içti ile cümle
içti kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
14
ORT. KELİME
Kadın gidip İlyasın söylediklerini yaptı. Hep birlikte günlerce yiyip içtiler.ותלך ותעשה כדבר אליהו ותאכל הוא והיא וביתה ימים׃
Kadın gidip İlyasın söylediklerini yaptı. Hep birlikte günlerce yiyip içtiler.فذهبت وفعلت حسب قول ايليا واكلت هي وهو وبيتها اياما.
Kadın gidip İlyasın söylediklerini yaptı. Hep birlikte günlerce yiyip içtiler.婦 人 就 照 以 利 亞 的 話 去 行 . 他 和 他 家 中 的 人 、 並 以 利 亞 、 喫 了 許 多 日 子
Kadın gidip İlyasın söylediklerini yaptı. Hep birlikte günlerce yiyip içtiler.婦人 就 照 以利亞 的 話去 行 . 他 和 他 家中 的 人 、 並以利亞 、 喫 了 許 多 日子
Kral Belşassar soylu adamlarından bin kişiye büyük bir şölen verdi, onlarla şarap içti.Balsazar král učinil hody veliké tisíci knížatům svým, a před nimi víno pil.
Kral Belşassar soylu adamlarından bin kişiye büyük bir şölen verdi, onlarla şarap içti.Balsazar król uczynił ucztę wielką na tysiąc książąt swoich, i przed onym tysiącem pił wino.
Kral Belşassar soylu adamlarından bin kişiye büyük bir şölen verdi, onlarla şarap içti.Belsazár király nagy lakomát szerze az õ ezer fõemberének, és az ezer elõtt bort ivék.
Kral Belşassar soylu adamlarından bin kişiye büyük bir şölen verdi, onlarla şarap içti.Belsazar kralj je napravil tisočim mogočnežem svojim veliko gostovanje in je pil vino pred tisočimi.
Kral Belşassar soylu adamlarından bin kişiye büyük bir şölen verdi, onlarla şarap içti.El rey Belsasar hizo un gran banquete para mil de sus nobles, y estaba bebiendo vino en presencia de los mil
Kral Belşassar soylu adamlarından bin kişiye büyük bir şölen verdi, onlarla şarap içti.Il re Baldassàr imbandì un gran banchetto a mille dei suoi dignitari e insieme con loro si diede a bere vino
Kral Belşassar soylu adamlarından bin kişiye büyük bir şölen verdi, onlarla şarap içti.Împăratul Belşaţar a făcut un mare ospăţ celor o mie de mai mari ai lui, şi a băut vin înaintea lor.
Kral Belşassar soylu adamlarından bin kişiye büyük bir şölen verdi, onlarla şarap içti.벨사살왕이 그 귀인 일천명을 위하여 큰 잔치를 배설하고 그 일천명 앞에서 술을 마시니라
Kral Belşassar soylu adamlarından bin kişiye büyük bir şölen verdi, onlarla şarap içti.Kong Belsasar gjorde et stort gjestebud for sine tusen stormenn, og han drakk vin for deres øine.
Kral Belşassar soylu adamlarından bin kişiye büyük bir şölen verdi, onlarla şarap içti.Kong Belsazzar gjorde et stort gæstebud for sine tusinde Stormænd og drak Vin med dem.
Kral Belşassar soylu adamlarından bin kişiye büyük bir şölen verdi, onlarla şarap içti.König Belsazer machte ein herrliches Mahl seinen tausend Gewaltigen und soff sich voll mit ihnen.
Kral Belşassar soylu adamlarından bin kişiye büyük bir şölen verdi, onlarla şarap içti.Koning Belsazar nodigde 1000 hoge bestuurders uit voor een groots feest, waarbij de wijn rijkelijk vloeide.
Kral Belşassar soylu adamlarından bin kişiye büyük bir şölen verdi, onlarla şarap içti.Konung Belsassar gjorde ett stort gästabud för sina tusen stormän och höll dryckeslag med de tusen.
Kral Belşassar soylu adamlarından bin kişiye büyük bir şölen verdi, onlarla şarap içti.Kráľ Balsazár učinil svojim tisícim veľmožom veľkú hostinu a pred tými tisícimi pil víno.
Kral Belşassar soylu adamlarından bin kişiye büyük bir şölen verdi, onlarla şarap içti.Kuningas Belsassar laittoi suuret pidot tuhannelle ylimyksellensä, ja hän joi viiniä näiden tuhannen edessä.
Kral Belşassar soylu adamlarından bin kişiye büyük bir şölen verdi, onlarla şarap içti.Le roi Belschatsar donna un grand festin à ses grands au nombre de mille, et il but du vin en leur présence.
Kral Belşassar soylu adamlarından bin kişiye büyük bir şölen verdi, onlarla şarap içti.O rei Belsazar deu um grande banquete a mil dos seus grandes, e bebeu vinho na presença dos mil.
