eski şarabı içtikten sonra yenisini istemez. ‹Eskisi güzel› der.››Eikä kukaan, joka juo vanhaa viiniä, halua nuorta, sillä hän sanoo: `Vanha on hyvää`."
Üstelik hiç kimse eski şarabı içtikten sonra yenisini istemez. ‹Eskisi güzel› der.››E ninguém, tendo bebido o velho, quer o novo; porque diz: O velho é bom.
Üstelik hiç kimse eski şarabı içtikten sonra yenisini istemez. ‹Eskisi güzel› der.››Et personne, après avoir bu du vin vieux, ne veut du nouveau, car il dit: Le vieux est bon.
Üstelik hiç kimse eski şarabı içtikten sonra yenisini istemez. ‹Eskisi güzel› der.››In kdor je pil starino, noče precej novega, ker pravi: staro je boljše.
Üstelik hiç kimse eski şarabı içtikten sonra yenisini istemez. ‹Eskisi güzel› der.››묵은 포도주를 마시고 새 것을 원하는 자가 없나니 이는 묵은 것이 좋다 함이니라
Üstelik hiç kimse eski şarabı içtikten sonra yenisini istemez. ‹Eskisi güzel› der.››Lại cũng không ai uống rượu cũ lại đòi rượu mới ; vì người nói rằng : Rượu cũ ngon hơn .
Üstelik hiç kimse eski şarabı içtikten sonra yenisini istemez. ‹Eskisi güzel› der.››Lại cũng không ai uống rượu cũ lại đòi rượu mới; vì người nói rằng: Rượu cũ ngon hơn.
Üstelik hiç kimse eski şarabı içtikten sonra yenisini istemez. ‹Eskisi güzel› der.››Nessuno poi che beve il vino vecchio desidera il nuovo, perché dice: Il vecchio è buono!»
Üstelik hiç kimse eski şarabı içtikten sonra yenisini istemez. ‹Eskisi güzel› der.››Och ingen som har druckit gammalt vin vill sedan gärna hava nytt; ty han tycker, att det gamla är bättre.»
Üstelik hiç kimse eski şarabı içtikten sonra yenisini istemez. ‹Eskisi güzel› der.››Og ingen, som har drukket den gamle, vil have den unge; thi han siger: Den gamle er god."
Üstelik hiç kimse eski şarabı içtikten sonra yenisini istemez. ‹Eskisi güzel› der.››Og ingen som har drukket gammel vin, har lyst på ny; han sier: den gamle er god.
Üstelik hiç kimse eski şarabı içtikten sonra yenisini istemez. ‹Eskisi güzel› der.››senki, a ki ó [bort] iszik, mindjárt újat nem kiván, mert azt mondja: Jobb az ó.
Üstelik hiç kimse eski şarabı içtikten sonra yenisini istemez. ‹Eskisi güzel› der.››Şi nimeni, după ce a băut vin vechi, nu voieşte vin nou, căci zice: ,Este mai bun cel vechi``
Üstelik hiç kimse eski şarabı içtikten sonra yenisini istemez. ‹Eskisi güzel› der.››Und niemand ist, der vom alten trinkt und wolle bald den neuen; denn er spricht: Der alte ist milder.
Üstelik hiç kimse eski şarabı içtikten sonra yenisini istemez. ‹Eskisi güzel› der.››Y ninguno que bebe lo añejo quiere el nuevo, porque dice: "Lo añejo es lo mejor.
Üstelik hiç kimse eski şarabı içtikten sonra yenisini istemez. ‹Eskisi güzel› der.››Και ουδεις αφου πιη οινον παλαιον, θελει ευθυς νεον διοτι λεγει Ο παλαιος ειναι καλητερος.
Üstelik hiç kimse eski şarabı içtikten sonra yenisini istemez. ‹Eskisi güzel› der.››И никой, след като е пил старо вино, не иска ново, защото казва: Старото е по-добро.
Üstelik hiç kimse eski şarabı içtikten sonra yenisini istemez. ‹Eskisi güzel› der.››И никто, пив старое вино , не захочет тотчас молодого, ибо говорит: старое лучше.