içti ile cümle

içti kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Davut Saul'un istediği gibi ant içti. Sonra Saul evine döndü. Davut'la adamları da sığınağa gittiler.Então jurou Davi a Saul. E foi Saul para sua casa, mas Davi e os seus homens subiram ao lugar forte.
Davut Saul'un istediği gibi ant içti. Sonra Saul evine döndü. Davut'la adamları da sığınağa gittiler.In David priseže Savlu. Tedaj odide Savel domov, David in možje njegovi pa se spravijo gori v trdnjavo.
Davut Saul'un istediği gibi ant içti. Sonra Saul evine döndü. Davut'la adamları da sığınağa gittiler.다윗이 사울에게 맹세하매 사울은 집으로 돌아가고 다윗과 그의 사람들은 요새로 올라가니라
Davut Saul'un istediği gibi ant içti. Sonra Saul evine döndü. Davut'la adamları da sığınağa gittiler.Und David schwur Saul. Da zog Saul heim; David aber mit seinen Männern machte sich hinauf auf die Berghöhe.
Davut Saul'un istediği gibi ant içti. Sonra Saul evine döndü. Davut'la adamları da sığınağa gittiler.И Давид се закле на Саула. Тогава Саул си отиде у дома си, а Давид и мъжете му се изкачиха на твърдото място.
Davut Saul'un istediği gibi ant içti. Sonra Saul evine döndü. Davut'la adamları da sığınağa gittiler.וישבע דוד לשאול וילך שאול אל ביתו ודוד ואנשיו עלו על המצודה׃
Davut Saul'un istediği gibi ant içti. Sonra Saul evine döndü. Davut'la adamları da sığınağa gittiler.فحلف داود لشاول. ثم ذهب شاول الى بيته واما داود ورجاله فصعدوا الى الحصن
Davut Saul'un istediği gibi ant içti. Sonra Saul evine döndü. Davut'la adamları da sığınağa gittiler.於 是 大 衛 向 掃 羅 起 誓 、 掃 羅 就 回 家 去 . 大 衛 和 跟 隨 他 的 人 、 上 山 寨 去 了
Davut Saul'un istediği gibi ant içti. Sonra Saul evine döndü. Davut'la adamları da sığınağa gittiler.於是 大衛向 掃羅 起誓 、 掃羅 就 回家 去 . 大衛 和 跟隨 他 的 人 、 上 山寨 去了
Dedin ki, ‹‹Seçtiğim adamla antlaşma yaptım, Kulum Davuta şöyle ant içtim:(88:4) „Я поставил завет с избранным Моим, клялся Давиду, рабу Моему:
Dedin ki, ‹‹Seçtiğim adamla antlaşma yaptım, Kulum Davuta şöyle ant içtim:(89:4) J`ai fait alliance avec mon élu; Voici ce que j`ai juré à David, mon serviteur:
Dedin ki, ‹‹Seçtiğim adamla antlaşma yaptım, Kulum Davuta şöyle ant içtim:,,Am făcut legămînt cu alesul Meu`` -zice Domnul-,,iată ce am jurat robului Meu David:
Dedin ki, ‹‹Seçtiğim adamla antlaşma yaptım, Kulum Davuta şöyle ant içtim:Fiz um pacto com o meu escolhido; jurei ao meu servo Davi:
Dedin ki, ‹‹Seçtiğim adamla antlaşma yaptım, Kulum Davuta şöyle ant içtim:For jeg sier: Miskunnhet bygges op til evig tid, i himmelen grunnfester du din trofasthet.
Dedin ki, ‹‹Seçtiğim adamla antlaşma yaptım, Kulum Davuta şöyle ant içtim:"Ich habe einen Bund gemacht mit meinem Auserwählten; ich habe David, meinem Knechte, geschworen:
Dedin ki, ‹‹Seçtiğim adamla antlaşma yaptım, Kulum Davuta şöyle ant içtim:Ik zeg dan: Uw goedheid en liefde gelden eeuwig; tot in de hemel blijkt hoe trouw U bent.
Dedin ki, ‹‹Seçtiğim adamla antlaşma yaptım, Kulum Davuta şöyle ant içtim:Ja, jag säger: För evig tid skall nåd byggas upp; i himmelen, där befäster du din trofasthet.
