içler ile cümle
içler kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
İçlerinde bu kadar çok şey taşıyor olmaları beni şaşırtmadı.It doesn't strike me that they had so much inside them.
İleriye doğru oynatılmış hali -- bu içlerinde en ünlüsü.This is the most famous one of all of these.
Şimdi, bakın, bu ülkede bilim okur yazarlığının içler acısı hali hakkında çok şeyler yazıldı.Now, look, a lot has been written about the deplorable state of science literacy in this country.
Şimdi gelişigüzel bir biçimde sayılar yerleştirelim içlerine.Let's say-- let me pick some random numbers:
Asya'nın içlerine doğru yayılmış.Southern Europe and through Asia all the way to Indonesia.
İçleri %100 dolu.There's 100 percent up here.
İçlerinde ne olduğunu hissetmedikçe insanlara acı çektirmek kolaylaşır.It gets easier to hurt people because you do not feel what's inside them.
Bir an içlerinde beş parçacık olduğu için helyum 5'e dönüşürler.For a moment they become helium 5, because they've got five particles inside them.
İçlerinden geçebilirdiniz eğer o boyuta ulaşsaydınız.You could go straight through it if you could get down to that scale.
Bunlar bonoboların bize geçmiş ve mevcut zamanımızın içlerine sunduğu küçük tatlandırıcılar.So these are just small tasters into the insights that bonobo give us to our past and present.
Bunlar içlerinde havadaki gazların geçişini sağlayan çok fazla kılcal damar barındırırlar.These have a lot of capillaries on them that allow the exchange of gases.
İçlerine mekanik elektrik cihazlar yani sensörler yerleştirilmiştir.They're embedded with mechanical electrical devices, sensors.
Dünya içler acısı bir halde.The world is fucked up.
Ve burası üç çocuğun tutuklandıkları yer, bu da içlerinden birinin büyükannesi.And that's where the three kids got arrested, and that's the grandmother of one of them.
Ve her bölündüklerinde kendi içlerindeki kimyasalların eşit olmayan bir bölünmesi gerçekleşiyordu.And every time it divided, they got sort of unequal division of the chemicals within them.
İçlerinde zaten ölmüş ustalar ve Shaolin Tapınağı ustası, Tianfeng ustaIt included the masters who passed away and the master of Shaolin Temple, Master Tianfeng
İçlerinde farklı molekül yapılar vardı ve de karıştırılıp eşleştirilebilen farklı renkler.They had different molecular structures inside and different colors that could be mixed and matched.
Aslında, bu topları neden çorbanın içine koyuyoruz, içlerinde zaten et yok mu?In fact, why would we put these balls in the soup, there's meat in there anyway?
ZF:Bu içlerinden iyi olanlardandı, gerçekten.ZF: So that's one of the better ones, really.
Her gün, içlerinde neler olup bittiğini göremediğimizden pekçok hastanın ölümünü izliyorum.I mean, I see patients dying every day because we don't know what's going on inside of them.
Hayat, karaların içlerini keşfedebilmek için yüzünü döndü.Life turned hard so it could venture inland.
Tek yapmaları gereken şey içlerine bakmak.All they gotta do is look inside.
Ve o insanlar içlerindeki yaratıcılığı açığa çıkarmalılar.And those natural people should let their ideas fly.
Yaşlanan bu adayı şu anda içleri hayat dolu olan toprak ve bitkiler örtmektePlants and soils now cover this aging island teeming with life
ve kendi içlerinde katlanmaya başladılar.And then it started changing, and become folding on themselves.
Bazen içlerinde üzüm vardır bazen de böyle çilekler.Sometimes grapes are in them, and you have a bunch of strawberries in them like that.
Artık içlerinde uyuyan virüs hücreleri olan tamamen büyümüş bir bakteri ailemiz var.So now we have a whole extended bacteria family, filled with virus sleeper cells.
Dışarı çıkıp yakartop takımları bulduk, ve içlerine gizlice katıldık.So we went out and found these dodgeball teams and infiltrated them.
Belki içler dışlar çarpımı size mantıksız gelmiş olabilir.You might we wondering cross multiplication does not make sense.
Ve içlerinden biri "Buraya gel.And one of them said, "Come here.
