içmeye ile cümle
içmeye kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Tom, şaşırdı, etrafa baktı ve birini bile göremedi, böylece sütünü içmeye başladı.Ele se tornou forte e começou a usar a força sem entendê-la, nem saber controlá-la.
Daha sonra çok içki içmeye başladı ve 1984 Mayıs ayında öldü.Hij werd een zware drinker en werd in mei 1984 vermoord teruggevonden.
Yemek yemiyor, sadece içmeye devam ediyordu.Zelf eet hij niet, maar drinkt enkel de wijn.
Sigara içenlerin içmeyenlere oranla yakalanma riski iki kat daha yüksektir.De kans dat rokers de ziekte krijgen is 2 tot 2,5 keer zo groot als niet-rokers.
Tom, şaşırdı, etrafa baktı ve birini bile göremedi, böylece sütünü içmeye başladı.Elisabeth at en dronk nauwelijks, en het werd als een wonder beschouwd dat ze in leven bleef.
Ara sıra bana çay içmeye gelir misiniz?Komt u soms bij me thee drinken?
Ayranı yok içmeye, kürkle gider sıçmaya.Hij smeert zijn achterste met boter en eet droog brood.
Yemek yemiyor, sadece içmeye devam ediyordu.Na początku nic nie chciał jeść, tylko trochę pił.
Suyu içmeye elverişlidir.Woda nadaje się do picia.
Peter bunun üzerine son bir bira daha içmeye karar verir ve içtiği biranın içinden ödül çıkar.Więc powiedział im, że nie przyniesie kolejnego piwa dopóki nie zapłacą za piwa, które wypili.
1) Süt içmeye iştahlı olan erkek.Przykłady: Kot pije mleko.
Ayrıca sigara içenlerin akciğerleri içmeyenlere göre daha siyahtır.Większe ryzyko zaobserwowano także u osób palących tytoń czarny niż u palących tytoń jasny.
Sam sigara içmeye alışık mıdır?(Röker du? = Har du för vana att röka?
Holden bu sırada içki içmeye başlar.Till följd av detta börjar Hindley dricka.
Sigara içenlerin içmeyenlere oranla yakalanma riski iki kat daha yüksektir.Rökare har dubbelt så hög sannolikhet att drabbas av Crohns som icke-rökare.
Sigara içmeyerek ve diğer akciğeri tahriş edici maddelerden kaçınarak önlenebilir.Prevention sker genom att undvika rökning och andra saker som kan irritera lungorna.
Vücudu devamlı kuvvetli tutmalı, yeme-içmeye çok dikkat etmelidir.Man bör dricka mycket och tugga maten noga.
Bununla beraber akciğer kanseri, sigara içmeyenlerde de görülebilmektedir.Passiv rökning är en orsak till lungcancer hos icke-rökare.
Sam sigara içmeye alış.Nisse låter sig också bjudas på en cigarr.
Bart, içki içmeye başlayınca Dean Martin'in "Hey, Brother, Pour the Wine" şarkısını söyler.Коли Мардж напивається, вона співає пісню Діна Мартіна «Hey, Brother, Pour the Wine» (укр.
Sam sigara içmeye alış.Він курить сигарети.
Sigara içenlerin içmeyenlere oranla yakalanma riski iki kat daha yüksektir.Ризик виникнення захворювання в курців вдвічі вищий ніж у людей, що не курять.
Sadece bara içki içmeye geliyorlar.Він іде в бар та починає пити алкогольні напої.
1) Süt içmeye iştahlı olan erkek.(SVO) Кішка молоко п'є.
Büyük günden 2 gece önce sahilde bir bira içmeye karar verirler.Дозріває пиво 14 днів у відділенні дозрівання пива.
Tom, şaşırdı, etrafa baktı ve birini bile göremedi, böylece sütünü içmeye başladı.Він поважав і неживу природу: намагався не наступати на воду і почитав скелі.
Görmeye, gezmeye, kahvesinde oturup çay icmeye değer bir köy.Краще прати, готувати, ходити за садом.
Nadir görülen bir tip olup, daha çok sigara içmeyenler ve kadınlarda görülür.Častěji nastává u nikdy nekouřících osob, žen a Asiatů.
Çalışırken sigara içmeye izin verilmez.Kouření ve službě není povoleno.
Sam sigara içmeye alış.Sam, fumează frecvent!