Kral Belşassar soylu adamlarından bin kişiye büyük bir şölen verdi, onlarla şarap içti.Vua Bên - xát-sa dọn tiệc lớn đãi một_ngàn đại_thần mình , và vua uống rượu trước mặt họ .
Kral Belşassar soylu adamlarından bin kişiye büyük bir şölen verdi, onlarla şarap içti.Vua Bên-xát-sa dọn tiệc lớn đãi một ngàn đại thần mình, và vua uống rượu trước mặt họ.
Kral Belşassar soylu adamlarından bin kişiye büyük bir şölen verdi, onlarla şarap içti.Валтасар царь сделал большое пиршество для тысячи вельмож своихи перед глазами тысячи пил вино.
Kral Belşassar soylu adamlarından bin kişiye büyük bir şölen verdi, onlarla şarap içti.Цар Валтасар направи голям пир на хиляда от големците си, и пиеше вино пред хилядата.
Kral Belşassar soylu adamlarından bin kişiye büyük bir şölen verdi, onlarla şarap içti.בלשאצר מלכא עבד לחם רב לרברבנוהי אלף ולקבל אלפא חמרא שתה׃
Kral Belşassar soylu adamlarından bin kişiye büyük bir şölen verdi, onlarla şarap içti.بيلشاصّر الملك صنع وليمة عظيمة لعظمائه الالف وشرب خمرا قدام الالف.
Kral Belşassar soylu adamlarından bin kişiye büyük bir şölen verdi, onlarla şarap içti.伯 沙 撒 王 為 他 的 一 千 大 臣 、 設 擺 盛 筵 、 與 這 一 千 人 對 面 飲 酒
Kral Belşassar soylu adamlarından bin kişiye büyük bir şölen verdi, onlarla şarap içti.伯沙撒王 為他 的 一千 大臣 、 設擺 盛筵 、 與這 一千 人 對面 飲酒
Kral buna çok üzüldüyse de, konuklarının önünde içtiği anttan ötürü bu dileğin yerine getirilmesini buyurdu.A kráľ sa zarmútil, ale pre prísahu a pre spolustolujúcich rozkázal dať.
Kral buna çok üzüldüyse de, konuklarının önünde içtiği anttan ötürü bu dileğin yerine getirilmesini buyurdu.Då blev konungen bekymrad, men för edens och för bordsgästernas skull bjöd han att man skulle giva henne det,
Kral buna çok üzüldüyse de, konuklarının önünde içtiği anttan ötürü bu dileğin yerine getirilmesini buyurdu.És megszomorodék a király, de esküjéért és a vendégek miatt parancsolá, hogy adják oda.
Kral buna çok üzüldüyse de, konuklarının önünde içtiği anttan ötürü bu dileğin yerine getirilmesini buyurdu.Il re ne fu contristato, ma a causa del giuramento e dei commensali ordinò che le fosse dat
Kral buna çok üzüldüyse de, konuklarının önünde içtiği anttan ötürü bu dileğin yerine getirilmesini buyurdu.In kralju se užali, toda zavoljo prisege in gostov ji ukaže dati.
Kral buna çok üzüldüyse de, konuklarının önünde içtiği anttan ötürü bu dileğin yerine getirilmesini buyurdu.I zarmoutil se král, ale pro přísahu a pro ty, kteříž spolu s ním stolili, rozkázal jí dáti.
Kral buna çok üzüldüyse de, konuklarının önünde içtiği anttan ötürü bu dileğin yerine getirilmesini buyurdu.I zasmucił się król; ale dla przysięgi i dla spółsiedzących kazał jej dać.
Kral buna çok üzüldüyse de, konuklarının önünde içtiği anttan ötürü bu dileğin yerine getirilmesini buyurdu.왕이 근심하나 자기의 맹세한것과 그 함께 앉은 사람들을 인하여 주라 명하고
Kral buna çok üzüldüyse de, konuklarının önünde içtiği anttan ötürü bu dileğin yerine getirilmesini buyurdu.Le roi fut attristé; mais, à cause de ses serments et des convives, il commanda qu`on la lui donne,
Kral buna çok üzüldüyse de, konuklarının önünde içtiği anttan ötürü bu dileğin yerine getirilmesini buyurdu.Og Kongen blev bedrøvet; men for sine Eders og for Gæsternes Skyld befalede han, at det skulde gives hende.
Kral buna çok üzüldüyse de, konuklarının önünde içtiği anttan ötürü bu dileğin yerine getirilmesini buyurdu.Og kongen blev ille til mote, men for sine eders og for gjestenes skyld bød han at det skulde gis henne,
Kral buna çok üzüldüyse de, konuklarının önünde içtiği anttan ötürü bu dileğin yerine getirilmesini buyurdu.Silloin kuningas tuli murheelliseksi, mutta valansa ja pöytävierasten tähden hän käski antaa sen.
