içme ile cümle
içme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Genç bir yetişkin olmak, kadın olmak, hormonal kontrasepsiyon kullanmak ve sigara içmek bu riski arttırır.Som ung vuxen och kvinna kan rökning och användning av hormonella preventivmedel öka risken ännu mer.
P270 Bu ürünü kullanırken hiçbir şey yemeyin, içmeyiniz veya sigara içmeyin.S20/21 Ät inte, drick inte eller rök inte under hanteringen.
Holden bu sırada içki içmeye başlar.Till följd av detta börjar Hindley dricka.
Yunanlar şarabı hiçbir zaman susuz içmezlerdi.De antika grekerna verkar inte ha druckit vin för att bli berusade.
Hastalığı önlemek için en iyi yapılabilecek sigara içmemektir.Att undvika rökning är det enskilt bästa sättet att förebygga sjukdomen.
Nasyonal sosyalist hükümet sigara içmeyi kınadı ve içlerinden birçoğu tütün tüketimini açıkça eleştirdi.Nazistiska ledare fördömde rökning och kritiserade tobakskonsumtion offentligt.
Erdemli'de içmeleriyle tanınan bir mahalledir.Hon blev frisk (med hjälp av eller trots) drycken.
Sam alışkın olarak sigara içmek ister.Han har för vana att röka svamp-cigarrer.
Ayrıca uykuya çok düşkündür ve içmeyi sever.Han är mycket sällskapssjuk och förtjust i att dricka.
Sigara içenlerin içmeyenlere oranla yakalanma riski iki kat daha yüksektir.Rökare har dubbelt så hög sannolikhet att drabbas av Crohns som icke-rökare.
Mahallenin içme suyu kuyusu açılmış; ancak şebekesi yoktur , kanalizasyon şebekesi yoktur.Den kan bäras glatt (pekande uppåt) men får inte bäras ringlad över ryggen.
2004 yılında hayvan içme suyu göleti yapılmıştır.En ny ladugård för köttdjur uppfördes 2004.
Bu arada yapılan bira içme yarışmasında da kahramanlarımız rezil ederler.Utöver detta bedöms även de öl som bjuds ut på SM-dagen av publiken i tävlingen folkets val.
İkiz kızları Selma ve Patty gibi çok sigara içmekte ve konuşmaktadır.Hon är även storrökare precis som Patty och Selma.
ICME'ler uzay havasının tek nedeni değildir.För mänskligheten var inte ensam i rymden.
Denali klanı da Cullen'lar gibi insan kanı yerine hayvan kanı içmeyi denerler.Precis som familjen Cullen lever de på en diet av djurblod istället för människoblod.
Sigara içmeyerek ve diğer akciğeri tahriş edici maddelerden kaçınarak önlenebilir.Prevention sker genom att undvika rökning och andra saker som kan irritera lungorna.
İçme suyu vardır fakat yetersizdir.Vatten fanns det gott av men det var inte drickbart.
Vücudu devamlı kuvvetli tutmalı, yeme-içmeye çok dikkat etmelidir.Man bör dricka mycket och tugga maten noga.
Köylü erkekler çok canlı bir içki içme şarkısı söylemeye koyulurlar ("Biraya!").Menaderna tvingar honom att dricka "Kärleksdrycken" (som dock är en dödsdryck).
Bugün 13-15 yaş arasındaki Arnavut gençlerinin %15'lik bir bölümü sigara içmektedir.Andelen regelbundet rökande i åldersgruppen 13 till 15 år ligger idag på omkring 15 %.
Tüm köyleri asfalt kaplama yola ve içme suyuna sahiptir. ^ "1990 genel nüfus sayımı verileri".Bara fortsätt även om folk kastar ägg på dig." ^ Sveriges befolkning 1990.
"Kemerhisar İçmeleri".Kräftor Kräva Dessa Drycker!".
Asla alkollü içecekler içmez.Intressant är att de aldrig har observerats dricka vatten.
Mahallenin suyu akan bir içme suyu şebekesi vardır.Damavallbyn kan till och med dricka lite saltvatten.
Et yemek, şarap içmek ve yağ kullanmak kesinlikle yasaktır.Tugga tuggummi, äta eller dricka i dojon är förbjudet.
Örneğin; o dönemde şarap içmezler ve saçlarını kestirmezlerdi.På själva den nionde dagen fastar man genom att varken äta eller dricka.
Canlıların içmesi gereken suda mineral olması gerekmektedir.Jättemyrkott behöver vatten som dricka.
Çoğu Tibetli günde birkaç bardak yak yağı çayı içmektedir.Många lankeser dricker åtminstone tre koppar om dagen.