Sam sigara içmeye alışık mıdır?Fumează Sam frecvent?
Sigara içenlerin içmeyenlere oranla yakalanma riski iki kat daha yüksektir.Persoanele care fumează țigarete prezintă un risc de două ori mai mare decât nefumătorii.
O akşam şehre bir şey içmeye çıkıyor.Seara el iese în oraş să bea ceva.
Virginia'nın hastalığının stresi nedeniyle Poe daha da fazla içki içmeye başladı.A felesége állapota okozta nyomás miatt Poe egyre többet ivott.
Sam sigara içmeye alışık mıdır?Az elektromos cigaretta megöli a dohányzást?
Görüp konuştuğu insanlar buraya bira içmeye gelen bu insanlardır.Mint addig sosem látott személyt, a város ott söröző rendőre megszólítja, akivel elbeszélgetnek.
Görüp konuştuğu insanlar buraya bira içmeye gelen bu insanlardır.Hän on sellainen tyyppi, jonka kanssa voisit ottaa oluen.
Büyük günden 2 gece önce sahilde bir bira içmeye karar verirler.Lahden rannoilla on harjoitettu nautakarjan laidunnusta jo parikymmentä vuotta.
Sam sigara içmeye alış.Eva polttaa tupakan.
7) Yemeye, içmeye ve kadınlara düşkün olmamak.Hän rakastaa syömistä, juomista ja naisia.
Her şeye rağmen de sigara içmeye devam etmektedir.Hän ei kuitenkaan lopettanut tupakointia.
Sam sigara içmeye alışık mıdır?Το τσιγάρο χρησιμοποιείται για το κάπνισμα.
Sam sigara içmeye alış.Κάπνισμα Τσιγάρο
Her şeye rağmen de sigara içmeye devam etmektedir.Παράλληλα δεν έκοψε το κάπνισμα.
Bununla beraber akciğer kanseri, sigara içmeyenlerde de görülebilmektedir.Εκτός από καρκίνο ο καπνιστής μπορεί να εμφανίσει καρδιοαγγειακά προβλήματα.
Mustafa törende yeyip içmeye başlamıştır.Η Καρλόττα επίσης κάπνιζε και έπινε.
Çöküntü yaşayan yazar bununla baş edebilmek için yeniden içki içmeye başladı.Καθότι μεθυσμένος αρχίζει χαίρεται που τον ξαναβρίσκει.
Best içmeye devam edip Londra yakınlarındanki Surbiton'daki her zaman gittiği pub'da görünüyordu.Best fortsatte med at drikke, og han var nogle gange blevet set på den lokale pub i Surbiton, Greater London.
Sam sigara içmeye alış.Sild gøres klar til rygning.
Sigara içenlerin içmeyenlere oranla yakalanma riski iki kat daha yüksektir.Folk, der ryger cigaretter, har en næsten dobbelt så høj risiko for at få TB som ikke-rygere.
Köyün suyu yumuşak tatlı ve içmeye elverişlidir.Sydbaden er kendt for mildt klima og gode vine.
Hiç şarap ve içki içmeyecek; daha annesinin rahmindeyken Kutsal Ruh’la dolacak.Moren har verken tid eller evner til å ta seg av ham, hun drikker og får besøk av mannfolk.
Sam sigara içmeye alış.Slutt å røyke.
Papatya çayı içmeye ve patenle kaymaya bayılır.Masja elsker slikkepinner og å leke med ball.
Sigara içenlerin içmeyenlere oranla yakalanma riski iki kat daha yüksektir.Orang-orang yang merokok memiliki risiko dua kali lebih besar terkena TB dibandingkan yang tidak merokok.
Acıdan deliye dönmüştur ve elinde bulunan zehri içmeye başlar.Ia merasa kasihan atas keduanya dan memandikan sang pangeran dengan air yang dibawa sebagai bekal.
1) Süt içmeye iştahlı olan erkek.Mereka adalah orang yang minum arak.
Adapa şöyle yanıtlar: "Bir başkası yemeyeceksin, içmeyeceksin, dedi".Ayahnya menjawab, "Kamu tidak melakukannya, dan Kamu tidak akan pernah".
Yemek yemiyor, sadece içmeye devam ediyordu.Không ăn nhưng vẫn uống thuốc.
1) Süt içmeye iştahlı olan erkek.牛乳の一気飲みが得意。
İlgili Sayfalar