Dedin ki, ‹‹Seçtiğim adamla antlaşma yaptım, Kulum Davuta şöyle ant içtim:Jeg sluttede en Pagt med min udvalgte, tilsvor David, min Tjener:
Dedin ki, ‹‹Seçtiğim adamla antlaşma yaptım, Kulum Davuta şöyle ant içtim:주께서 이르시되 내가 나의 택한 자와 언약을 맺으며 내 종 다윗에게 맹세하기를
Dedin ki, ‹‹Seçtiğim adamla antlaşma yaptım, Kulum Davuta şöyle ant içtim:Minä sanon: ikiajoiksi on armo rakennettu, sinä olet perustanut uskollisuutesi taivaisiin. -
Dedin ki, ‹‹Seçtiğim adamla antlaşma yaptım, Kulum Davuta şöyle ant içtim:Nebo jsem řekl: Na věky milosrdenství vzdělávati se bude, na nebi utvrdíš pravdu svou, o nížs řekl:
Dedin ki, ‹‹Seçtiğim adamla antlaşma yaptım, Kulum Davuta şöyle ant içtim:perché hai detto: «La mia grazia rimane per sempre» la tua fedeltà è fondata nei cieli
Dedin ki, ‹‹Seçtiğim adamla antlaşma yaptım, Kulum Davuta şöyle ant içtim:rt azt mondom: Örökké megáll a te kegyelmességed, és megerõsíted a te hûséges voltodat az egekben, [mondván:]
Dedin ki, ‹‹Seçtiğim adamla antlaşma yaptım, Kulum Davuta şöyle ant içtim:„Sklenil sem zavezo z izvoljencem svojim, prisegel sem Davidu, svojemu hlapcu:
Dedin ki, ‹‹Seçtiğim adamla antlaşma yaptım, Kulum Davuta şöyle ant içtim:Ta đã lập giao ước cùng kẻ được chọn của ta, Ta đã thề cùng Ða-vít, kẻ tôi tớ ta, mà rằng:
Dedin ki, ‹‹Seçtiğim adamla antlaşma yaptım, Kulum Davuta şöyle ant içtim:Ta đã lập giao_ước cùng kẻ được chọn của ta , Ta đã thề cùng Ða - vít , kẻ tôi_tớ ta , mà rằng :
Dedin ki, ‹‹Seçtiğim adamla antlaşma yaptım, Kulum Davuta şöyle ant içtim:"Yo hice un pacto con mi escogido; juré a mi siervo David, diciendo
Dedin ki, ‹‹Seçtiğim adamla antlaşma yaptım, Kulum Davuta şöyle ant içtim:Εκαμα διαθηκην μετα του εκλεκτου μου ωμοσα προς Δαβιδ τον δουλον μου
Dedin ki, ‹‹Seçtiğim adamla antlaşma yaptım, Kulum Davuta şöyle ant içtim:Ти каза: Направил съм завет с избрания Си, Заклел съм се на слугата Си Давида, казвайки:
Dedin ki, ‹‹Seçtiğim adamla antlaşma yaptım, Kulum Davuta şöyle ant içtim:כרתי ברית לבחירי נשבעתי לדוד עבדי׃
Dedin ki, ‹‹Seçtiğim adamla antlaşma yaptım, Kulum Davuta şöyle ant içtim:‎قطعت عهدا مع مختاري. حلفت لداود عبدي
Dedin ki, ‹‹Seçtiğim adamla antlaşma yaptım, Kulum Davuta şöyle ant içtim:我 與 我 所 揀 選 的 人 立 了 約 、 向 我 的 僕 人 大 衛 起 了 誓
Dedin ki, ‹‹Seçtiğim adamla antlaşma yaptım, Kulum Davuta şöyle ant içtim:我 與 我 所 揀選 的 人 立 了 約 、 向 我 的 僕人 大衛 起了誓
Dün içtiğimiz şarap mükemmel olurdu.Annak a bornak az üvege, amit tegnap ittunk, tökéletes volna.
Dün içtiğimiz şarap mükemmel olurdu.Der Wein von gestern wäre perfekt gewesen.
Dün içtiğimiz şarap mükemmel olurdu.El vino que tomamos ayer podía haber funcionado perfectamente.
