içine ile cümle
içine kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Bunun içine bakmamız gerekiyor.We have to look into this.
Tom kuyunun içine düştü.Tom fell into the well.
Kuş kafesin içine uçtu.The bird flew into the cage.
Tom ayak parmağını suyun içine daldırdı.Tom dipped his toe into the water.
Tom Mary'yi nasıl avucunun içine alacağını bilir.Tom knows how to push Mary's buttons.
Yumurta beyazlarını yumurta sarısının içine katlayın.Fold the egg whites into the egg yolks.
Yumurta beyazlarını limon kabuğunun içine katlayın.Fold the egg whites into the lemon curd.
Maymun kendini sığınağın içine kilitledi.The monkey locked himself in the bunker.
Tom çukurun içine düştü.Tom fell down into the ravine.
Tom soğuk su içine daldı.Tom dove into the cold water.
Kutunun içine bir göz attım.I peeked inside the box.
Tom ayaklarını suyun içine sarkıttı.Tom dangled his feet in the water.
Tom çalıların içine saklandı.Tom hid in the bushes.
Tom çalıların içine gizlendi.Tom hid in the bushes.
Bahçem çok renkli, çünkü içine çok fazla çiçek diktim.My garden is very colourful, because I planted a lot of flowers in it.
Ben içine kapanık biriyim.I'm an introvert.
Leyla öldürüldü ve bir çuvalın içine dolduruldu.Layla was killed and stuffed inside a sack.
Leyla öldürüldü ve bir çuvalın içine konuldu.Layla was killed and stuffed inside a sack.
Leyla içine kapandı.Layla turned herself in.
Muhtemelen Tom evin içine böyle girerdi.That's probably how Tom got into the house.
Tom tasarruflarını bir ayakkabı kutusunun içine gizler.Tom hides his savings inside a shoebox.
Hepsini bağlam içine almak zorundasın.You have to take it all into context.
Sami dairenin içine girdi.Sami went inside the apartment.
Tırmanıcılar çatlak içine düştükten sonra yok oldu.The climbers perished after falling into a crevasse.
Tom'un gözünün içine baktım.I looked right at Tom.
Tom içine kapanıktı.Tom was self-conscious.
Tom içine kapanık.Tom is self-conscious.
Kutunun içine baktım.I looked in the box.
Tom içine kapanık gibi görünüyordu.Tom looked like he was self-conscious.
Tom içine kapanık gibi görünüyor.Tom looks like he's self-conscious.
Mary'nin ağlamayacağı Tom'un içine doğdu.Tom had a hunch that Mary wouldn't cry.
Tom, Mary'nin onun içine havuç koymazsa güveci yemesinin mümkün olmayacağını biliyordu.Tom knew Mary was unlikely to eat the stew if he put carrots in it.
Tom bunun içine bakacak.Tom will look into it.
Sami caminin içine girdi.Sami went into the mosque.
Polis çalıların içine iki atış gerçekleştirdi.The policeman fired two shots into the bushes.
Tom jambonu fırının içine koydu.Tom put the ham in the oven.
Tom yakacak odunu odunluğun içine istif etti.Tom stacked the firewood inside the woodshed.
Tom, Mary'nin göründüğü kadar içine kapanık görünmüyordu.Tom didn't seem to be as self-conscious as Mary seemed to be.
Tom evin içine girdi.Tom went inside the house.
Sami odanın içine baktı.Sami looked inside the chamber.
İsmim neden yuvarlak içine alındı?Why is my name circled?
Adım neden daire içine alınmış?Why is my name circled?
Gözümün içine baka baka nasıl yalan söyleyebildin be Tom?Tom, how could you lie to me, right to my face, like that?
Tom kelimeyi daire içine aldı.Tom circled the word.
Yanlışlıkla kahve bardağının içine tuz koydu.He inadvertently put salt into his cup of coffee.
Top kitaplarını içine koymak için çantasını açtı.Tom opened his bag to put his books in.
Bunu içine koyabileceğim bir kutunuz var mı?Do you have a box that I could put this in?
Sanki yer yarılmış da içine girmişti.He disappeared off the face of the earth.
Yanni çok içine atan biriydi.Yanni kept to himself a lot.
Go oyunu, taşlar karelerin içine değil, kenarların köşe noktalarına konarak oynanır.Go is played on the points of the board, not on the squares.
Lukas teknenin içine düştü.Lukas fell into the vat.
Lukas fıçının içine düştü.Lukas fell into the vat.
"Partimi Ergenekon'un içine çekmek istediler" (Turkish)."Partimi Ergenekon'un içine çekmek istediler" (in Turkish).
Genellikle isteksizce Maya tarafından maceralar içine sürüklendi.Often reluctantly dragged into adventures by Maya.
Daniel, yaşananlardan ötürü evin içine güvenlik kameraları taktırır.Daniel installs security cameras throughout the house.
Maçın yaklaşık beş dakikasında dışarıdaki güreşçiler silahları çemberin içine atmaktadırlar.About 5 minutes into the match, the outside wrestlers throw weapons into the chamber.
Bu üç nükleon potansiyellerinin modelin içine dahil edilebileceği anlamına gelir.This means that three-nucleon potentials must be included into the model.
Bouzes, Justus ve diğerleri Hierapolis'in duvarları içine çekildi.Bouzes, Justus and others retreated within the walls of Hierapolis.
Windows Phone 7.5 itibarıyla, kişiler de "Gruplar" içine sıralanabilir.As of Windows Phone 7.5, contacts can also be sorted into "Groups".
1935 EPR kağıdı felsefi tartışmayı fiziksel bir tartışmanın içine sıkıştırmıştır.The 1935 EPR paper condensed the philosophical discussion into a physical argument.
İlgili Sayfalar