Kral buna çok üzüldüyse de, konuklarının önünde içtiği anttan ötürü bu dileğin yerine getirilmesini buyurdu.Vua lấy làm buồn rầu; song vì đã thề lỡ rồi và có những người dự yến ở đó, nên truyền cho nàng như lời.
Kral buna çok üzüldüyse de, konuklarının önünde içtiği anttan ötürü bu dileğin yerine getirilmesini buyurdu.Vua lấy_làm buồn_rầu ; song vì đã thề lỡ rồi và có những người dự yến ở đó , nên truyền cho nàng như lời .
Kral buna çok üzüldüyse de, konuklarının önünde içtiği anttan ötürü bu dileğin yerine getirilmesini buyurdu.Και ελυπηθη ο βασιλευς, δια τους ορκους ομως και τους συγκαθημενους προσεταξε να δοθη,
Kral buna çok üzüldüyse de, konuklarının önünde içtiği anttan ötürü bu dileğin yerine getirilmesini buyurdu.И опечалился царь, но, ради клятвы и возлежащих с ним, повелел дать ей,
Kral buna çok üzüldüyse de, konuklarının önünde içtiği anttan ötürü bu dileğin yerine getirilmesini buyurdu.І засумів Ірод; однак, задля клятьби й задля тих, що сиділи з ним за столом, звелїв дати.
Kral buna çok üzüldüyse de, konuklarının önünde içtiği anttan ötürü bu dileğin yerine getirilmesini buyurdu.Царят се наскърби; но заради клетвите си, и заради седящите с него, заповяда да й се даде.
Kral buna çok üzüldüyse de, konuklarının önünde içtiği anttan ötürü bu dileğin yerine getirilmesini buyurdu.ויעצב המלך אך בעבור השבועה והמסבים עמו צוה לתת לה׃
Kral buna çok üzüldüyse de, konuklarının önünde içtiği anttan ötürü bu dileğin yerine getirilmesini buyurdu.فاغتم الملك. ولكن من اجل الاقسام والمتكئين معه أمر ان يعطى.
Kral buna çok üzüldüyse de, konuklarının önünde içtiği anttan ötürü bu dileğin yerine getirilmesini buyurdu.王 便 憂 愁 、 但 因 他 所 起 的 誓 、 又 因 同 席 的 人 、 就 吩 咐 給 他
Kral buna çok üzüldüyse de, konuklarının önünde içtiği anttan ötürü bu dileğin yerine getirilmesini buyurdu.王 便 憂愁 、 但 因 他 所 起 的 誓 、 又 因 同席 的 人 、 就 吩咐 給他
Kral buna çok üzüldüyse de, konuklarının önünde içtiği anttan ötürü kızı reddetmek istemedi.A király pedig noha igen megszomorodék, eskûje és a vendégek miatt nem akará õt elutasítani.
Kral buna çok üzüldüyse de, konuklarının önünde içtiği anttan ötürü kızı reddetmek istemedi.A kráľ sa veľmi zarmútil, ale pre prísahu a pre spoluhodovníkov nechcel ju odbyť.
Kral buna çok üzüldüyse de, konuklarının önünde içtiği anttan ötürü kızı reddetmek istemedi.Då blev konungen mycket bekymrad, men för edens och för bordsgästernas skull ville han icke avvisa henne.
Kral buna çok üzüldüyse de, konuklarının önünde içtiği anttan ötürü kızı reddetmek istemedi.El rey se entristeció mucho, pero a causa del juramento y de los que estaban a la mesa, no quiso rechazarla
Kral buna çok üzüldüyse de, konuklarının önünde içtiği anttan ötürü kızı reddetmek istemedi.Il re divenne triste; tuttavia, a motivo del giuramento e dei commensali, non volle opporle un rifiuto
Kral buna çok üzüldüyse de, konuklarının önünde içtiği anttan ötürü kızı reddetmek istemedi.In kralj postane silno žalosten, toda zavoljo prisege in gostov ji ni hotel odreči.
Kral buna çok üzüldüyse de, konuklarının önünde içtiği anttan ötürü kızı reddetmek istemedi.I zasmucił się król bardzo, wszakże dla przysięgi i dla spółsiedzących nie chciał jej odmówić.
Kral buna çok üzüldüyse de, konuklarının önünde içtiği anttan ötürü kızı reddetmek istemedi.왕이 심히 근심하나 자기의 맹세한 것과 그 앉은 자들을 인하여 저를 거절할 수 없는지라
Kral buna çok üzüldüyse de, konuklarının önünde içtiği anttan ötürü kızı reddetmek istemedi.Král pak zarmoutiv se velmi, pro přísahu a pro spoluhodovníky nechtěl jí oslyšeti.
İlgili Sayfalar