içmiş ile cümle

içmiş kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Hacer, çıkan suyun etrafını çevirip biriktirmiş, bu sudan kırbasını doldurmuş, kendisi de içmiştir.권보 등은 태조의 기신(忌晨)에 박거비(朴去非)의 집에 모여서 술을 마시며 기생을 불러 풍악을 베풀었는데, 이때에 이르러 일이 발각되어 규탄했던 것이다.
Bir adam içki içmiş sarhoş olmuştu.הוא הרג פעם שוטר כאשר היה שיכור.
ABD'de 65-75 yaşları arasında geçmişte sigara içmiş erkeklerin ultrasonla taramadan geçmesi önerilir.בארצות הברית, מומלץ לבצע סריקת אולטאסאונד לגברים בגילים 65 - 75 שנים, בעיקר לאלה עם היסטוריה של עישון.
Bir adam içki içmiş sarhoş olmuştu.Ljudi su se smijali misleći da je pijan.
Burada süt içmişlerdir.Existovalo tu niekoľko píl.
Aaah! Çok içmişim."Ale się nawaliłem".
Aaah! Çok içmişim."Bol som na mol."
Aaah! Çok içmişim."Che sbronza."
Aaah! Çok içmişim."Ich war so betrunken."
Aaah! Çok içmişim."Jeg var så fuld."
Aaah! Çok içmişim."Jsem totálně namol."
Aaah! Çok içmişim."할 것 같다고 생각되네요
Aaah! Çok içmişim."Mình đã phê thuốc quá rồi."
Aaah! Çok içmişim."Я був п'яний як чіп".
Aaah! Çok içmişim."Я явно перебрал".
Aaah! Çok içmişim."كنت فاقدا للوعي."
Aaah! Çok içmişim."(笑)
"Aman Tanrım, bu dün gece burada değildi. Aaah! Çok içmişim.""Jaj, Istenem, ez nem volt még itt az este!
Ayrıca hiç birşey yememişti. Sadece bir kokteyl içmişti.Er hat nichts gegessen und hatte nur den einen Cocktail.
Ayrıca hiç birşey yememişti. Sadece bir kokteyl içmişti.Et il n'a rien mangé, il a juste bu un verre.
Ayrıca hiç birşey yememişti. Sadece bir kokteyl içmişti.俺がマティーニを出したって?
Bütün öğleden sonra durmadan içmiş olmasına rağmen, hala solgundu.Annak ellenére, hogy egész délután folyamatosan ivott, még mindig sápadt volt.
Bütün öğleden sonra durmadan içmiş olmasına rağmen, hala solgundu.A pesar de haber bebido toda la tarde, él estaba todavía pálido.
Bütün öğleden sonra durmadan içmiş olmasına rağmen, hala solgundu."Apesar de ter passado a tarde a beber, ele continuava pálido.
Bütün öğleden sonra durmadan içmiş olmasına rağmen, hala solgundu.Il avait bu tout l'après-midi, mais malgré cela il était pâle.
Bütün öğleden sonra durmadan içmiş olmasına rağmen, hala solgundu.În ciuda faptului că băuse toată după-amiaza, era încă palid.
Bütün öğleden sonra durmadan içmiş olmasına rağmen, hala solgundu.오후 내내 술을 들이켰는데도 그는 여전히 핼쑥했다.
Bütün öğleden sonra durmadan içmiş olmasına rağmen, hala solgundu.Mặc dù uống rất nhiều nhưng trông cậu ấy vẫn rất xanh xao.
Bütün öğleden sonra durmadan içmiş olmasına rağmen, hala solgundu.Mimo że pił całe popołudnie, nadal był blady.
Bütün öğleden sonra durmadan içmiş olmasına rağmen, hala solgundu.Nonostante avesse bevuto senza sosta tutto il pomeriggio, era ancora pallido.
Bütün öğleden sonra durmadan içmiş olmasına rağmen, hala solgundu.Obwohl er den ganzen Nachmittag getrunken hatte, war er immer noch blass.
Bütün öğleden sonra durmadan içmiş olmasına rağmen, hala solgundu.Ondanks een namiddag van drinken, was hij nog steeds bleek.
Bütün öğleden sonra durmadan içmiş olmasına rağmen, hala solgundu.På trods af at han havde drukket hele eftermiddagen, var han stadig bleg.
Bütün öğleden sonra durmadan içmiş olmasına rağmen, hala solgundu.Přestože celé odpoledne vytrvale pil, byl stále bledý.
Bütün öğleden sonra durmadan içmiş olmasına rağmen, hala solgundu.Trots att han druckit kontinuerligt hela eftermiddagen var han fortfarande blek.
Bütün öğleden sonra durmadan içmiş olmasına rağmen, hala solgundu.Walaupun terus minum sepanjang sore, dia masih terlihat pucat.
