Hepimiz bunu genç yaşlarda farkında olmadan içselleştiriyoruz.Vi tar alla till oss detta från väldigt unga år utan att ens ha ett språk för vad vi sysslar med.
Hepimiz bunu genç yaşlarda farkında olmadan içselleştiriyoruz.Vi tilegner os den alle i en ung alder, uden vi overhovedet kan forklare, hvad vi gør.
Hepimiz bunu genç yaşlarda farkında olmadan içselleştiriyoruz.Všichni je bereme za své od útlého věku, kdy ani neumíme pojmenovat to, co děláme.
Hepimiz bunu genç yaşlarda farkında olmadan içselleştiriyoruz.We maken het ons allemaal op heel jonge leeftijd eigen, zelfs zonder dat we woorden hebben voor wat we doen.
Hepimiz bunu genç yaşlarda farkında olmadan içselleştiriyoruz.Wir verinnerlichen das schon früh, ohne für das, was wir tun, Worte zu haben.
Hepimiz bunu genç yaşlarda farkında olmadan içselleştiriyoruz.Όλοι το εσωτερικεύουμε από μικρή ηλικία, χωρίς να έχουμε καν μια γλώσσα γι' αυτό που κάνουμε.
Hepimiz bunu genç yaşlarda farkında olmadan içselleştiriyoruz.Ми це добре усвідомлюємо з раннього дитинства, хоча й не маємо точного визначення для того, що робимо.
Hepimiz bunu genç yaşlarda farkında olmadan içselleştiriyoruz.Мы усваиваем такое отношение к ним с самого детства хотя даже не можем сказать, в чём заключается наша ошибка.
Hepimiz bunu genç yaşlarda farkında olmadan içselleştiriyoruz.Ние всички го възприемаме в ранна възраст, без дори да имаме думи, с които да наречем това, което правим.
Hepimiz bunu genç yaşlarda farkında olmadan içselleştiriyoruz.כולנו מפנימים אותה מגיל מאד צעיר מבלי שיש לנו אפילו שפה שתתאר את מה שאנו עושים.
Hepimiz bunu genç yaşlarda farkında olmadan içselleştiriyoruz.وجميعنا يدرك ذلك منذ زمن بعيد قبل حتى أن نتمكن من تشكيل اللغة و توصيف أفعالنا.
Hepimiz bunu genç yaşlarda farkında olmadan içselleştiriyoruz.幼い時期から 自分の中に取り込んでいるのです その偏向がどんなものか把握するには
Hepimizin kendi içsel öyküsünü oluşturan bir iç hikayesi var.Abbiamo tutti una nostra storia e un modo di raccontarla.
Hepimizin kendi içsel öyküsünü oluşturan bir iç hikayesi var.Każdy z nas ma swoją wewnętrzną narrację -- swoją własną historię.
Hepimizin kendi içsel öyküsünü oluşturan bir iç hikayesi var.우리 모두에게는 내적인 이야기 즉 내면적 해설들이 있습니다.
Hepimizin kendi içsel öyküsünü oluşturan bir iç hikayesi var.Mindannyiunkban van egy belső mesélő.
Hepimizin kendi içsel öyküsünü oluşturan bir iç hikayesi var.Nous avons tous en nous une histoire qui est notre propre conte intérieur.
Hepimizin kendi içsel öyküsünü oluşturan bir iç hikayesi var.Tất cả chúng ta đều có câu chuyện riêng đó là câu chuyện nội tâm của riêng ta.
Hepimizin kendi içsel öyküsünü oluşturan bir iç hikayesi var.Todos temos uma narrativa interna que é a nossa história individual.
Hepimizin kendi içsel öyküsünü oluşturan bir iç hikayesi var.Todos tenemos una narración interna, nuestra propia historia interior.
Hepimizin kendi içsel öyküsünü oluşturan bir iç hikayesi var.Toţi avem o naraţiune interioară care este propria noastră poveste.