Dün içtiğimiz şarap mükemmel olurdu.이건 우리가 어제 마신 와인의 병인데, 아마 연주용으로 딱맞을겁니다.
Dün içtiğimiz şarap mükemmel olurdu.Le vin qu'on a eut hier aurait été parfait.
Dün içtiğimiz şarap mükemmel olurdu.Onze wijn van gisteren zou perfect zijn geweest.
Dün içtiğimiz şarap mükemmel olurdu.Quel vino che abbiamo bevuto ieri sarebbe stato perfetto.
Dün içtiğimiz şarap mükemmel olurdu.Rượu ta uống hôm qua có thể đã hoàn hảo.
Dün içtiğimiz şarap mükemmel olurdu.To wino, które podano nam wczoraj byłoby idealne.
Dün içtiğimiz şarap mükemmel olurdu.Vinul pe care l-am băut ieri ar fi fost perfect.
Dün içtiğimiz şarap mükemmel olurdu.Това вино, което пихме вчера, би било идеално.
Dün içtiğimiz şarap mükemmel olurdu.То вино, которое мы выпили вчера, было бы идеальным.
Dün içtiğimiz şarap mükemmel olurdu.היין ששתינו אתמול היה מושלם לשם כך.
Dün içtiğimiz şarap mükemmel olurdu.فتلك العبوة التي تحوي النبيذ التي تناولته البارحة ستكون ممتازة للامر
Dün içtiğimiz şarap mükemmel olurdu.指にはめて スライドさせて弾くんだ
Eğer kız seninle gelmek istemezse, içtiğin ant seni bağlamaz. Yalnız, oğlumu oraya götürme.››A keby nechcela žena ísť s tebou, budeš čistý od tejto mojej prísahy, len môjho syna nezaveď nazpät ta.
Eğer kız seninle gelmek istemezse, içtiğin ant seni bağlamaz. Yalnız, oğlumu oraya götürme.››Ako bi pa ženska ne hotela iti s teboj, bodeš prost te zarotitve moje; samo sina mojega ne vodi tja nazaj.
Eğer kız seninle gelmek istemezse, içtiğin ant seni bağlamaz. Yalnız, oğlumu oraya götürme.››Als het je niet lukt, ben je van je eed ontslagen. Maar je mag mijn zoon nooit daarheen brengen."
Eğer kız seninle gelmek istemezse, içtiğin ant seni bağlamaz. Yalnız, oğlumu oraya götürme.››만일 여자가 너를 좇아 오고자 아니하면 나의 이 맹세가 너와 상관이 없나니 오직 내 아들을 데리고 그리로 가지 말지니라
Eğer kız seninle gelmek istemezse, içtiğin ant seni bağlamaz. Yalnız, oğlumu oraya götürme.››Mutta jos tyttö ei tahdo seurata sinua, niin olet tästä valasta vapaa. Älä vain vie poikaani sinne takaisin."
Eğer kız seninle gelmek istemezse, içtiğin ant seni bağlamaz. Yalnız, oğlumu oraya götürme.››ואם לא תאבה האשה ללכת אחריך ונקית משבעתי זאת רק את בני לא תשב שמה׃
Eğer kız seninle gelmek istemezse, içtiğin ant seni bağlamaz. Yalnız, oğlumu oraya götürme.››وان لم تشإ المرأة ان تتبعك تبرأت من حلفي هذا. اما ابني فلا ترجع به الى هناك.
Eğer kız seninle gelmek istemezse, içtiğin ant seni bağlamaz. Yalnız, oğlumu oraya götürme.››倘 若 女 子 不 肯 跟 你 來 、 我 使 你 起 的 誓 就 與 你 無 干 了 、 只 是 不 可 帶 我 的 兒 子 回 那 裡 去
Eğer kız seninle gelmek istemezse, içtiğin ant seni bağlamaz. Yalnız, oğlumu oraya götürme.››倘若 女子 不 肯 跟 你 來 、 我 使 你 起 的 誓就 與 你 無干了 、 只是 不可帶 我 的 兒子 回 那 裡去
Evet, tüm kutuyu içtim. 32 tane Calm's Forte tableti aldım.Calms Forte 32 錠です
Evet, tüm kutuyu içtim.Ano, celé balení.
Evet, tüm kutuyu içtim.Anzi, le prendo tutte.
İlgili Sayfalar