Bütün öğleden sonra durmadan içmiş olmasına rağmen, hala solgundu.Αν και έπινε σταθερά όλο το απόγευμα, ήταν ακόμη χλωμός.
Bütün öğleden sonra durmadan içmiş olmasına rağmen, hala solgundu.Він пив весь вечір, але все ще був блідий.
Bütün öğleden sonra durmadan içmiş olmasına rağmen, hala solgundu.Вместо да мисли трезво цял следобед, той беше блед.
Bütün öğleden sonra durmadan içmiş olmasına rağmen, hala solgundu.Он пил весь вечер, но всё ещё был бледен.
Bütün öğleden sonra durmadan içmiş olmasına rağmen, hala solgundu.למרות שהוא שתה ללא הרף כל הערב, הוא נותר חיוור.
Bütün öğleden sonra durmadan içmiş olmasına rağmen, hala solgundu.ومع أنه كان يشرب بثبات طوال الظهيرة، كان مايزال شاحباً
Bütün öğleden sonra durmadan içmiş olmasına rağmen, hala solgundu.僕たちは立ったままレタスを切る召使いを見ていた
Bu yüzden oraya Beer-Şeva adı verildi. Çünkü ikisi orada ant içmişlerdi.Azért nevezék azt a helyet Beérsebának, mivelhogy ott esküdtek vala meg mind a ketten.
Bu yüzden oraya Beer-Şeva adı verildi. Çünkü ikisi orada ant içmişlerdi.Bởi cớ ấy , nên họ đặt tên chỗ nầy là Bê - e-Sê-ba ; vì tại đó hai người đều đã thề nguyện cùng nhau .
Bu yüzden oraya Beer-Şeva adı verildi. Çünkü ikisi orada ant içmişlerdi.Bởi cớ ấy, nên họ đặt tên chỗ nầy là Bê -e-Sê-ba; vì tại đó hai người đều đã thề nguyện cùng nhau.
Bu yüzden oraya Beer-Şeva adı verildi. Çünkü ikisi orada ant içmişlerdi.C`est pourquoi on appelle ce lieu Beer Schéba; car c`est là qu`ils jurèrent l`un et l`autre.
Bu yüzden oraya Beer-Şeva adı verildi. Çünkü ikisi orada ant içmişlerdi.Daher heißt die Stätte Beer-Seba, weil sie beide miteinander da geschworen haben.
Bu yüzden oraya Beer-Şeva adı verildi. Çünkü ikisi orada ant içmişlerdi.Därav kallades det stället Beer-Seba , eftersom de båda där gingo eden.
Bu yüzden oraya Beer-Şeva adı verildi. Çünkü ikisi orada ant içmişlerdi.Demikianlah tempat itu dinamakan Bersyeba, karena di situlah kedua orang itu mengucapkan sumpah
Bu yüzden oraya Beer-Şeva adı verildi. Çünkü ikisi orada ant içmişlerdi.Derfor kaldte man dette Sted Be'ersjeba, thi der svor de hinanden Eder;
Bu yüzden oraya Beer-Şeva adı verildi. Çünkü ikisi orada ant içmişlerdi.Derfor kalte de dette sted Be'erseba*; for der gjorde de begge sin ed. / {* Edsbrønnen.}
Bu yüzden oraya Beer-Şeva adı verildi. Çünkü ikisi orada ant içmişlerdi.Dlatego nazwano miejsce ono Beerseba; albowiem tam obaj przysięgli.
Bu yüzden oraya Beer-Şeva adı verildi. Çünkü ikisi orada ant içmişlerdi.Iată de ce locul acela se numeşte Beer-Şeba; căci acolo şi-au jurat ei credinţă unul altuia.
Bu yüzden oraya Beer-Şeva adı verildi. Çünkü ikisi orada ant içmişlerdi.두 사람이 거기서 서로 맹세하였으므로 그곳을 브엘세바라 이름 하였더라
Bu yüzden oraya Beer-Şeva adı verildi. Çünkü ikisi orada ant içmişlerdi.Pelo que chamou aquele lugar Beer-Seba, porque ali os dois juraram.
Bu yüzden oraya Beer-Şeva adı verildi. Çünkü ikisi orada ant içmişlerdi.Per questo quel luogo si chiamò Bersabea, perché là fecero giuramento tutti e due
Bu yüzden oraya Beer-Şeva adı verildi. Çünkü ikisi orada ant içmişlerdi.Por eso él llamó a aquel lugar Beerseba, porque allí juraron ambos
Bu yüzden oraya Beer-Şeva adı verildi. Çünkü ikisi orada ant içmişlerdi.Preto nazvali to miesto Bér-šeba, lebo tam prisahali obidvaja.
Bu yüzden oraya Beer-Şeva adı verildi. Çünkü ikisi orada ant içmişlerdi.Pročež nazváno jest to místo Bersabé, že tu oba dva přisáhli.

İlgili Sayfalar