Hepimizin kendi içsel öyküsünü oluşturan bir iç hikayesi var.Vi har alle et indvendigt narrativ, der er vores egen indre fortælling.
Hepimizin kendi içsel öyküsünü oluşturan bir iç hikayesi var.Všichni máme vnitřní příběh, vlastní vyprávěnku.
Hepimizin kendi içsel öyküsünü oluşturan bir iç hikayesi var.We hebben allemaal een eigen innerlijk verhaal.
Hepimizin kendi içsel öyküsünü oluşturan bir iç hikayesi var.Wir haben alle eine innere Erzählung, die unsere eigene innere Geschichte ist.
Hepimizin kendi içsel öyküsünü oluşturan bir iç hikayesi var.Όλοι έχουμε έναν εσωτερικό μονόλογο, ο οποίος αποτελεί την προσωπική μας ιστορία.
Hepimizin kendi içsel öyküsünü oluşturan bir iç hikayesi var.Во всех нас есть внутренний рассказ, который суть наша сокровенная история.
Hepimizin kendi içsel öyküsünü oluşturan bir iç hikayesi var.Всички имаме свой разказ, това е нашата собствена история вътре.
Hepimizin kendi içsel öyküsünü oluşturan bir iç hikayesi var.Ми всі маємо внутрішню оповідь, свою сокровенну внутрішню історію.
Hepimizin kendi içsel öyküsünü oluşturan bir iç hikayesi var.לכולנו יש נרטיב פנימי שהוא הסיפור הפנימי שלנו.
Hepimizin kendi içsel öyküsünü oluşturan bir iç hikayesi var.لدينا جميعاً قصص داخلنا التي هي قصصنا الوجدانية.
Hepimizin kendi içsel öyküsünü oluşturan bir iç hikayesi var.私たちの脳の理解力の単位は物語です
İçsel bir arzu olduğu için, aslında bunun üzerinde kontrole de sahibizdir.A keďže je to vnútorná túžba, máme nejaký pocit kontroly nad ňou.
İçsel bir arzu olduğu için, aslında bunun üzerinde kontrole de sahibizdir.A protože je to vnitřní touha, máme vlastně možnost ji kontrolovat.
İçsel bir arzu olduğu için, aslında bunun üzerinde kontrole de sahibizdir.És azért, mert ez egy belső vágy, van némiféle irányításunk felette.
İçsel bir arzu olduğu için, aslında bunun üzerinde kontrole de sahibizdir.그리고 그것은 내적 동기이기 때문에, 우리는 실제로 성관계를 통제할 감각을 가지게 됩니다.
İçsel bir arzu olduğu için, aslında bunun üzerinde kontrole de sahibizdir.Mamy kontrolę nad tym wewnętrznym pragnieniem.
İçsel bir arzu olduğu için, aslında bunun üzerinde kontrole de sahibizdir.Omdat het een eigen wens is, hebben we er in ieder geval wat controle over.
İçsel bir arzu olduğu için, aslında bunun üzerinde kontrole de sahibizdir.Poiché è un desiderio che parte da dentro, in qualche modo abbiamo un'impressione di controllo.
İçsel bir arzu olduğu için, aslında bunun üzerinde kontrole de sahibizdir.Puisqu'il s'agit d'un désir intérieur, on a en réalité un certain contrôle dessus.
İçsel bir arzu olduğu için, aslında bunun üzerinde kontrole de sahibizdir.Şi pentru că e o dorinţă internă, avem simţul controlului asupra ei.
İçsel bir arzu olduğu için, aslında bunun üzerinde kontrole de sahibizdir.Und weil es ein inneres Verlangen ist, haben wir eine Art Kontrolle darüber.
İçsel bir arzu olduğu için, aslında bunun üzerinde kontrole de sahibizdir.Vì là ham muốn nội tại, chúng ta chủ động kiểm soát chuyện đó.