İçlerinden birinin gerçekten beni ciddi bir makalenin yazarlarına eklemeyi istediğini düşündüm.One of them, to his credit, I think really just wanted to engage me in a serious argument.
Çoğu Humvee'de içlerinde iki kamera yerleştirdik.Most of the Humvees, we ended up mounting two cameras in them.
Bu elektronlar protonlar tarafından içlere doğru çekiliyorlar.So what happens is that these electrons get pulled inwards. They get pulled inwards.
Barındıkları bu yerlerin içlerine girmeliyiz.We've got to get in to those homelands.
En içlerime sok ve çevir bıçağı.Cut deep into me and twist the knife.
Petrole bulanmış pelikan. Ne kadar da içler acısı değil mi? Değil mi!That you're insane.
İçlerinden biri negatif olsun ki topladığımda birbirlerini götürsünler. -And now we can substitute back into either of these equations to figure out what y must be equal to.
Hayvanat bahçesinde 14 okapimiz vardı ve içlerinden biri hamileydi.We have a zoo of 14 Okapis, and one of them was pregnant.
Öğrencilerim ve personelimle bunları kesip içlerine bakıyoruz.So my students, my staff, we've been cutting them open.
Ancak içlerindeki gökadalar aslında aşırı yüksek süratlerde hareket ediyorlar.But these galaxies are actually moving at extremely high speeds.
Büyük olasılıkla içlerinde bir erkek de göremezdiniz. Her zaman kadınlar, kadınlar, kadınlar.And you probably hardly see a Thai man there, it's always women, women, women, women.
Ön taraftaki çöplük, minder içleri, ve bunu bütün Türkiye'de görebilirsiniz.The crud in the front is mattress stuffing, and you see that all over Turkey.
İnsanlar çatılarında minder içlerini kuruturlar ya da havalandırırlar.People dry out or air out their mattress stuffing on their roofs.
Pçler, piçler, p*içler...Bastards, bastards, bastards, bastards...
İçlerinde nörotransmiter olarak bilinen bir molekül vardır.They contain a molecule know as a neurotransmitter.
Okyanusun içinden çıkarak Hindistan'ın içlerine kadar ilerler.It comes off the ocean here and is drawn up towards India.
Avustralya, ve Pasifik'in içleri, her yerde yaşayabilir.Africa, Asia, Australia, into the Pacific.
Muson güneye indiğinden, Karnataka'yı geçip Kerala içlerine gidiyorlar.As the monsoon withdraws to the south they come down through Karnataka, into Kerala.
Bu şekilde tutun, avuç içleriniz dışa dönükSo you grab like this, palms out.
Bu projeler kendi içlerinden kendilerinin çıkarılmasını sağlıyor.Doing projects like this is bringing them out of themselves.
Ve aslında içlerinden bir tanesi, oldukça büyük ve içinde bir sürü solucan var.And actually one of the wormeries was a big wormery. I had a lot of worms in it.
İçlerine doğru yürü.Walk on out into them.
Ölmediler çünkü artık içlerinde şarbon yoktu.And they didn't die because they didn't have anthrax anymore.
Avuç içleriniz içe dönük olacak şekilde Avuç içleriniz içe dönük olacak şekildeStart by gripping a barbell with the palms of your hands facing down.
Avuç içleriniz içe dönük olacak şekildeBend your knees slightly and bring your torso forward.
Avuç içleriniz içe dönük olacak şekilde üst vücudunuz yere paralel olana kadar eğilinWhile keeping your back straight, bend at the waist until it's almost parallel to the floor.
Evet, parantez içleri çoktan değerlendirilmiş, bu yüzden biz hazır görünen 5 kere 4'ü yapabiliriz.Well, inside the parentheses is already evaluated, so we could really just view this as 5 times 4.
Burada değerlendirirken neyi düşünmeliyiz, parantez içlerinde?So what is this thing right here evaluate to, this thing inside the parentheses?
İçlerdeki bu iki sayı eşit olduktan sonra gerisi önemli değildir , di mi ?As long as you can say these two inner numbers are the same, right?
İçlerinden birinin adı Joseph idi ve bana ne yaptığımı sordu, ben de anlattım.One of them was named Joseph, and he asked me what was I doing, and I explained.
İlgili Sayfalar