Kontamine içme suyunda larvanın öldürülmesi için temefos adlı kimyasal kullanılabilir.Kontaminerat dricksvatten kan renas med hjälp av den kemiska substansen temefos som dödar larverna.
İkisi de okuldan çok yakın arkadaş çıkarlar ve Sigara İçmez okulun doktoru olur.Hon röker väldigt mycket, till och med i korridorerna på skolan där man inte får röka.
Geçmişte, hayvanların su içmesi için yapılan olukların çok olduğu söylenir.I ett tidigt skede kan patienten uppmanas att dricka mycket vatten.
Mahallenin içme suyu şebekesi vardır kanalizasyon şebekesi vardı.I någon av byggnaderna fanns ett vårdhem för alkoholister.
Köyün içme suyu şebekesi 2006 yılında verilmiştir.Stadens sockerfabrik lades ned 2006.
Mahallenin içme suyu şebekesi var, kanalizasyon mahallenin bir kısmında vardır.Där finns också Munksundskällan, som försörjer en del av staden med vatten.
Bununla beraber akciğer kanseri, sigara içmeyenlerde de görülebilmektedir.Passiv rökning är en orsak till lungcancer hos icke-rökare.
Şarap içmeyi tercih ettiler.(Kanske vi hellre skulle välja ett rödvin? )
Kanalizasyon ve içme suyu sorunu bulunmamaktadır.Ingen grill eller dricksvatten finns tillgängliga.
Sam sigara içmeye alış.Nisse låter sig också bjudas på en cigarr.
Mahallenin içme suyu şebekesi olsa da su kontrolü yapılmamaktadır; kanalizasyon şebekesi ise yoktur.Själva transporten av bränslet sker torr, det vill säga det finns inget vatten i transportbehållarna.
Beldenin 4 adet ilköğretim okulu ve içme suyu ve kanalizasyon şebekesi vardır.Skolan har 14 nationella program och riksintag för vattenskidor och hantverksprogrammet.
Konaklama, yeme içme ücretsizdir.All mat och dryck var gratis.
Günde 5 bardak veya daha fazla su içmek kalp rahatsızlıklarını %50 azaltabilir.15 %, eller 11 miljoner kycklingar varje år, lider av fel på benen på grund av sin oproportionerliga vikt.
Mahallenin içme suyu şebekesi (2005 yılında yapıldı) mevcut olup kanalizasyon yoktur.Den ursprungliga manbyggnaden är idag (2015) obebodd och i dåligt skick.
Old Fashioned bardak ve snifter, viski içmek için kullanılan diğer bardaklardandır.Benämningen old fashioned-glas kommer av den whiskybaserade drinken old fashioned.
Kapalı alanlarda sigara içmenin yasaklanmasının öncüsü oldu.Det var förbjudet för kvinnor i rökrummet.
Faust yeni gelin olacak Kunigunde'ye kendisine cadılarca verilmiş olan aşk iksirinden biraz içmesini sağlar.Faust låter Kunigunde dricka av trolldrycken och hon blir förälskad i honom.
O parlak ışıktan korunmalıdır, fazla su içmemelidir ve geceyarısından sonra yemek yememelidir.Skötselråden är enkla: inte mata den efter midnatt och att undvika solljus och vatten.
Mouth eskiye göre daha fazla içki içmektedir.Brouček dricker ibland för mycket.
Tom bira içmez.Tom dricker inte öl.
Susan hiç sigara içmez.Susan röker aldrig.
Bart, içki içmeye başlayınca Dean Martin'in "Hey, Brother, Pour the Wine" şarkısını söyler.Коли Мардж напивається, вона співає пісню Діна Мартіна «Hey, Brother, Pour the Wine» (укр.
Çoğu Tibetli günde birkaç bardak yak yağı çayı içmektedir.Тибетці випивають до сорока чашок чаю в день.
Buna göre, kim su içmektedir?А ну-ка, нювалась, хто п'є!
Bir haloklin kolayca oluşturulabilir ve bir içme bardağı veya başka bir kap içinde görülebilir.Галоклін легко можна відтворити і спостерігати у склянці або іншій прозорій посудині.
Bira ve su içme.Добре, піду вип'ю пива.
Sam sigara içmeye alış.Він курить сигарети.
Yemek içmekle ilgili Kur'an'ın ifadelerini yorumlayan bir çalışmadır.Тост — промова, що передує розпиванню спиртних напоїв.
Şarap içmezler, domuz eti yemezler.Як мусульмани, не їдять свинини, і не п'ють спиртного.
Sigara içenlerin içmeyenlere oranla yakalanma riski iki kat daha yüksektir.Ризик виникнення захворювання в курців вдвічі вищий ніж у людей, що не курять.
İlgili Sayfalar