İçsel bir arzu olduğu için, aslında bunun üzerinde kontrole de sahibizdir.Y debido a que se trata de un deseo interno, es que tenemos cierto control sobre ello.
İçsel bir arzu olduğu için, aslında bunun üzerinde kontrole de sahibizdir.Κι επειδή είναι μια εσωτερική επιθυμία, έχουμε κάποιο αίσθημα ελέγχου πάνω σε αυτή.
İçsel bir arzu olduğu için, aslında bunun üzerinde kontrole de sahibizdir.И защото това е едно вътрешно желание, наистина имаме чувство за контрол.
İçsel bir arzu olduğu için, aslında bunun üzerinde kontrole de sahibizdir.И именно из-за того, что это желание происходит изнутри, мы в какой-то мере можем его контролировать.
İçsel bir arzu olduğu için, aslında bunun üzerinde kontrole de sahibizdir.І саме тому, що це внутрішнє бажання, ми насправді можемо його контролювати.
İçsel bir arzu olduğu için, aslında bunun üzerinde kontrole de sahibizdir.ובגלל שזה רצון פנימי, יש לנו בעצם איזשהי צורה של שליטה עליו
İçsel bir arzu olduğu için, aslında bunun üzerinde kontrole de sahibizdir.ولأنه إحساس داخلي, فلدينا في الحقيقة نوع من التحكم به.
İçsel bir arzu olduğu için, aslında bunun üzerinde kontrole de sahibizdir.ある制御感があります お腹が空いたと 解りはしますが —
İçsel bir duyguyla başlar, içsel bir arzu ya da ihtiyaçla. " Hı hı biraz pizza yiyebilirim."Egy belső érzékeléssel, vággyal vagy szükséggel. "Huhh. Úgy ennék pizzát."
İçsel bir duyguyla başlar, içsel bir arzu ya da ihtiyaçla. " Hı hı biraz pizza yiyebilirim."Empieza con una sensación interna, deseo interno o necesidad. "Mmm. Podría ir por una pizza".
İçsel bir duyguyla başlar, içsel bir arzu ya da ihtiyaçla. " Hı hı biraz pizza yiyebilirim."Het begint met een gevoel, een wens of een behoefte. "Hé, ik zou pizza kunnen gaan eten."
İçsel bir duyguyla başlar, içsel bir arzu ya da ihtiyaçla. " Hı hı biraz pizza yiyebilirim."Începe cu o senzaţie internă, o dorinţă internă sau o nevoie. "Hmm. Aşa aş mânca o pizza."
İçsel bir duyguyla başlar, içsel bir arzu ya da ihtiyaçla. " Hı hı biraz pizza yiyebilirim."이것은 내면적인 감각, 욕구, 혹은 필요에 의해서 시작됩니다. "있지, 나 피자 먹으러 갈래!"
İçsel bir duyguyla başlar, içsel bir arzu ya da ihtiyaçla. " Hı hı biraz pizza yiyebilirim."Nó bắt đầu bằng cảm giác, ham muốn, hay nhu cầu nội tại. "Huh. Tôi muốn ăn pizza."
İçsel bir duyguyla başlar, içsel bir arzu ya da ihtiyaçla. " Hı hı biraz pizza yiyebilirim."Tutto comincia con una sensazione, un desiderio, un bisogno. "Uhm, quasi quasi mangio una pizza."
İçsel bir duyguyla başlar, içsel bir arzu ya da ihtiyaçla. " Hı hı biraz pizza yiyebilirim."Začíná to vnitřním smyslem, vnitřní touhou nebo potřebou. "Huh. Dal bych si pizzu."
İçsel bir duyguyla başlar, içsel bir arzu ya da ihtiyaçla. " Hı hı biraz pizza yiyebilirim."Začína to vnútorným pocitom, vnútornou túžbou alebo potrebou. "Hmm. Dal by som si pizzu."